7 Aralık 1934’te, Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle Türkiye’de yaşayan her kadın 22 yaşında seçme, 30 yaşında seçilme hakkı kazanır. Aslında kadınlar seçme seçilme hakkı için 1923’ten beri mücadele etmişler. Nezihe Muhiddin Tepedelengil, 1923 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın kuruluşundan önce Kadın Hakları Fırkası adıyla Türkiye’deki ilk siyasal partiyi kurar. Ancak 1909 tarihli seçim kanununu gerekçe gösterilerek, bu parti kapatılır ve Türk Kadınlar Birliği isimli derneğe dönüşür.
5 Aralık 2016, mekan TBMM... Kadınlara oy hakkı verilişinin yıldönümünde, Türkiye Cumhuriyeti’nin AKP’li Başbakanı Binali Yıldırım konuşuyor. Nezihe Muhiddin mezarında ters dönmüştür. Yıldırım kendisince çok kafiyeli bulduğu cümlesini kadınlara gülümseyerek söylüyor: "Bakan olabilirsiniz, Başbakan da olabilirsiniz ama size bir bakan olmazsa hiçbir şey yapamazsınız. Bence kota kısıtlayıcı bir uygulama, önemli olan kadınlara mücadele alanları açmaktır…"
Bunca yıldır kazanılmış haklara rağmen Türkiye’nin siyasi çehresi, zihniyeti, dili ve pratiği neden hep erkek renginde gelişiyor, Binali Yıldırım sayesinde daha iyi anlamış olduk! Bütün mesele, bize bir bakan olmamasıymış! Haa ondan! Bunca seçilmiş Kürt kadın milletvekilline yıllardır AKP’li milletvekillerinin, meclis başkanlarının ve başbakanlarının hakaretleri, saldırganlıkları... Ha ondan! TBMM’nin kadın aklı, ruhu ve rengi olan Kürt kadın milletvekillerinin hapse atılması ve ağır cezalar istenmesi. Ha ondan! Her gün katledilişimizi durduramayışımız. Bir bakanımız yok anacağım, tüm mesele de bu işte!
Bu nasıl bir yüzsüzlük ki, AKP iktidarı döneminde binlerce kadının onlara bakanları tarafından vahşice katledildiğini unutuyor, unutturmak istiyor. Eşi-sevgilisi onlarca kadının önce bakanı, sonra katili oldu. Yoksa başbakan da tam da bu nedenle mi rahatsız bakanı olmayan kadınlardan? Bakanı olmayan kadın kendine bakan kadındır, bakmayı ve bakılmayı bir hayat felsefesine bağlamış kadındır. Nezihe Muhiddin’in de bir kitabına verdiği isim gibi ‘‘Benliğim Benimdir’’ diyen kadındır. Bakanı olmayan kadın ‘Xwebûn’ olmayı başaran kadındır. Eğer bugün Türkiye’de binlerce kadın seçme seçilme hakkı da dahil birçok hakka sahipse; bu hayata ve kendilerine sağlam bakmayı bilen kadınların mücadelesiyle gerçekleşti. Yoksa bir bakanları olmadığı için oturup kahrolan ya da bir bakanları olduğu için yan gelip yatan kadınlar cehennemi olurdu kadınların dünyası. Egemen erkek cenneti olan Türkiye’nin başbakanı belki de tam da bu nedenle bu cümleyi kurdu. Kadınlar cehennemine nasıl gidilir’i en iyi anlatan bugünkü Türkiye tablosunun mimarlarından biri de bu zat değil mi?
Kadınların seçme seçilme hakkını kazanmasının yıldönümünde neden mecliste bir kadın konuşmuyor? Neden bugünün anlam ve önemine denk gelişmeler kat edilip edilmediğini kadınlar özgürce değerlendiremiyor? Neden bu hakkı layıkıyla kullanan Kürt kadınlarının varlığı ilk günden itibaren mecliste sorun yaratıyor? Bugün mecliste onlar neden yok? Meclis’ten zindana gönderilmelerini sağlayan anayasanın varlığı, TBMM’yi anlamsız kılmıyor mu? Tam da bu ve benzeri birçok sorunun cevabı için, kadınların asıl mücadele alanı, AKP’nin bu faşizan zihniyetini durdurmak olmalıdır.
Eğer Türkiye’nin ilk siyasi partisi Kadın Hakları Fırkası kapatılmasaydı, acaba Türkiye’de siyasetin erkek aklı ile şekillenmeme şansı olabilir miydi? Eğer 20-30 yıldır seçilen Kürt milletvekillerinin, en son seçilen Kürt kadın milletvekillerinin akıbeti zindan, gözaltı, tehdit olmazdı belki. Müjgan Ekin 44 gündür kayıp olmazdı, binlerce çocuk tutuklu olmazdı bu ülkede. Kadınların her gün katledildiği bir ülkede, başbakanın kadınlar adına konuşarak; kotadan, kadınlara mücadele alanı açılmasından bahsetmesi sadece gülünç değil, öfkelendirici bir durum. Bize bir bakan olmazsa hiçbir şey yapamayacağımızı söyleme gafletinde bulunan bu erkek egemen, faşizan zihniyetli başbakana; biz kadınlar, kendi emeklerimiz ve ödediğimiz bedellerle açtığımız mücadele alanlarından gereken cevapları yaratmasını bileceğiz. Susturulamayan, dizginlenemeyen, hapsedilemeyen akışkan enerjimizle; bizleri aşağılayan Binali Yıldırım’ı da tarihin çöp sepetine göndermek biz kadınların boynunun borcudur artık!