Cizre’deki fiziki katliam basına yansıdı.
Sur’da neler olduğunu birlikte gözlemledik.
Son olarak Erdoğan rejiminin dokunamadığı Kürdistan basınına yansıyan, Şırnak’ın yüzde 70’inin yıkıldığıdır.
Türkiye’de yıkım ve talanla ilgili haber yapan organların öncülüğünü yapan TV kanallarının başında İMC geliyordu; kapatıldı.
Programın yapımcısı Ayşegül Doğan, iş pazarına aykırı bir cümle kullandı: "İşsiz kalmak, Türkiye’de…gurur duyulası bir hal aldı".
Erdoğan, "köstebekliği" yaparak, medya pazarında "meşhur" olan Hande Fırat’ın tersine Doğan: "Çok şahane ışıkların, süper dekorların olmasına gerek yok. Yeter ki bedel ödemeyi, işsiz kalmayı göze alabilin” diyerek, Hande Fırat’ın mesleği intiharın eşiğine getirecek tarihi bir belirlemede bulundu.
Ayşegül Doğan’ın bu söylediklerinden sonra, Ahmet Hakan, bürosunun kapısını kilitleyip, başka bir kapı aralanmalıydı.
Hande Fırat ise, Ayşegül Doğan’ı bir programına konuk ettikten sonra, onunla birlikte, program yaptığı televizyon kanalının kamerasını karartıp, kapıyı kapatıp gitmeli.
Şaka yapmıyorum; böylesi çıkışlar olmadığı müddetçe, Ankara’daki adam Türkiye’nin tümünü karartmada "başarılı" olacak.
Şırnak’ın yıkılmasıyla, İMC’nin kapatılması aynı resim karesine düşüyor.
Ancak, Tayyip’in yıkımı ile Hande’nin yükselişi de aynı tablonun eseri.
Aksesuarda, yükseliş gibi dursa da, Hande’nin açtığı "rafine gazetecilik müsabakası", önüne geçilmesi zor bir "medya harabesi"ne dönüştü bile.
Kürdistan’daki yıkımla, Türkiye’deki basın dünyasının düşüşü arasındaki diyalektik bağın son örneklerinden biri, son olarak Şemdinli’de bir Jandarma Karakolu’na yapılan baskından sonraki görüntü oldu.
Yüksekova’da katledilenlerle ilgili, Türkiye’deki basın sessiz kalmayı nasıl becerdi, diye sormadım çünkü, İçişleri Bakanı, sessiz kalanların imdadına koştu ve "başsağlığı" diledi.
Sonra basını Şemdinli ile ilgili izlemeye koyulduk.
Yayın yasağı kondu.
Sonrasında, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş konuştu.
Binali Yıldırım, "kayıp sayısı"nı açıkladı.
Erdoğan yazılı açıklama yaptı.
Buna bir de İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamasını ekleyin.
Şemdinli ile birlikte, devletin üst kademelerinde bir OHAL göndere çekildi.
Bu Türkiye için bir, ödüllendirme mi, ceza mı? Cevabını veren yok.
Ancak, Tayyip, Türkiye Cumhuriyeti patentli o çıkışı yaptı: "Hesabı sorulacaktır!"
Türkiye’deki basın bugün, yukarıdaki tüm açıklamaları manşetten verecek.
Kitlelerin ırkçılık yüklü psikolojik hafızaları zenginleşecek: "Reis"e biat edecekler.
Yüksekova’da olanları yansıtacak yayın organlarının büyük oranda susturulduğu Türkiye’deki basında, Reis ve sadece Reis olacak.
Bundandır, Reis’in yükselişiyle, basının çöküşü arasındaki güçlü bağ.
Ve bundandır, Şirnex’ın (Şırnak) yıkılmasıyla Kürdistan’daki basın özgürlüğünün yok edilmesi çabaları arasındaki akrabalık.
Yıkımda, start vermeyi öğrenen o ülkede, neyi başarabilir ki "Reis"?
Kürdistan basını yazdı: Şırnak’ın yüzde 70’i yıkılmış.
Şırnak’a 7 bin çadır gerekiyormuş: Söylenecek başka şey var mı?