İsviçre Gündemi


Geçen hafta gazetemizde İsviçre’nin "Türk turizmi uyarısı" başlıklı bir haber çıktı. Haber bu hafta yabancı ve yerli basın tarafından gündeme alındı. PKK ile devlet arasındaki savaşın getirdiği turizm uyarılarına alışmıştık, ama bu seferki ondan çok farklı: SİVİL DİRENİŞ!
İsviçre Dışışleri Bakanlığının "Türkiye’ye gitmeyin" çağrısına Kuoni ve Tui şirketleri de açıklama yaparak uyacaklarını bildirdiler. Bu durum en çok Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya yarayacak. Şirketler bu uyarı sonrası müşterilerini bu ülkelere yönlendiriyorlar. Vitrinleri süsleyen Türkiye görüntülerinin yerini bu üç ülkeden turizm merkezleri yer almaya başladı.
İsviçre’nin Turizm uyarısında Kürt halk direnişinin ve Gezi geleneğinin rolü açıkça hissediliyor. Dışişleri Bakanlığı  açıklamasında da her iki alanda her an büyük gösterilerden, polis şiddetinden bahsediliyor. Açıkça sivil direniş de artık dünyanın dikkatle izlediği bir olgu ve Türkiye’ye bakışı etkileyen bir gerçekliğe dönüştü. Turizm uyarısının Kürdistan bölümünde, PKK ile devlet arasında barış görüşmelerinin sürdüğü de hatırlatılarak, yine de her an olaylar çıkabileceği uyarısı yanında, barış sürecine karşıt kesimlerin provokasyonlarına da dikkat çekiliyor.
Uyarının önemli bölümlerinde "halk ayaklanmalarına" vurgu yapılması da önemli. Türkiye’nin önemli merkezlerindeki halk ayaklanmalarında, polisle karşı karşıya gelindiği ve ciddi çatışmaların yaşandığı hatırlatılarak, bu çatışmalarda turistlerin zarar gördüğü de belirtiliyor.
Özetle halk ve sivil direniş giderek Tütrkiye’ye bakışı da şekillendiriyor. Bugüne kadar bütün muhalefeti PKK ile buluşturarak, kendine "bastırma, öldürme" hakkı tanıyan devlet, PKK’nin çatışmaları durdurmasından sonra kendi asıl çelişkileriyle yüzleşmeye başladı. Türkiye’nin Kürtlere karşı savaşını kullanarak, hasır altı ettiği sorunlar bir bir su yüzüne çıktıkça, sivil direnişin boyutları da genişlemeye başladı.
Sivil direniş şimdiden kazanımlarını hissetiriyor. Türk turizmi uyarısı, sivil direnişin bir başarısıdır.