Büyük bölümü çatışmasızlıkla geçen son 3 yıllık dönemde yaşanan orman yangınlarından sadece 50 hektar ormanın zarar gördüğü Kürdistan’da, yeni savaş konseptinin devreye girdiği son bir haftada 400 hektarlık ormanlık alan yakılarak yok edildi. “Yangın Lice, Şemdinli, Cudi, Dêrsim’de olunca Mersin’de yaşanan seferberliği göremiyoruz” sözleriyle Kürdistan söz konusu olunca doğaya karşı da ikiyüzlülük yapıldığını belirten Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt, “Çıkartılan yangınlar, katledilen hayvanlar ve yok edilen doğa için cezaların verilmemesi aslında biz sizi doğanızla beraber yok ederiz mesajıdır” dedi.

Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mimarı olduğu ve “Başkanlık savaşı” olarak tanımlanan yeni savaş konsepti, sadece siyasi ve askeri operasyonlardan ibaret olmayıp topyekün katliam zihniyetinin bir gereği olarak Kürdistan coğrafyasını da yok ediyor. Türkiye’nin son bir haftadır tekrardan içine çekildiği savaş sürecinde Amed’in Lice ve Kocaköy ilçeleri, Cudi Dağı, Mardin’in Savur ve Mazıdağ İlçeleri, Dêrsim gibi bölgelerde yüzlerce hektarlık ormanlık alan, bağ ve bahçe, TSK tarafından yapılan bombardıman, kullanılan izli mermi ve uçak ve helikopterlerden atılan yanıcı maddelerle kül edildi. 


20 bin hektarlık orman yok edildi

Uzun zamandır AKP Hükümetin orman politikaları ve Kürdistan’da devlet eliyle yakılan ormanlık alanlar üzerine çalışma yapan KESK’e bağlı Tarım Orkam-Sen yetkililerine göre, son 30 yıldır yaşanan çatışmalı dönemde Kürdistan coğrafyasında yaklaşık 20 bin hektarlık ormanlık alan bilinçli olarak çıkartılan yangınlarla yok edildi.  Yangınlar sadece orman alanlarıyla sınırlı kalmadı, meyve bahçeleri, çayır ve mera alanları ile tarım ve köy arazileri de yangınlarda kül olurken, facianın boyutları daha da arttı. Yok olan binlerce hektarlık orman alanında çıkartılan yangınlarla ilgili birkaç defa soruşturma açılsa da, 30 yıllık süreçte hiçbir soruşturma sonuca ulaşmadı, sorumlular asla yargılanmadı.

Son bir haftadır içine girilen savaş sürecinde ise savaşın mimar ve yürütücüleri, 30 yıllık kirli savaş geleneğinin bir devamı olarak yaklaşık 400 hektarlık ormanlık alanı, yangınlarla yok etti. 90’lı yılların AKP’de vücut bulan zihniyetiyle, uçaklardan atılan yanıcı maddelerle başta Diyarbakır’ın Lice ilçesi ve Cudi Dağı’nda olmak üzere birçok yerde bilinçli yangınlar çıkartıldı. Orman Genel Müdürlüğü bu yangınlara hiçbir müdahalede bulunmazken, yangınları söndürmek isteyen bölge halkı ise, askerler tarafından tehdit edildi, engellendi. 

Oysaki 2013-2015 yılları arasındaki çatışmasızlık döneminde Kürdistan’da yaklaşık 50 hektarlık bir ormanlık alan yangınlar sebebiyle zarar gördü. 


Anayasa, Kürdistan’da geçersiz

Üstelik Kürdistan coğrafyasında çıkartılan yangılar, Anayasa’nın 169’uncu maddesinde “Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz” şeklinde sabitlenen hükme rağmen yaşandı. İnsanların “yaşam” gibi en doğal haklarının korunmasına yönelik yasalarda olduğu gibi doğal yaşamın korunmasına ilişkin yasalar da “ancak” ve “ama” ile başlayan gerekçelerle, Kürdistan coğrafyasında hükümsüz kılındı. 


AKP doğa düşmanı

1961 Anayasası’nda “ormanlara zarar verme” suçu “insan öldürmek” ile eş değerken, bu durum zaman ilerledikçe aşındı, 90’lı yıllarda hükümsüz kaldı. Doğayı bir rant alanına çeviren AKP, son 12 yılda 1956 yılında hazırlanan 6831 sayılı Orman Kanun’unda yaptığı 10 ayrı değişiklik ve sonucundaki 2/A, 2/B gibi düzenlemeler ile batı illerindeki ormanlık alanları sermaye sahiplerine peşkeş çekti, cunta ve kirli savaş zihniyetinin taşıyıcısı olarak da Kürdistan’da bir çok ormanlık alanı yok etti.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt, devlet politikasının bir gereği olarak, Kürdistan söz konusu olduğunda doğaya karşı da bir ikiyüzlülük olduğunu söyledi. 

Geçtiğimiz günlerde Mersin’de çıkan ve tüm sivil toplum örgütlerinin seferber olduğu, 5 helikopter ve bir yangın söndürme uçağı ve karadan müdahale edilerek bir saat içinde söndürülen yangını anımsatan Kurt, “Doğa her yerde doğa, canlı her yerde canlıdır ancak bir ikiyüzlülük var. Yangın Lice, Şemdinli, Cudi, Dêrsim’de olunca Mersin’de yaşanan seferberliği göremiyoruz. Lice’de yangın hala kontrol altına alınmış değil. Beytüşşebap’ta 15 gündür yangın devam ediyor. Bir saat havadan müdahale edilse söndürülecek ama müdahale edilmiyor” sözleriyle yaşanan durumu anlattı. 


Yangın var, daha ötesi yok!

Kurt, savaş politikalarıyla Kürdistan’da sadece ormanlık alanların yok edilmediğini bir bütün olarak Kürt halkının toprak, tarım ile bağının kesilmeye çalışıldığını, bu politikaların bir sonucu olarak da hiçbir güvenlik sorunu olmayan 700 bin hektarlık verimli arazinin mayınlarla kaplı olduğunu hatırlattı. Kurt, son bir haftada yaşanan yangınlarla ilgili 30 yıllık çatışmalı dönemde olduğu gibi hiçbir cezalandırmanın yapılmadığını belirterek, “Çıkartılan yangınlar, katledilen hayvanlar ve yok edilen doğa için cezaların verilmemesi aslında biz sizi doğanızla beraber yok ederiz mesajıdır” dedi.

Çatışma ortamının biran önce son bulması çağrısı yapan Kurt,  “Yangın var ötesi bir şey yok. Bu yangını söndürmeye, kamuoyunu duyarlı hale getirmeye çağırıyoruz. Bu yangınlardan sorumlu olanlarla ilgili bir an önce soruşturmaların açılmasını ve cezalandırmaların yapılmasını istiyoruz” dedi.


DENİZ NAZLIM/DİHA/ANKARA




Doğa katliamına tepki

Mezopotamya Ekoloji Hareketi Batman Meclisi, devletin Kürdistan’da yaptığı doğa katliamına tepki gösterdi.

Mezopotamya Ekoloji Hareketi Batman Meclisi, devreye konulan savaş konsepti ile birlikte Kürdistan coğrafyasında yaratılan tahribata karşı Êlîh (Batman) Yılmaz Güney Sineması önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda meclis üyesinin katıldığı açıklamayı yapan Batman Ekoloji Meclisi Eş Sözcüsü Bahattin Göç, Şırnak Hudut Taburu’ndan 15 Temmuz’da Cudi Dağı’na yapılan top atışlarıyla bölgede başlatılan yangınların Lice, Kulp, Dêrsim ve Kato Dağı’na sıçradığını hatırlattı.

Göç, “HES’lerle doğamızı tahrip eden ve barajlarla kültürümüzü yok etmeye çalışan zihniyetin kirli yüzü bir kez daha su yüzüne çıkmıştır. Eğer Türkiye’de savaş politikaları yürütülüyorsa, savaşın yaratacağı tahribatlar bir bölgeyle sınırlı kalmayacağı tüm Türkiye’de tahribatlar olacağı aşikârdır” dedi. 


ÊLÎH