
Fatima Jazzmine Warsame Zosu… 20 yaşındaki Somalili Zosu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik kompolunun 16'ıncı yılı vesilesiyle düzenlenen Lüksemburg-Strasbourg Uzun Yürüyüş Etabı'nda, eylemin başlangıcı olan 2 Şubat'tan itibaren yürüyor.
Eyleme katılmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ve bu eylemin enternasyonal dayanışma açısından ilk pratiği olduğunu belirtiyor Zosu.
Zosu "Beklentilerimin çok çok üzerinde bir yürüyüş oldu. Ufkumu açtı. Yürüyüşte emeği geçen herkese teşekkür ederim" diyor.
'Ben bir devrimciyim'
Dayanışma amacıyla bu eylemde yerini aldığını belirten Fatima Jazzmine Warsame Zosu devamla şu ifadeleri kullanıyor:" Kürtlerin mazlumiyetini biliyorum. Çektikleri acıları biliyorum. Verdikleri mücadelenin haklılığına inanıyorum. Kobanê'yi, Şengal'i gördükten sonra buraya gelmek benim için bir görev oldu. Motivasyonumu Kobanê'den alıyorum. Ben bir devrimciyim. Tüm devrimcilerin burada olmasını isterim. Afrika'dan geliyorum. Geldiğim yerlerde savaş var. Ben de savaş çocuğuyum. Somali şu anda biraz sakin ama annem 20 sene önceki savaşı hep anlatırdı bana. Acıyı, öfkeyi ve çaresizliği anlatırdı. İçinize girdikten sonra sorunlarımızın aynı olduğunu gördüm. Aynı kaderi yaşıyoruz ancak aramızda bir fark var; siz bu kaderi kabullenmiyor, direniyorsunuz. Hem de dünyaya örnek olacak şekilde direniyorsunuz. Direnişinizi bu yürüyüşle, sizinle birlikte yürüdükten sonra daha iyi anladım."
'Annem sayesinde sizi gördüm'
Annesinin şu anda Afrika'da yaşadığını ama Avrupa'da olsaydı mutlaka bu yürüyüşte yerini alacağını belirten Zosu, motivasyon kaynağının ise annesi olduğunu belirtiyor.
Fatima Jazzmine Warsame Zosu "Beni motive eden annemdi. Bir anne çocuğunu nasıl büyütürse, çocuk da öyle yoluna öyle devam eder. Annem hep bana 'Ben yok, biz varız. Sadece Afrika yok, dünya var. Dünyada sadece biz yaşamıyoruz, hepimiz yaşıyoruz. Hep böyle dünyaya bakacaksın. Sadece kendini görmeyeceksin, her insanı göreceksin.' Annemin sayesinde sizi gördüm. Beni bu doğru yola koyan annemdi. Hep bana insan haklarını, eşitliği anlatırdı. Ama sadece bana anlatırdı. Kimse duymadan... Annem bu düşünceleri dışarda anlatsa, bir gün yaşatmazlar ülkemde. Annem tam bir enternasyonalistti. İyi bir insan hakları savunucusuydu" şeklinde annesinin profilini ortaya koyuyor.
Mandela ve Öcalan; yani biz
Genç Zosu, büyük devrimci önder Nelson Mandela'nın hikayeleriyle büyümüş. Mandela'yı bir 'özgürlük meleği' olarak tanımlıyor. 'Zulme karşı kendisini mücadeleye adamış bir kahraman'ın öyküleri ile büyümenin, insanın devrimci düşüncelere sahip olmasında büyük bir etki yarattığını belirtiyor.
Zosu şunları vurguluyor: "Hayatını zulme karşı mücadeleye adamış gerçek bir kahraman. Şimdiye kadar bunu böyle biliyordum. Demek ki annemi tam anlamamışım. Bunu bir kez daha pratikte anladım. Mandela bendim, ben kendimi gördüm. Ben bizi görememiştim. Bu yürüyüşle sizi gördüm. Mandela ve Öcalan; yani biz. Mandela yıllarca cezaevinde esir tutuldu, tıpkı Öcalan gibi. Oysa onlar özgürlük meleği. Öcalan'ın halen cezaevinde olması beni yaralıyor. Bu yürüyüşün temel şiarı Öcalan'ın özgürlüğü. Bir devrimci olarak elbetteki burada olacağım. Burada çok insanla tanıştım. Motivasyonların kaynağını sordum, istisnasız herkes "Önder Apo" dedi. Eve döndüğümde ilk işim Apo'yu tanımak ve öğrenmek olacak. İlk işim Öcalan'ın kitaplarını alıp okumak olacak. Böylece bu kadar insanın inandığı bir insanı tanımış olacağım."
Kadın erkek eşitliği
O hem yürüyor hem de insan ilişkilerini öğrenmeye ve bir toplumu analiz etmeye çalışıyor. Kadın erkek eşitliği bu yürüyüşte dikkatini çekiyor.
Zosu, "Burada kadın erkek eşitliğine tanık oldum. Müslüman bir toplumda kadın ve erkeğin eşit olabileceğine hiç ihtimal vermezdim. Benim için çok ütopikti. Hata burada kadının erkeklerin önünde yürüdüğünü gördüğümde şaşırdım. Yedi seneden beri Almanya'da yaşamama rağmen bu şaşkınlığı yaşadım. Biz de eylemler olduğunda çok az sayıda kadın katılır. Onlar da en arkada yer alır. Ülkemde bir kadın evlenmeden bir erkekle konuşursa hapse atılır. Müslümanlık adına yanlış uygulamalar var. Kadınlar yok sayılıyor. Ülkemde kadınlar sünnet ediliyor. İnsan yerine koyulmuyor. Sizde kadınlar kutsanıyor Arîn Mîrkan gibi. Kadına değer veriliyor. Burada herşey çok farklı, herkes eşit. Hatta haksızlık olmasın diye onar kişilik komünler bile oluşturuldu. Komünler her gün yer değiştiriyor. Bu, kimseye haksızlık olmasın, herkes eşit olsun diye yapılıyor."
Bana büyük değer verildi
Kendisine büyük ilgi gösterildiğini dile getiren 20 yaşındaki Somalili kadın devrimci, çok sayıda arkadaş edindiğini de söylüyor. Leyla adında bir daha adını hiç unutmayacağı bir arkadaşının olduğunu söyleyen Zosu, "Çok sıcak bir ortam var. Tam bir aile ortamı. Burada bana verilen değeri gördüm. Bundan sonra gönüllü olarak Kürtlerin bir misyoneri olacağım. Sordum, gelecek yıl bir daha yürüyüş olacakmış. Kesin katılacağım. Bundan sonra bir dayanışmacı olmayacağım. Sizden biri olacağım. Gittiğim her yerde buradaki ortamı anlatacağım. Sizleri çevreme tanıtacağım. Seneye burada yalnız olmayacağım; arkadaşlarımı da katacağım" diyor.
ERKAN GÜLBAHÇE/PHALSBOURG