MİT eski Müsteşarı Emre Taner, Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve  MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın KCK davasında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılamaları konusunda KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı da bir açıklama yaptı.

Sistem içi çekişme
KCK ile görüşmelere katıldıkları için Taner, Güneş ve Fidan’ın suçlanmasının Türk devlet sistemi içindeki çekişmenin bir ürünü olduğunun belirtildiği açıklamada „Bu görüşmeleri başından itibaren siyasi erkin ve devletin ilgili bütün kurumları bilmesine rağmen bugün şaşılacak düzeyde bir tepkinin ortaya çıkması anlaşılır değildir“ denildi.
Türkiye’nin en temel sorunu olan Kürt sorununun bu bağlamda kirli pazarlık konusu yapılmasının ve basit iktidar kavgasına malzeme edilmesinin son derece çirkin olduğunun vurgulandığı açıklamada bu durumun „Kürt halk Önderine, Hareketimize, halkımıza ve Türkiye kamuoyuna, demokrasi güçlerine“ karşı büyük bir saygısızlık olduğunun altı çizildi.

AKP siyaseti iflasın eşiğinde

Açıklamada AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana yürüttüğü ilkesiz, siyasi ciddiyet ve ahlaktan uzak siyasetinin artık iflasın eşiğine geldiği kaydedildi. CHP’nin de şu anda yaşanan durumdan siyasi rant sağlamaya çalışmasını „ciddi bir sorumsuzluk örneği“ olarak nitelendiren KCK, „Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türkiye’nin en temel sorunu olarak gündemde olan Kürt sorununa bu denli düzeysiz ve sorumsuz yaklaşımın çözümü değil, çözümsüzlüğü derinleştireceği açıktır“ değerlendirmesinde bulundu.

Operasyon Türkiye’nin demokratik geleceğine!

KCK operasyonlarının AKP hükümeti tarafından Türkiye’nin demokratik geleceğine karşı yapılmış operasyonlar olduğunun vurgulandığı açıklamada „Bu karanlık zihniyet her geçen gün, siyasette bir çıkmaza, bunalıma, şiddetin tek seçenek olarak yol almasına, toplumun düşünsel ve ruhsal tahribata uğramasına, güvenliğin, demokratik hak ve özgürlükler alanının ortadan kaldırılmasına, toplumsal travmalarla birlikte ağır sonuçlara yol açmaktadır. Sadece rakamsal olarak bile şimdiden 7 bine ulaşan içinde aydın, yazar, belediye başkanı, belediye meclis üyeleri, BDP yöneticileri, halk meclisi üyeleri, avukatlar, sanatçılar, insan hakları savunucuları, sivil toplum örgütü üyeleri ve  aktivistlerin yer aldığı bu tutuklamaların hiçbir hukuki dayanağı yoktur.  ‘terör’ suçlamasının aksine bu rakam, Kürt sorununun demokratik çözümünde ortaya çıkan toplumsal meşru demokratik iradenin göstergesidir.  Hiçbir izana sığdırılamayacak olan bu siyasi operasyonlar aynı zamanda Türkiye’nin kendi ayağına baltayı vurmasıdır.  Bu zihniyet, her gün yeni bir siyasi komplo, senaryo ve provokasyonlarla  demokratik ve özgürlükçü düşünen, davranan ve rol sahibi olan herkesi derdest etmektedir.  Aslında adı demokratik topluma karşı savaş olan bu saldırıların tek sorumlusu Başbakan Erdoğan, AKP hükümeti ve harekete geçirdiği kurumlarıdır.  Çünkü bu o operasyonlar, Erdoğan’ın özel talimatıyla ve Bakanlar Kurulunda alınan karar gereği sistematik olarak yürütülmektedir“ denildi.

KCK uzun yürüyüşü selamladı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürt halkı ve hareketiyle olan bağının kopartılması için 7 aydan bu yana ağır tecrit uygulandığının kaydediği açıklamada „Halkımızın soylu mücadele kazanımlarını, görkemli direnişini kırmak ve gerillamızı tasfiye etmek amaçlı başlatılan topyekün saldırıya karşı Kürt halkının başlattığı direniş Önderlik etrafında kenetlenme, Önderlikle özgürleşme iradesidir“ denildi. Bu direnişin Öcalan özgürleşinceye kadar süreceğini belirten KCK, Avrupa’da gerçekleştirilen „Önder APO’ya Özgürlük, Kürdistan’a Statü“ yürüyüşünü de selamladı.

‘Sert kışlar özgürlük baharına çevrilecek’

KCK, Öcalan’a yönelik 15 Şubat Uluslararası Komplosunun yıldönümü vesilesiyle de şu değerlendirmelerde bulundu: „15 Şubat uluslar arası komplonun yıldönümünde yeni bir ivme kazanacak olan direniş hamlesini Önder APO özgürleşinceye kadar sürdürmek esastır. Bu anlamda bu yıl 15 Şubat’ı karşılarken; sadece bir protesto mahiyetinde değil, yepyeni bir direniş hattını geliştirmek temelinde olmalıdır. Geleneksel olarak tutulan bir günlük oruç tutma ve sokağa çıkmamayı yaygın açlık grevleriyle eylem duruşuna çevirmek, her yerde komplocu güçlerden hesap sormak,  yeni komploları hazırlayan egemen ulus devletçi Türk devletinin ve uluslar arası güçlerin yeni Lozan planını boşa çıkarmak, komplonun tümden aşılmasını sağlamak ancak görkemli direniş ve serhıldanlarla gerçekleşebilir.  Kürdistan halkı,  2012’nin bu zorlu, çetin mücadele yılında sert kışları özgürlük baharına mutlaka çevirecektir. Bu temelde tüm halkımızı; uluslar arası komplonun 13 yıldönümünde  en etkili bir biçimde lanetlemeye, protesto etmeye daha güçlü toplumsal eylemlerle, zulme, haksızlığa karşı  yurtseverlik direnişine katılmaya çağırıyoruz.“

HABER MERKEZİ