Güney Kürdistan yönetiminin referandum kararı ile birlikte Türkiye Güney Kürdistan sınırında askeri tatbikata başladı. Bu kez yalnz başına da değil, IŞİD karşısında silahlarını bırakıp kaçan Irak ordusunu da yanına alarak sadece Güney Kürtlerini değil, dört parçada bütün Kürtleri tehdit ediyor; Kürtlere silah gösteriyor.
“Daha düne kadar sen kimsin? Sen benim muhatabım değilsin!” diyerek racon kestiği Haydar al-Abadi ile birlikte Kürtlere karşı kol kola görünmekten hiç gocunmayan bir Cumhurbaşkanı var. Türk devletinin dış politikada sadece bir önceliği var o da; Kürt karşıtı kim varsa hepsini bir araya getirmek ve Kürtlere saldırtmak.
Esad “Esed” oldu; sonra yeniden Esad oldu; kendi halkını bombalayan katil oldu; buraya kadar her şey normal; ancak ne zaman ki; Kürtler Rojava’da kısmi otonomi kazandılar ve bunu da güvenceye alma eğilimine girdiler; Esed bir anda yeniden Esad oldu ve içerde ulusalcısından dincisine kadar bütün yazarlar hükümete ‘Esad’la Kürt karşıtlığı üzerinden yeniden masaya oturmayı’ telkin etmeye başladılar.
Bir halka bu kadar düşman olmak nasıl bir vicdanın işi; Kürtlerin kendi topraklarında/Rojava’da onlarca yıl kimliksiz yaşamak zorunda kaldıklarını Türkiye’de bilmeyen mi var? Hükümete “yeniden Irak rejimi ile ilişkileri geliştirin!” telkininde bulunan yazarlar arasında bir tane bile Halepçe katliamından haberi olmayan var mıdır acaba?
Kendi devletine “Kürt sorununu hakkaniyet ölçüleri içerisinde çöz!” telkininde bulunmadan; bu noktada kendi Kürtleri ile her hangi bir temas kurmadan; Kürtleri İsrail ve Amerika ile ilişkileri nedeniyle suçlamak nasıl bir vicdanın işidir?
Ağzını açtığında “etle, tırnak” güzellemesi ile söze başlayanlar; kendilerini Kürtlerin canını her defasında acıtacak tırnak olarak mı görüyorlar? Güney Kürdistan’daki referandum kararı Türkiye toplumuna ayna tuttu. Bir de baktık ki; etrafımız, sağımız solumuz Kürt düşmanları ile çevrilmiş!
Güney Kürdistan’da bu zamana kadar yaşananları, Barzani ailesini mutlaka konuşmamız lazım; bu konuşmayı Kürt olsun veya olmasın; soruna samimi yaklaşan herkesle tartışabiliriz; ama burada sorun sadece Güney Kürtlerinin referandum kararı değil ki!
Sınıra giden tanklar sadece Güney Kürdistan’ı tehdit etmiyor ki; aynı zamanda Rojava’yı tehdit ediyor; daha çok Amed’i, Dersim’i, Çewlig’i tehdit ediyor. Her ne kadar tankların namluları Güney Kürdistan’a çevrilmiş gibi gözüküyorsa da; bir anda dönüp yeniden; Silopi’yi, Varto’yu, Cizre’yi, Sur’u vuracağından hiç kuşkunuz olmasın.
Türkiye kendi Kürtleri de dahil dört parçada bütün Kürtlere referandum bahanesiyle silah çekiyor. Kürt sorunun sadece kendi içerisinde de değil; kendi siyasal coğrafyası dışında da barışçıl çözümüne izin vermeyeceğini söylüyor.
Sorunun diğer muhattaplarını da Kürtlere karşı şiddet kullanmaya teşvik ediyor; onları cesaretlendiriyor. Örneğin Irak’a “korkma, Kürtlere saldır, referandum sonuçlarını kabul etme, şiddete başvur, bir sorun yaşarsan ben yanındayım!” diyor. Kendisinin Kürt düşmanlığı yaptığı yetmezmiş gibi başkalarını da buna teşvik ediyor.
Bütün bu yaşananlar maalesef daha önce gayri müslimlerin başına gelenleri çağrıştırıyor. İçerde medya aracılığı ile iblisleştirilen gayri müslimler daha sonra büyük acılarla bu ülkenin dışına atıldılar.
6-7 Eylül olaylarının bu ülkede yeniden bu kez Kürtlere karşı yaşanmayacağının artık hiç bir garantisi yoktur. O zaman da iktidara tutunmak isteyen Menderes Hükümeti bir anda Kıbrıs sorununu keşfetti. Yunanistan sınırında askeri tatbikatlar yapıldı, Kıbrıs Türktür Derneği kuruldu, Atatürk’ün evine bir provokatör bomba attı ve sonra Cumhuriyet tarihinin en utanç verici olayları yaşandı.
Türkiye’de sermaye bir anda el değiştirdi. 6-7 Eylül olaylarının organizatörlerinden emekli asker Sabri Yirmibeşoğlu 6-7 Eylül olaylarını ‘Türk kontrgerillasının en önemli eylemi’ olarak tanımladı.
Şimdi kim bize bir kaç gün sonra bir yerlerde “Kerkük Türktür” derneği kurulmayacağını, sonra Türk kontrgerillasının Kerkük’de provokatif bir eylem yapmayacağını ve bu bahaneyle Türkiye’nin birçok yerinde Kürtlere yönelik bir saldırı dalgasının gelmeyeceğini söyleyebilir.
Bunların hepsi mümkün; her şeye hazırlıklı olmak lazım!