İngiltere Gündemi
Charles Dickens ‘Büyük Umutlar’ romanının genç kahramanı Pip’i yoksul taşra hayatından koparıp aristokrat bir beyefediye dönüştürmek için Londra’ya gönderdiğinde, okuru olayların iyimser gelişiminden romanın trajik dokusuna nüfuz edemeyecek bir eşikte tutarak, bu enteresan yolculuğun mutlu bir sonla bitebileceği izlenimi yaratır ilk bakışta. Ancak yaşadığı toplumun katı sınıf sisteminin bilincinde olan Dickens, aristokrasiye giden sınıf merdivenlerini tırmanmak için ‘büyük umutlarla’ yola çıkan Pip’i geldiği sosyal sınıfa geri gönderir. Taşralı heveskar gencin üst sınıfa kültürel ve sosyal iltica macerası ekonomik ve moral bir yıkımla sonuçlanmıştır. Koruyucusunun zenginliğinin gerisindeki büyük suçla da yüzleşen Pip, aritokrasinin acımasız şehri olarak betimlenen Londra’yı terk ederek yoksul ama erdemli ailesine sığınır romanın sonunda.
Dickens’ın 19. yüzyılından post-kapitalizmin 21. yüzyılına uzanan sosyo-ekonomik süreç içerisinde gruplar arası kültürel ve sınıfsal geçişkenlik daha akışkan bir hal almış olsa da Britanya toplumunda alt bir sosyal katmandan üst katmanlara geçiş bugün dahi Avrupa’nın diğer ülkelerine göre çok daha meşakatli bir mesai gerektiriyor.
Bu yılın Mayıs ayında Partiler-arası Parlamento Grubu’nun yayınladığı ‘Sosyal Mobilizasyon Hakkında 7 Temel Gerçek’ başlıklı rapor Britanya’nın gelişmiş ülkeler arasında sosyal mobilizasyon konusunda en kötü durumdaki ülke olduğunu ortaya koyuyor.
Britanya toplumunda gittikçe modern bir ‘kast’ sistemine dönüşme tehlikesi taşıyan düşük sosyal mobilizasyon sadece eşitsizliğe ve adaletsizliğe işaret etmiyor. Rapora göre yoksul ama yetenekli çocukların potansiyellerini değerlendirememenin ekonomiye maliyeti 150 milyar Sterlin civarında.
Son 30 yılda iyice durağanlaşan sosyal mobilizasyonun artacağına ilişkin ufukta herhangi bir işaretin görünmediğine vurgu yapan rapor, Britanyalı bir çocuğun daha üç yaşındayken „sınıfsal“ gerçeğiyle yüzleşmeye başladığını vurguluyor.
Cinsiyet, din ve etnik kimlik gibi faktörlere değinmeyen rapora göre üniversite eğitimi sosyal mobilizasyonun motoru işlevini görüyor. Ancak Britanya’da üniversite eğitimine ulaşabilirlik yoksul ailelerin çocukları arasında günden güne düşüyor. Yüksek sosyo-ekonomik gruplardan gelen çocukların yüzde 65’i üniversite sonrası en kazançlı işlerde istihdam şansı bulurken, bu oran yoksul aile çocuklarında yüzde 19’da kalıyor. Uzmanlar iki yıl önce yıllık üniversite harçlarının üst limitinin 3 bin Sterlinden 9 bin Streline çıkarılmasının bu eşitsizliği gelecek yıllar içerisinde daha da derinleştirip kalıcılaştırcağına vurgu yapıyorlar.
2012 yılında harçların yüksek olmasından dolayı üniversiteye kayıt yaptıran öğrenci sayısında yüzde 11 civarında düşüş yaşandığı belirtiliyor. Yüksek harçlara rağmen devlete borçlanarak üniversiteye gidip mezun olabilen yoksul aile çocuklarını ise işsizlik bekliyor. Ulusal İstatistik Kurumu’nun verilerine göre büyük çoğunluğu alt-sınıf ailelerden gelen 16 ile 24 yaş arasında 1 milyondan fazla genç işsizliğin pençesinde kıvranıyor.
Varlıklı ailelerden gelenlerin eğitim sonrası iş ve statüye ulaşabilirlik oranı ise ülkedeki modern kast sistemini örnekler nitelikte. Britanya’da nüfusun sadece yüzde 7’sinin çocukları özel okullarda okuma ayrıcalığına sahip. Bu talihli yüzde 7’lik kesim içerisinde yer alan ailelerden birinin çocuğuysanız yüksek yargıda koltuk kapma şansınız yüzde 70, borsadaki ilk yüz şirketin yöneticilerinden biri olma şansınız yüzde 54, sağlık sektöründe doktor ya da bürokrat olma şansınız yüzde 51, milletvekili olarak Parlamentoya girme şansınız yüzde 32, bir üniversitenin üst yöneticisi olma şansınız ise yüzde 24’ü buluyor.
Raporun işerat ettiği en önemli konulardan biri de yoksulluk döngüsü. Gelir düzeyi düşük eğitimsiz ailelerin çocukları da hayatlarını yoksulluğa yazgılı şekilde devam ettiriyorlar. Araştırmalar en yoksul ailelerden gelen öğrencilerin yüzde 20’nin en zengin ailelerden gelen yüzde 20’ye göre eğitim alanında 4 kat daha yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Öğrenciler arasındaki bu uçurumun eğitimin ve iş hayatının her aşamasında devam ettiği belirtiliyor.
Dezavantajlı çocuklar için eğitimin kalitesini yüksetmek gerekliliğine vurgu yapan raporun mevcut hükümetin sosyal politikalarına etki etmesi zor görünüyor. Ekonomik krizden çıkış için kamuda sürekli kesinti yapan hükümetin yoksul öğrencilere kaynak aktarma gibi bir niyeti yok.
Eğitimde fırsat eşitsizliği sosyal mobilizasyonu yavaşlatan en önemli etkenlerden biri olarak görülürken, etnik ve dinsel ayrımcılık da sınıflar arası geçişi güçleştiren faktörlerin başında geliyor. Araştırmalara göre Britanya’da üniversite mezunu siyahi gençlerin yüzde 60’ı kariyer gelişimleri sırasında düşük veya yüksek oranda ayrımcılığa maruz kalıyor.
Sınıf atlamanın ‘Büyük Umutları’...