• “1992’de İsviçre’den 95 oturumsuz arkadaşımızı gece yarısı Basel sınırından gruplar halinde gizlice geçirdik. Alman polisi sanki ‘Hoş geldiniz’ dercesine bizi bekliyordu. O günlerin zorluğunu yaşayan biri olarak bugün rahat koşullarda bahane bulup gelmeyenlere sesleniyorum: Birazcık insaf, birazcık merhamet.”

YUSUF NACAR

İlk festivalimizden bugüne kadar, iki festival dışında hepsine katıldım. 1992’de o zamanlar İsviçre’de yaşıyordum. Gençliğin ülke sevgisi ve hasretiyle dolu olduğu bir dönemdi. Tabii o dönem ben de gençlik içerisinde oldukça aktif biriydim.

Festival için İsviçre’den, oturumu olanlar için 10 otobüs, oturumu olmayanlar için ise Almanya’da 2 otobüs ayarlamıştık.

Oturumu olmayan arkadaşları Almanya’ya geçirmek için ben ve beş arkadaşım görevlendirilmiştik. Tam 95 kişiydik.

İsviçre genelinde oturumu olmayan ve festivale gidecek arkadaşların hepsine, gece saat 12’de Basel’de ayrı ayrı yerlerde buluşmak için farklı park ve noktaların adreslerini vermiştik. “Orada buluşalım” demiştik. Kimi arkadaşlar trenle, kimi otobüsle, kimileri de tanıdıklarının arabalarıyla belirlediğimiz buluşma noktalarına geliyordu.

Oturumu olmayan arkadaşlarımızın coşkusunu görünce, sınır ihlali yapan herkese 100 ila 300 Frank arasında ceza yazan İsviçre sınırının Kürtler için bir hiç olduğunu orada anladım. Biz iki arkadaş, grupları onar onar Almanya’ya geçiriyor, karşı tarafta bizi bekleyen iki arkadaşa teslim edip geri dönüyorduk. Almanya’daki iki görevli arkadaşımız da gelenleri otobüslere götürüyorlardı.

Otobüs sabah saat 06.00’da kalkacaktı. Bu nedenle biraz da hızlı hareket ediyorduk. Geçen arkadaşlarımızın hızlı bir şekilde karşıya geçmelerini sürekli söylüyorduk. Her grubun geçişinden sonra yaklaşık yarım saat bekliyor ardından ikinci grubu karşıya geçiriyorduk. Tüm grupları geçirip gönderdikten sonra görevli beş arkadaş olarak en son biz geçecektik. Tabii o dönemin zorluklarını ve yaşanan heyecanı yazıyla anlatmak zor. O anı yaşamak gerekir.

Alman polisi: Hoş geldiniz!

Tüm arkadaşlarımızı sorunsuz bir şekilde sınırdan gizlice geçirip gönderdikten sonra sıra bize gelmişti. Sabah aydınlanmıştı. Heyecanla karşıya geçip otobüse binmek ve festivalimizin yapılacağı alana gitmek istiyorduk.

Geçen yaklaşık 90 arkadaşımız bölgede dikkat çekmiş olacak ki biz son 5 arkadaş sınırı geçtiğimizde karşımızda iki Alman polis arabası sıraya dizilmiş, bizi bekliyordu. Sanki “Hoş geldiniz” dercesine orada duruyorlardı.

Ne yapacağımızı birkaç saniyelik göz temaslarıyla arkadaşlarla anladık. Her birimiz farklı bir yöne doğru kaçtık. Üç arkadaşımız yakalandı ve İsviçre’ye geri gönderildi. Ben ve bir arkadaşım ise onlarca insana sora sora otobüse ulaşmayı başardık.

O dönemde yaşadığımız onca zorluğa rağmen festivalimize katıldık.

Bugün bu kadar rahat koşullarda festivale bahane bulup gelmeyenlere diyorum ki: “Birazcık insaf, birazcık merhamet, birazcık da empati kurun. Biz bugünlere hangi şartlarda geldik, bir düşünün.”