PKK Lideri bir süredir beklenen açıklamasını nihayet yaptı. Açıklama 21 Mart günü Diyarbakır’daki Newroz Meydanında milyonların huzurunda yapıldı. Silahlı mücadelenin rolünü oynadığını belirten PKK Lideri, sorunların demokratik siyasetle çözülmesi aşamasına gelindiğini ifade ederek barış, demokrasi ve kardeşlik çağrısı yaptı. Bu temelde herkesi göreve çağırdı. Şimdi görev sırası bizde.

Kuşkusuz PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı tarihin en güçlü demokrasi çağrısıdır. Onu güçlü kılan, dayandığı toplumsal direnişten çok, devlet olmayan demokrasi paradigmasına dayanıyor olmasıdır. Kürt direnişinin bir demokratik toplum olarak gelişmesi de bunda rol oynamıştır.
PKK Lideri’nin beklenenden de öteye son derece cesur ve kararlı bir adım attığı açıktır. Birçoklarının ateşkes beklentisi içinde olduğu, en ileri düşünenin bile ancak gerilla güçlerini sınır dışına çekilmeye çağıracağını sandığı bir ortamda, PKK Lideri, eğer uygun karşılık bulursa silahlı mücadeleye tümden son vermeyi ifade eden bir çağrı yapmıştır. “Artık fikir, ideoloji ve demokratik siyaset rol oynayacak” diyerek gerçek bir yeni süreç başlatmıştır.
PKK Lideri dünya, bölge ve Türkiye’deki durumu değerlendirerek böyle bir stratejik adım atmayı uygun bulmuştur. Bu onun görüşüdür ve tarihi bir görevi yerine getirmeyi sağlamıştır.
PKK’nin ve Kürtlerin bu karara sahip çıkacağı, dolayısıyla Kürt tarafının demokratik siyasi mücadelede kararlı olduğu açığa çıkmıştır. Nitekim Diyarbakır Newroz Meydanında toplanan milyonlar anında bu çağrıya onay vermiştir. Yine KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, yayınladığı 23 Mart tarihli bildiride PKK Lideri’nin çağrısına sahip çıkacağını açıklamış ve tüm silahlı güçlere ateşkes konumuna geçme talimatı vermiştir.
Kürtler açısından bir sorunun olmadığı, birlik halinde bu sürece sahip çıkacakları netleşmiştir. Bu durum sadece Türkiye sınırları içindeki Kürtlerle de sınırlı değildir. Irak, Suriye ve İran’daki Kürtler de PKK Lideri’nin çağrısına sahip çıkmış, yurtdışındaki Kürtler de desteklerini ilân etmiştir.
Mevcut haliyle Kürt tarafı tam bir bütünlük halinde sorunların demokratik siyasi çözümüne hazır durumdadır. Demokratik siyasi mücadele hamlesiyle sorunları çözeceğine inanmaktadır. Kürtlerin attığı bu adım ve başlattıkları yeni süreç, kendileri gibi, kendi dışlarındaki çevrelere de tarihi görevler yüklemektedir.
Özellikle “Silahlar sussun, o zaman siyaset her sorunu çözer” diyen güçler için hem ön açılmış, hem de sözün gereğini pratikte yerine getirme sorumluluğu yüklenmiştir. Başta Türkiye’deki değişik güç ve çevreler olmak üzere, tüm dünyanın barış ve demokrasiden yana güçleri için tarihi görev ve sorumluluklarını başarıyla yerine getirme zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
PKK Lideri’nin attığı adım, Kürtlerden çok Türkiye’nin diğer toplumsal kesimlerine tarihi görev yüklemiştir. Bu görev barış ve demokratikleşme gibi hiç kimsenin kaçınamayacağı ve erteleyemeyeceği önemde bir görevdir.
Hiç kuşku yok ki, PKK Lideri’nin başlattığı yeni süreçte en büyük görev medyaya düşmektedir. Barış ve demokrasinin gelişmesinde basın-yayın birinci güç durumundadır. Demokrasinin temel gücü toplum, yani kitleler ise, toplumu bilgilendiren ve harekete geçiren de medya olmaktadır. Dolayısıyla barışta da savaşta da medyanın rolü belirleyici konumdadır. Bu nedenledir ki, PKK Lideri, kendisiyle görüşen tüm heyetlerle medyaya seslenmeyi ve göreve çağırmayı gerekli görmüştür.
İnkarcı olmamak lazım. Medya içinde savaşa karşı çıkan, her koşulda barış propagandası yürüten kesimler her zaman var olmuştur. Fakat bunlar dönem dönem çok az sayıya düşmüştür. Çoğunluk ise, hem şoven milliyetçiliğin gelişmesinde ve hem de savaşın tahrik edilmesinde önemli bir rol oynamıştır.
Yani bu duruma gelinmesinde, çözümün bu kadar gecikmesinde medyanın da önemli bir payı vardır. Özgürlük kavramıyla birlikte ifade edilen basının bu duruma düşmesi elbette iyi değildir. Şimdi yeni süreçle birlikte bu olumsuzlukları gidermenin de önü açılmış olmaktadır. Artık baskı ve benzeri uygulamalar ortadan kalkmıştır. Barış ve demokratik çözümün gelişmesinin ilk ilkesi de üslûp düzeltmesi olmaktadır. Bu da en çok medyanın işidir ki, şimdi öncelikli görev bize düşmektedir.
Tabi süreci tek başına medya ilerletecek değildir. Medya gibi, başta demokratik çevreler, kadınlar ve gençler olmak tüm topluma da tarihi önemde görevler yüklenmiş durumdadır. Türkiye’de demokratik siyasetin gelişmemesi ve demokratik toplumun oluşmaması en büyük handikaptır. Bu da medya gibi geçmişin bu denli çatışmalı yaşanmasının ve çözümsüzlüğün uzamasının baş sorumlusudur.
Demokratik toplumun gelişmemesi, kuşkusuz demokrasi bilinci ve mücadelesinin zayıflığıyla bağlantılıdır. Demokrasiye devletçi paradigma ile yaklaşmak bunun baş nedenidir. Demokratikleşmeyi devlet dışı toplulukların tarihsel toplum hakikatına dayandırmadan devletçi çözümle demokratikleşmenin sağlanabileceği safsatası zihinlerin körelmesine, demokrasinin demir kafeste tutulmasına yol açmıtır. Doğru demokrasi bilincinin gelişmemesi buradan kaynaklanmaktadır. Doğru demokratik bilinç olmayınca da, doğru ve yeterli demokratik örgütlenme ve eylem de gelişmemektedir.
PKK Lideri’nin başlattığı yeni süreç, Türkiye’de doğru demokrasi bilincinin oluşması, örgüt ve eylemin gelişmesi için de ön açıcı niteliktedir. Tarihin bu en güçlü demokrasi çağrısının tarihselliği buradan kaynaklanmaktadır. Bu anlamda Amed’deki Newroz Meydanında milyonların huzurunda yapılan bu tarihi çağrının başlattığı yeni süreç, tarihsel toplum gerçeğinin dirilişi anlamına da gelmektedir. Hiçbir gerekçeye sığınmadan ve de ertelemeden bu sürecin yarattığı imkan ve fırsatları değerlendirmeyi, tarihsel göreve sahip çıkarak ülkemizin demokratik dönüşümünü gerçekleştirmeyi bilmek gerekir.
Demekki yeni süreçte esas görev medyaya ve demokratik güçlere düşmektedir. AKP’den veya devletten beklentili olmak, süreci doğru anlamamak olur. Hiçbir demokratik çevre böyle bir yanlışa düşmemeli ve demokratik dönüşümü başkasından beklememelidir.
Süreç demokratik birlik ve halkların kardeşliği sürecidir. PKK Lideri’nin yaptığı demokratik siyasi mücadeleyi geliştirme görevine herkes sahip çıkmalıdır. Özgürlük ve kardeşlik çizgisinde demokratik birliği ve yaşamı inşa etmek için herkes büyük bir sorumlulukla çalışmalı, tam bir demokratik seferberlik içinde olmalıdır.