Friedrich Engels 1845’te İngiltere İşçi Sınıfı hakkında yaptığı bir tespitte, "Her yerde barbarca bir kayıtsızlık, sert egoizm, adı konulamayacak bir sefalet hüküm sürerken, her evin kuşatma altına girdiği yasal koruma altında karşılıklı yağmacılığın göğü tuttuğu bir sosyal savaş hali yaşanırken, çılgın bir dokumanın bu toplumu nasıl hala bir arada tuttuğuna ancak şaşırabiliriz” şeklinde bir belirmesi var. Bu sitenin de adını, reklamını duyduğum günden beri aklımda geçen tek şey tam olarak sert bir egoizm ardına saklanmış barbarca bir kayıtsızlık halinden başka bir şey değil. Lakin gidip sahibine sorsan tam tersini savunacaktır. Çünkü sloganı hatırladığım kadarı ile "Sizin için” diyordu.
Bir iddia mahiyetinde şunu söyleyebilirim. Kürt hareketinin kazanımlarından bugün en net biçimde ve en çok faydalanan orta sınıftır. Ve bu sınıfın en hızlı yükselen kolu inşaat cinnetinin yine hareket ile ilişkisi de çok çetrefilli. Gri kulvarda dans ediyor. Ve bu dansını olabildiğince politik bir muhteva ile maskeliyor. Yoksul ile zenginin Amed'de iyice ayrışan hayatında artık sınırlar var. Ötekileştirme var… Yükselen ve üzerine basa basa ifade edilen "yüksek güvenlikli” sitelerin alıcıları artık kendilerini tehlikede görüyor yanı başındaki kitleden. Yaşamsal olarak herhangi bir gerçekliğe denk düşmeyen bu durumun arka planı elbette bir tartışma konusu, başlı başına yazı konusu.
Basit bir soru sormak istiyorum. Bu lüks yapıya neden Rojava adı verilir? Bu bir duygu sömürüsü değil midir? Yoksa yurtsever bir hassasiyet midir ya da zengin yurtsever insanlara cazip kılmak için bir şirinlik midir? Bana kalırsa Rojava’da her gün kanın döküldüğü, ilaç başta olmak üzere pek çok şeyin ihtiyaç duyulduğu şu ortamda tam olarak kapitalist bir terbiyesizliktir… Rojava Devrimi’nden ve onu destekleyenlerden nasıl yararlanabilirimin uyanıkça bir girişimidir.
İnsanların hayatı ile gündeme koydukları ve adını kazandıkları bir yerin kendi çıkarı için bu kadar rahat kullanılabiliyor olması düşündürücüdür. Bu ad üzerinden insanları daire kiralama ve satın almaya çağırmak düpedüz değerleri de kullanmaktır. Hareket ve onun çemberindekilere ‘yakınlaşma’ yöntemidir ve bu yöntemin son yıllarda çok yaygın hale geldiğini gözlemlemek zor değil. Kısacası şu güncel durumda bundan rant ve kar elde etmenin etik/ahlaki bir tarafı yoktur. Binlerce insanın alenen katledildiği bir ortamda roketin denk geldiği tavuk kümesinin haber olmasına eşdeğer bir "hassasiyet” ile eşdeğer bir durumdur gözümde.
Eğer samimi iseler, bir teklifim olacak. O sitedeki tüm gelirleri düzenli olarak Rojava’ya göndersinler. Ya da buraya göç etmiş ve sokaklarda yaşamak zorunda kalan Rojavalı ihtiyaç sahibi ailelere versinler. Asla olacak bir şey değildir. Böyle bir anlayışa geçit verirsek şuan savaşın en vahşi şekilde sürdüğü ve Rojava Devrimi’ni boğmak isteyenlerin topyekün birleşip saldırdığı Kobanê sitelerine de çağrı çok yakın zamanda olacaktır.
Peki, tüm bunlar neyi ifade ediyor?
Sanırım demokratik inşa süreci, bazıları tarafından "demokratik inşaat süreci" olarak okunuyor. Amed'de bu olan bitenlere özü itibari ile başka bir açıklama getiremiyorum.
Siz savaşın biz adınıza bina yaparız...
Bizim evde TV açık olduğunda kanallarımızın dışında genelde yerel kanalları tercih ediyorum. Geçen yine TV'yi açarken bir reklama denk geldim. Bu reklamı aylardır görüyorum. Kürtçe bir reklam… Amed’de yıllardır hortlayan ve kendini artık bir ‘sınıf’ olarak dayatan müteahhitlerin eseri bir inşaat firmasının site reklamı bu. Adı "Rojava” sitesi…