Psikolojik, sosyal ve kültürel yapısı ile gençlik bir toplumun kuşaklar arasında en önemli köprüsü olarak görülür.
Toplumlar, gençlere kendi sosyal yapısını, kültürünü ilerletme misyonu biçer. Avrupa’da doğup büyüyen Kürt gençleri ise kuşak çatışması içinde bir bocalama durumunu yaşıyor. İkili bir sistem içinde tıkanıklık yaşayan gençler, köklü çözümler bulunmadığı taktirde daha da zorlanacakları kesindir. Almanya’nın Heilbronn kentinde yaşayan gençlerle hem yaşadıkları sorunlar, hem de sosyal, kültürel ve sportif alanda çalışmalara ilişkin görüştük.

Dili ve kültürü yasaklanmış bir halkız
Hasan Amed, “Bir taraftan, dili, kültürü ve her türlü etnik hakları yasaklanmış ve elinden alınmış bir halkın çocuğuyuz, bir yandan ise bunların tam tersi durumu yaşayan farklı bir toplum içinde yaşamak durumundayız. Bir yandan zulme uğramış ve kimliğinden utanır bile hale gelmek, bir yandan da bunun tersi bir toplum içinde yaşamak en zor olanıdır”diyor.
Az çok Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin farkında olduklarını dile getiren Amed, bir gencin kendi kimliği ile tanıştıktan sistemi sorguladığını belirtiyor. Amed şu cümlelerle kendisini ifade ediyor: “Bir gencin kendi dili, kimliği, kültürünün farkında olması, yine yasaklı ve tanınmamış bir coğrafaya’dan gelmesi, her gün şehadetleri duyması önemli sonuçları da birlikte getiriyor. Artık, o genç rahat bir ortamda yaşamak istemiyor. Dil sorunu yaşıyor, kültür sorununu yaşıyor, kimlik sorununu yaşıyor, kendini ifade etme ve tanıtma sorunu yaşıyor. Bundan dolayı da bulunduğu alanda başarısız kalıyorsun.”
Bütün bu sorunlara rağmen Kürt gençlerinin kendi kimliğini sahiplendiğini de sözlerine ekleyen Hasan Amed, kendi akranlarına şu çağrıda bulunuyor: “ Avrupa’da yaşayan gençler olarak, ülkemizdeki gelişmeleri görüyoruz. Hergün sokakta çatışmalar yaşanıyor. Özgürlük uğruna verilen bedeller var. Sadece kendi kimliğimizi sahiplenmek yetmiyor. Okumak, araştırmak ve kültürümüzü yaşamak ve kültürümüzü kendi aramızda yaşatmak gerekiyor.”

‘Mücadeleden uzak gençler daha zor durumda’

Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde uzak duran gençlerin, sistem tarafından daha da zorlandığını sözlerine ekleyen Hasan Amed, “Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nden uzak duran gençler için durum daha da zordur. Çünkü bildiği bir şey yok, kendinden kaçarak kendilerini Türk diye tanıtıyorlar. Bu yol kolay ama çıkmaz yoldur” şeklinde düşüncelerini dile getirdi.
Hasan Amed, Avrupa’daki Kürt gençlerinin yaşadığı diğer bir sorunun ise zorla evlilik olduğunu vurguladı.
Hasan Amed’in zorla evlendirme konusundaki görüşleri şöyle: “Burada yaşayan Kürt gençlerinin başına gelen en önemli sorunlardan biri de zorla evliliklerdir. Tabii bizim bazı kültürel örf ve adetlerimiz var. Onları yaşatmak ve geleceğe taşımak önemlidir. Ama günümüz dünyasında kabul görmeyecek bazı gelenekler de var. Bunlar zorla evlilik ve tanışmadan yapılan evliliklerdir. Bu gençleri çok zor durumda bırakıyor. Bu evliliklerle gençlerin gelecekleri karartılıyor. Umutsuz bir yaşama sevk ediyor gençleri. Sonunda bir çok ailenin yıkımını da bu evlilikler beraberinde getiriyor. Artık ailelerimiz bu durumu terketmelidir.”

‘Kurum çalışmaları yetersiz’

Başta dernekler olmak üzere Avrupa’da faaliyet yürüten Kürt kurumlarının gençlere yönelik çalışmalarının yetersiz olduğunu belirten Dijwar Güçlü ise, bu durumu şu cümlelerle eleştiriyor: “Ülkede bedel verilmiş ve her zaman kendi halkının yanında yer almış bir ailenin çocuğu olarak şunu söyleyebilir ki, Avrupa’da yaşamak ve sistemin kültürü içinde kendi kültürü ile birlikte yaşamak oldukça zor bir durumdur. Bu farklılıklar gençleri çıkmaza da sürüklüyor. Mesela kendi kimliğinin farkında olmayan bir genç zaten asimilasyon ile karşı karşıyadır. Çünkü onun kimliği artık para ve yaşamdır. Ama yurtsever bir aileden gelen bir genç için yaşam tamamen farklıdır. En fazla zorlanan ise onlardır. Aile içinde tamamıyla Kürt kültürünü, dilini ve inancını yaşarken dışarıda ise tam tersi bir yaşam ile karşılaşıyor ve o yaşamla yüzleşiyorsun. Bu sorunların çözümünde Kürt kurumlarının çalışmalarını yetersiz görüyorum. Gençleri eğitecek, onları bir araya getirecek sportif ve kültürel projeler yok veya çok yetersiz. Özellikle derneklerimizin bu konuda çalışmaları yoktur. Bir örnek verecek olursam, bulunduğumuz bölgedeki derneğimizde gençler bir bilardo masaları kurmuş. Ama maalesef büyüklerimiz gençlere yer bırakmıyor. Bizim de onlara karşı saygımız olduğu için mecburen bu durumu kabul ediyoruz.”

Genç kadınlar için çok daha zor

Avrupa sistemi içinde genç kadınların çok daha önemli sorunlar yaşadığını dile getiren üniversite öğrencisi Zozan Karaaslan ise, “Kürt gençleri olarak bir çok sorunla karşı karşıyayız” dedi.
Gençlerin kimlik sorunu, aile içinde değişik sorunlar ve kültür sorunu yaşadığını ifade eden Karaaslan, şunları belirtti: “En zor olan da genç kadınların durumudur. Bir taraftan sistem kadını daha çok zorluyor. Bir taraftan da geldiği toplumun örf, adet ve kültürü genç kadınları zor durumda bırakıyor.”
Kürt gençlerinin eğitim durumuna da dikkat çeken Zozan Karaaslan devamla şunları dile getirdi: “Bilindiği gibi bir çok ailemiz, eğitim konusunda çok yetersiz. Ülkede eğitim imkanları yeterince olmadığı için, burada da kendi çocuğunu eğitmede zorluk çekiyor. Önem vermiyor. Onun eğitimine sahiplenmiyor. Bu konuda yeteri ciddiyeti göstermiyor. Çoğu kolay ve erkenden para kazanmak için çocuğun eğitimini engelliyor ve onu bir işte çalışmaya teşvik ediyor.


SAİT ÖZTÜRK/HEILBORNN