•  Bir gerilla timinin başkentine kadar inerek, İçişleri Bakanlığı kapısına dayanmasının verdiği mesajı anlamak istemeyen Türk iktidarı, soykırım tehdidi savurarak Rojavayê Kurdistan’da açıkça savaş suçu işleyeceğini duyurdu. 
  •  MİT’ten gelme Türk Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı’nın tehditleri ardından ‘güvenlik zirvesi’ toplandı. Üç gündür yoğun bombardımana rağmen sonuç alamadıkları Başûrê Kurdistan’ın ardından Rojava’da saldırdı. 
  •  ABD ve Rusya’nın hava sahasını açık bırakmasıyla Türk devletinin dün Rojava’nın geneline yayılan hava saldırılarının hedefi, duyurdukları gibi, yerleşim alanları, üretim tesisleri, petrol istasyonları, baraj ve yollar oldu. 

 

Türk İçişleri Bakanlığına yönelik Ölümsüzler Taburu’nun düzenlediği fedai eylemi bahane eden Türk devleti, askeri imha ve siyasi soykırım operasyonlarına Kuzey-Doğu Suriye’yi de ekledi ve dün sabahtan itibaren yoğun hava saldırıları düzenledi. 

Ankara’daki fedai eylemle sarsılan Ankara, mesajı doğru anlamak yerine en iyi bildiği yolda yürümeyi tercih ediyor. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, eylemin ardından güney sınırlarında en az 30 km derinliğinde güvenli bölge oluşturma hedefini yineleyerek, "Yeni adımlarımız hazırlık, zaman, ortam meselesidir. Bunun için ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ sözü kulaklardan hiç eksik olmasın" dedi. 

Alenen soykırım tehdidi

Türk Dışişleri Bakan Hakan Fidan, önceki gün Kıbrıs’ın kuzeyinden ağırladığı Tahsin Ertuğruloğlu ile Dışişleri Bakanlığındaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında alenen soykırım tehdidi savurdu ve savaş suçu işleyeceklerini duyurdu. Fidan, “Ankara’daki saldırının failleri Suriye’den geldi. Irak ve Suriye’de PKK ve YPG'ye ait bütün altyapı, üstyapı tesisleri, enerji tesisleri bundan sonra güvenlik güçlerimizin, silahlı kuvvetlerimizin, istihbarat unsurlarımızın topyekun meşru hedefidir. Üçüncü tarafların PKK/YPG'li tesislerden ve şahıslardan uzak durmasını tavsiye ediyorum. Teröristler böyle bir eylemi gerçekleştirdiklerine bir kez daha pişman olacaklar. Bunu şimdiden söyleyebilirim" dedi.

Savunma Bakanlığında toplantı

Bu açıklamanın ardından Türk Savunma Bakanlığında toplantı yapıldı. Toplantıya Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ile MİT Başkanı İbrahim Kalın katıldı.

Ebdî: Daha önce de işlediler

Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Ankara’daki saldırının failleri Suriye’den geldi” iddiasını yalanlayan Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, şunları belirtti: “Ankara saldırısının failleri, Türk yetkililerin iddia ettiği gibi bölgelerimizden geçmedi. Biz Türkiye’deki iç çatışmanın tarafı değiliz ve bu çatışmanın tırmanmasını da teşvik etmiyoruz. Türkiye’nin bölgelerimize yönelik devam eden saldırılarını meşrulaştırmak ve yeni bir askeri saldırı başlatmak için bahaneler araması derin endişemizi artırmaktadır. Bölgenin ve nüfuslu şehirlerin altyapısını ve ekonomik kaynaklarını hedef almak bir savaş suçudur ve buna daha önce de tanık olduk. Bu nedenle garantör tarafları ve uluslararası toplumu, tekrar eden bu tehditlere karşı uygun pozisyon almaya, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya çağırıyoruz.”

Asılsız suçlamalar döngüsü

QSD Medya Merkezi de kısa bir açıklamayla iddiayı yalanlayıp Türk iktidarının amacını özetledi: “Saldırının faillerinin bölgemizden Ankara'ya geçiş yaptığı veya bölgelerimizi kullandıklarına dair Türk yetkililerin öne sürdüğü tüm iddialar asılsız, tekrarlanan suçlamalardır ve Türkiye'nin her zaman sürdürdüğü asılsız suçlamalar döngüsünün devamı niteliğindedir. Dikkatleri kendi iç sorunlarından ve krizlerinden uzaklaştırıp halkımıza yönelik etnik temizlik ve soykırım suçlarının önünü açmak istemektedirler. Güçlerimiz, iç ve bölgesel güvenliğin sağlanmasına yönelik kararlılığını yineliyor.”

Türk kamuoyunu aldatıyor

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi de bu iddia ve tehditlerin, hem başarısız kalan Suriye politikasının perdelenmesi hem de Türk kamuoyunun aldatılmasına yönelik olduğunu belirten bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Özellikle hayati tesislerin hedef alınması, genel ve insani yaşam durumu üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracak ve savaş suçu teşkil edecek saldırgan bir davranıştır. Suriye'de rolü olan tüm tarafların net pozisyonlara sahip olması ve bu tehditleri sınırlandırması gerekiyor. Bugün uluslararası toplumun, Uluslararası Koalisyon’un, BM'nin, insan hakları ve insani kuruluşların yanı sıra Rusya'nın da Türkiye'nin Suriye'de ve bölgelerimiz genelinde yeni dengeler kurma çabasına karşı etkili ve caydırıcı tavır alması gerekiyor.”

ABD iddiayı doğrulamadı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, önceki günkü haftalık basın brifinginde, Türk tarafının iddia ve tehditlerine dair sorulara da yanıt verdi. Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, “PKK'nin Türkiye'ye yönelik meşru güvenlik tehdidinin farkındayız. ABD ayrıca Suriye'nin kuzeyindeki askeri gerilimin tırmanmasından da kaygılı. Özellikle sivil nüfus üzerindeki etkisinden ve DAİŞ’i yenmek için devam eden çabalara yaratabileceği etkiden endişe duyuyoruz. Bölgedeki politikamızın temel dayanağı olarak gerilimi azaltma ve ateşkeslerin sürdürülmesini savunmaya devam ediyoruz ve Türkiye ile koordinasyonu sürdürüyoruz” dedi. 

Bir Türk gazetecinin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Ankara eylemini gerçekleştirenlerin "Suriye’den geldiğine" ve “PKK’ye ait Irak ve Suriye'deki tesislerin Türkiye'nin meşru hedefi olacağını” açıklamasını ABD'nin nasıl değerlendirdiğine ilişkin gelen soruyu ise Vatel şöyle yanıtladı: “ABD, NATO müttefikimiz Türkiye'nin ve Türk halkının, ABD tarafından Yabancı Terör Örgütü (FTO) olarak tanımlanan PKK'ye karşı mücadelesinde kararlılıkla yanındadır. PKK ve YPG’yi aynı görmüyoruz. Durum bu. Uzun zamandır süre gelen ABD politikasını değiştirmek için burada değilim. Tekrar söylüyorum, PKK konusunda çok net konuştuk. Bu konuda Türk müttefiklerimizin yanındayız. Suriye kökenli olduğundan bahsettiğiniz iddiaya gelince, bu konuda size söyleyecek bir şeyim yok. Buna ilişkin yeterli bilgiye ulaşmadık.“ 

Hava saldırıları yapıldı

Bilindiği gibi Suriye hava sahası, ABD ve Rusya’nın kontrolünde. Türk devleti, dün sabahtan itibaren Kuzey-Doğu Suriye’nin geneline yayılan hava saldırıları düzenledi. Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA), Hesekê’nin Mişêrfe Himê mezrasını, Himê yolu güzergahında bir aracı, Himê istasyonunu, Waşonkanî Kampı’nın etrafını, Til Temir’in Tiwêla köyünü, Amûdê’nin Til Hebeş ve Qamişlo’nun Çilaxa ilçesindeki barajı bombaladı.

SİHA’lar öğleden sonra ise Tirbespiyê ilçesinin güneybatısındaki Kerdahol köyünde bulunan bir petrol alanını; ilçenin kuzeyindeki Seîde petrol istasyonunu (Tirbespi ilçesinde bulunan 2 ana istasyon ve bölgedeki en önemli stratejik yapı olan Seîde petrol istasyonu, aynı zamanda ilçenin kuzeyindeki 15'ten fazla köye ve birçok iletişim kulesine elektrik sağlıyor); Hesekê’nin büyük bir bölümüne elektrik sağlayan ve 20/66 kw gücünde elektrik üreten Xerbî Barajı’nı; Tirbespiyê’nin kuzeyinde bulunan Zarba Tiner Fabrikası’nı bombaladı. 

Şehit e yaralı sivillerin olduğu saldırılarda, hedef alınan tesisler de tahrip edildi. Dün saat 15.00 itibarıyla ayrıntılar netleşmedi.

Til Temir’de SİHA düşürüldü

Hesekê’ye bağlı Til Temir ilçesinin Ruguba ve Ebû Naqa köyleri arasında Türk devletine ait Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) düşürüldü.