And feshedildi.
Erdoğan istenmiyor.
Erdoğan gidecek.
Kimse Türk Hakimleri’nin yargısına başvurmayacak.
Türk Mahkemeleri’nin hakimleri işsiz kalacak.
Kaymakamlar ve valilerin genelgelerini kabul eden sivil Kürdistanlı kalmayacak.
Valiler hükümsüz kalacak.
“Baldırı çıplak” birkaç Jandarma’nın milyonlara korku yayma süreci sona eriyor.
Jandarma daha çok korkacak.
Yani dünya değişti.
Siyaset de değişiyor.
Hatta siyasetde yeni çığır açacak sözler söylendi bile:
“Kendi işimizi kendimiz hallederiz”.
Bu sözler BDP Eşbaşkanı Demirtaş’a ait.
Çok defa söylendi bu sözler diyenler olacak.
Ancak sonrasında Demirtaş:
“Okullarımızı kendimiz açacağız, anadilimizde eğitim yaptıracağız” belirlemesiyle, gelecek aylarda neler olabilecağinin işaretlerini verdi.
Bunlar slogan değil.
Sömürgeci kolonyal devletin kabul etmek mecburiyetinde kaldığı, “legal” bir partinin eşbaşkanının sözleri.
Etkisine gelince;
Bir zamanların: “Vur Gerilla vur, Kürdistan’ı kur!” sloganının devamı.
Slogandan, kendini yönetmeye giden o çetin yolun sonunda ortaya çıkan tablo bu.
Dağdan kopan çığın kentlerde gerçekleştirdiği depremin durulanmasından sonra, berraklaşan toplumun çehresi.
Kürdistan’da tablo durulanınca, Türkiye’de “paket enflasyonu” yaşanıyor.
Şimdilerde, Türkiye çaresiz kaldı.
BDP’nin son yıllarda aldığı en önemli ve yeni çığır açan kararı:
“Belediyeler, Halk Konseyleri tarafından idare edilecek”.
1918’de Almanya’nın Bavyera kendindeki “Konsey Cumhuriyetleri”nde benzeri bir yönetim önerilmiş ve bunun adına “dolaysız demokrasi” denmişti.
Venezuela’da “Semt Konseyleri” bunun yakın tarihteki önemli örneklerinden biri.
Bunlar işlevsal yanla ilgili önemli gelişmelere işaret ediyor.
Daha önemlisi.
Kürdistanlılar isteyen değil, özgürlüğünü, kurtuluşunu alanlar pozisyonuna geldiler.
Bunun için “süreç durdu”.
Erdoğan süreci, durdurarak, bir “Ankara hamlesi” planlıyor.
BDP, Diyarbekir başta olmak üzere, “halk yönetimi”nin yerelde güçlenmesi için “tarihi adımlar” atacağını deklere etti.
“Rojava”da şiddeti yükselten Türkiye, Mart ayına kadar, kendisine oy veren Diyarbekirli’lerin de oylarını kaybetse;
Onunla kalmazsa, Erdoğan’dan umut bekleyen “paket dilencisi” “Kürt kökenli” Milletvekilleri, yerel seçim öncesi Erdoğan’a elveda deseler;
Erdoğan’ın dayanılmaz ağırlığından kurtulmak isteyenlerin tümü, bu adamın tablolarını, heykeli dikilmeden, duvarlardan indirseler;
Ve bu adamın yerine, onun kadar “bela” kemalistler değil de, Türkiye’yi rahatlatacak yeni bir politik opsiyon çıksa, ne olur?
Türkiye nefes alır.
Peki bunun Kürdistan’la ilgisi ne?
Şimdilik “iyi komşuluk ilişkileri” gelişebilir diyeceğim.
Çünkü Kürdistan başını alıp başka bir yörüngeye girecek ve kolonyal Türkiye’nin halkların iradesini durdurmaya gücü yetmeyecek.
Siyasette yeni çağ
And okunmadı.