2014 Newroz'u Kuzey Kürdistan'ın kentleri başta olmak üzere Türkiye'nin birçok kentinde görkemli kutlandı. Newroz büyüledi, coşturdu, heyecanlandırdı. Büyüleyen sadece alanlardaki renk cümbüşü olmadı. Newroz'un ruhuna denk gelen talepler, bu talepleri dillendirirken var olan güven ve olgunluk da bir o kadar etkileyiciydi. 2014 Newrozu'na sayın Öcalan'ın demokratik çözüm sürecine yönelik açıklaması damga vurdu.  

Kürtler ve demokratik kesimler açısından Newroz bir referandum oldu. Bu referandumda; Kürtler, demokratik kesimler ve barış severler sayın Öcalan'ın özgürlüğünün kırmızı çizgileri olduğunu dile getirdiler.
Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümünün aciliyetine dikkat çektiler. AKP'nin oyalayan yaklaşımı karşısında barışın halklarla sağlanacağını, Türkiye'nin halklar barışına ihtiyacı olduğunu bir kez daha ifade ettiler.
Kürtlerin ulusal birliğinin kaçınılmaz bir görev olduğunu bütün Kürt partilerine hatırlattılar.
Demokratik bir ulus ve toplum için bütün farklılıklar kadar eşbaşkanlık sisteminin önemini gösterdiler. Kadının emeğinin, enerjisinin toplumda yarattığı ve yaratacağı değişimin somut göstergesi oldu Newroz alanları.
Kürdistan ve Kürtlerin yaşadığı bütün coğrafyalarda Mezopotamya'nın halkları demokratik, ortak, eşit, barışçıl bir geleceğe evet dediler 2014 Newrozu'nda.
Kuzey Kürdistan ve Türkiye'deki Newroz kutlamalarına yerel seçimlerin kararlılığı, heyecanının yansıdığı; aslında Kürtler ve demokratik kesimlerin yerel seçimleri kazandığını söylemek gerekiyor.
Başarı, sadece ortaya çıkan matematiksel sonuçlarla ifade edilemez. Türkiye gibi bir siyasal iklimde ülkenin bütün farklı kimliklerinin bir araya gelmesi, ortak taleplerde buluşması başlı başına bir kazanım ve rakamsal sonuçları belirleyen ilk basamaktır. Dolayısıyla BDP-HDP çizgisi Türkiye'de halkları birbirine yabancılaştıran psikolojik duvarları yıkmıştır. En büyük kazanım; HDP-BDP çizgisinde bu görünmez duvarların yıkımıdır.
Yıkılan bu duvarların seçim sandıklarına yansıması, kazanımların somutlaşması, Türkiye'nin siyasal ikliminin değişmesi için de çok önemlidir. HDP-BDP'nin Türkiye'yi demokratikleştirme gibi bir iddiası var. Seçim sandıklarından çıkan sonuçların bu iddianın halklar tarafından ne kadar sahiplendiğini gösterecektir.
Geçmişte yaşanan bazı algıların bu seçimlerde yaşanmaması, yerel seçimlerin seçimlerden daha fazlası olduğu bilinmelidir.
'Kürt sorununu ancak AKP çözer' anlayışının gelinen aşamada karşılığı yoktur. AKP; HDP-BDP çizgisinin güçlenmesini isteseydi HDP'ye yönelik saldırılara sessiz kalmazdı. AKP'nin bir çözüm perspektifi yoktur. Şimdiye kadar kısmi bazı değişimler demokratik anlayışı gereği değil, zorunluluktandır. Sayın Öcalan ve Kürt halkının mücadelesinin kararlılığı sonucudur. Dolayısıyla 'AKP kötünün iyisidir' yaklaşımı HDP ve BDP'nin demokratik, barışçıl, eşitlikçi bir alternatif olduğunu kavramamak olacaktır.
Yine demokrasiden, barıştan, çözümden yana olduğunu söyleyenlerin CHP'yi tercih etmesi ise akıl almaz bir durumdur. Bu tercih; bir zihniyetin iz düşümünü, demokratik algı sınırlarını gösterir. Sırf AKP gitsin diye CHP-MHP-Cemaat ittifakını desteklemek Türkiye'nin doksan yıllık cumhuriyet geleneğini, inkarcılığını, katliamlarını, soykırımlarını görmemek demektir. Kılıçdaroğlu daha kendi kimliğini bile kabul etmemişken, Cemaatin çözüm sürecinin karşısında olduğu bu kadar net iken; böylesi bir ittifakın Türkiye'ye ne getireceği ortadadır. Tarihin tekerrürünü isteyenler ancak böylesi tercihler yapar. Evet AKP gitsin ama toplum CHP-MHP-Cemaat ittifakına mahkum değil. Görmek, kabullenmek, inanılmak istenmese de HDP-BDP çizgisi Türkiye halklarının tek alternatifidir.
Türkiye halklarının barışa, eşitliğe, hoşgörüye, kadın özgürlüğüne, ekolojik dengeye ihtiyacı var. Radikal bir demokrasiye ihtiyacı var. Ve bu HDP-BDP'de hayat buluyor.
Şimdi seçim zamanı...
Ve bu seçim yerel seçimlerden daha fazlasıdır...
Demokrasiden, özgürlüklerden yana olan herkesin Newroz'daki tercihlerini, taleplerini sandıklara yansıtma zamanıdır...