Sanki hiç darbe olmamış ama ikisi de olmamış gibi, işkenceler, tecavüzler, bombardımanlar hiç olmamış ama hiçbir zaman olmamış gibi, sokaklar, meydanlar, evlerin televizyonlu odaları, ceplerimiz de taşıdığımız kapsama alanı yüksek karamsarlık her yere bulaşmamış gibi ama hiç bir yere bulaşmamış gibi, hiçbir şeyden keyif almayan, hiçbir zaman mutlu olmamış ve hiç kimsenin keyif almasına tahammül edemeyen birisi ya da birden çok onun adamları ve yahut yüzde çokları yokmuş gibi tamamen başka bir şey anlatmak istiyorum ya da tam aksine saydıklarımın hepsi olduğu ve umutsuzluk boğazımıza koca bir yumruk gibi oturduğu için başka bir şey anlatmak istiyorum… 

‘Sınır tanımayan ev yapıcıları’ anlatmak istediğim. Burada ya da dünyanın her hangi bir yerinde ‘canımızın istediği’ bir kişinin evini yapmak, bir köyü inşa etmek için, onların yıktıkları, sattıkları, satmak için yıktıkları kentleri, kentsiz yani temerküz olmadan yani iktidarsız ve onların radikal inşaat tekelleri olmadan ve tabii ki müteahhitleri olmadan inşa etmek için bir şey bu. Basit ve sıradan ilkeleri var. Herhangi bir maddi karşılık beklemez. Kimseden emir almaz. Kendi çalışmasını, kendisi örgütler. Ast ve üstü yoktur. Bilgiyi paylaşır. Ev yaptığı kişiden, köyden, halktan tek beklediği yatacak ve yiyecek ihtiyacının karşılanmasıdır. Çok zengin oldukları için çok ihtiyaçları yoktur ya da daha doğrusu çok ihtiyaçları olmadıkları için çok zengindirler. Ancak bütün bunlar yine de karşılıksız değildir. 

Evi yapılan kişi, köy, kent filan ev yapıcılara mutlaka bir şey öğretmek zorundadır. Belki bir başka biçimde çatı yapmayı, duvarın köşesine çekilebilen bir sıvayı, bir çeşit mantar toplamayı ya da bir yemek pişirmeyi yani okulların bilgi hiyerarşisine takılmadan mutlaka bir bilgiyi paylaşmasını bekler. Hatta masal bile anlatabilir eğer güzelse masallar. Bir de birlikte türkü söylemek zorundadırlar. Sesleri çirkinse ağızlarını açıp kapatıp söyler gibi de yapabilirler.

‘Sınır tanımayan ev yapıcıları’na nasıl mı katılabilirsiniz? Öncelikle akademik bir çalışma değildir. Amele olmayı göz önüne almıyorsanız katılamazsınız. Çok yorucu ve bazen sıkıcı olabileceğini hesaba katacaksınız. Durmadan fotoğraf çekip facebookta paylaşmayacaksınız. -Yani fotoğraf çekmek için yaşamayıp bazen yaşadıklarınızı fotoğraflarsanız belki- Sınır tanımayacaksınız ki bu sınır sadece devletlerin resmi ve gayri resmi sınırları değildir. Her cinsten, her yaştan, her renkten, her okulu bitirmiş ya da hiçbir okulu bitirmemiş olabilirsiniz. Fakat gerçekten sürekli bir öğrenci olmalısınız. Tek alacağımız karşılığın bir evin karşısına geçip ‘Bunu biz yaptık’ demek ve keyfine varmak olduğunu bilerek… 

Ve mutlak ki bu sistemin ölçülerine göre çılgın…