MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG


Şêx Seîd Camii Yönetim Kurulu Üyesi Hacı Hulusi Barak, “Ülkedeki yoksulları unutmayalım. Bizler burada varlık içinde yaşarken yıkılan ve harabeye çevrilen ülkemiz Kürdistan’da birçok insan adeta bir lokma ekmeğe muhtaç” diyerek Kürdistanlıları kendi insanına sahip çıkmaya çağırdı. 

Almanya’nın Hamburg kentinde Kürdistan İslam Toplumu’nda (CİK) faaliyet yürüten Şêx Seîd Camii’nin yönetim kurulu üyesi Haci Hulusi Barak, 10 yıldır bu görevini sürdürüyor. 59 yaşındaki Barak’ın ailesi Erzurum’dan Konya’nın Kulu ilçesine yerleşmiş. Evli ve üç çocuk babası olan Hulusi Barak, emekçi ve mütevazi kişiliği ile tanındığı gibi toplum içerisinde de oldukça sevilen biri kişi. Cuma namazı için camiye gittiğimizde bizi gülümseyerek karşılıyor. Biz de Ramazan ayı münasebetiyle kendisi ile sohbet etmek istediğimizi söyleyince anlatacak ‘neyim olabilir ki?’ diyerek mütevazi bir yaklaşım gösteriyor. Daha sonra Barak ile Türk camiileri, eski bayramlar, Kürdistan’a fitre ve zekat-yardım konularını konuştuk. 

‘Onların duası bize bedduaydı’

Hacı Hulusi Barak kökenlerinin Erzurum’un Horasan Kürtlerine dayandığını söylüyor ve devam ediyor: “Ailem daha sonra Konya’nın Kulu ilçesine yerleşmiş. 1958 Kulu doğumluyum. 1990 yılından bu yanada Hamburg’da yaşıyorum. Hamburg’a ilk geldiğim yıllarda ibadetlerimi daha çok Merkez Camii’nde yapardım. Bu esnada Milli Görüş Derneği’ne üyeydim. Düzenli aidatımı veriyordum. Tabii Merkez Camiine gittiğim sıralar Kürtlük bilinci fazla gelişmemişti. Kürt olduğumu biliyordum ama daha çok ümmet kavramına inanıyordum açıkçası. Merkez Camii’nde çoğu kez beddua şeklinde Kürt halkına hakaretler edildiğine şahit oldum. Bu bende rahatsızlık yaratsa da bunu çevreme fazla yansıtamadım. Ama onların duası bize bedduaydı. Bizi de bu suça alet etmek istercesine amin dememizi istiyorlardı. Kimi zaman bu duaya tabii olmamak için camiye gitmediğim de oldu.”

‘Kürt’ten evliya koyma avluya’ 

Tüm bu din dışı davranışların zamanla kendisinde bir sorgulama bilinci geliştirdiğini söyleyen Barak, “Kürt olduğumuz için farklı bir dili konuştuğumuz için bu zulme maruz kaldığımızı anladım. Onların tabiriyle Kürtler ne yaparlarsa yapsın duaları kabul olmaz! Adeta Müslümanlığımız sorgulanıyordu. ‘Kürt’ten evliya koyma avluya’ derlerdi çoğu zaman. Onların gözünde her zaman teröristtik. Halbuki bunlar Orta Asya’da Şamanizme tabii oldukları zaman Kürt halkı çoktan Müslümandı. Bizler kavim olarak Hz İbrahim’in soyundan geliyoruz. Bizim soyumuzda sopumuz da belli, gocunacak bir şeyimizde yok. Kimseden ne üstünlüğümüz var, ne de kimseden aşağı kalır bir yanımız” diyor.

‘Adeta kanımız emdiler’ 

Gittiği Türk camiisinde 10 yıl boyunca kendilerinden para toplandığını belirten Barak, “Camiye gidenlere adeta yolunacak kaz gözüyle bakıyorlar. Gerçekten toplanan paranın ne kadarının hizmet olarak geri dündüğü belli değildi. Her hafta yardım amacıyla para topluyorlardı. Çeçenistan’dan Afganistan’a, Filistin’den Somali’ye kadar herkes için bizden para aldılar. Ama bir güne bir gün, mazlum Kürt halkı için para toplamayı akıl edemediler. Camilerinde Müslümanlıktan başka her şeye rastlayabilirsiniz. Camilere yakın yerlerde bakkal ve uçak acentaları açılarak sömürü çarkı perçinleniyordu. Camiye gelen insanları dört bir yandan kuşatarak kendilerine bağımlı kılmak istiyorlardı. Peygamber efendimizin hadislerinde müminlerin kardeş olduğu söylenilir. Ama ben bunların kardeşliğine inanmıyorum artık. Zaten kendileri de Kürtlerin kardeşliğini benimsemediklerini açıktan açığa beyan ediyorlar. Ezik, zavallı, kendisini inkar eden, gözü kapalı devlete biat eden insanların kardeşliklerini istiyorlar. Ne zaman milliyetine ve diline sahip çıktıysan bu seferde sana terörist diyorlar” şeklinde duygularını ifade ediyor. 

‘Ayrımcılık her yerde’ 

Hacı Hulusi Barak, bu insanların riyakarlıklarını gördüğü için onlardan uzaklaştığını şöyle anlatıyor: “Ayırımcılık her yerde vardı. Hiç unutmuyorum, bir seferinde Türkiye’ye tatile gideceğim. Milli Görüşe yakınlığıyla bilinen Ekrem adında birinden 800 Mark karşılığında bilet almıştım. Aynı şahıs bana 800 Mark’a verdiği bileti birçok kişiye 700 Mark’a vermişti. Sırf Kürt olduğum için bunu bana yapmıştı. Buna benzer birçok örnek var. Ben de tüm olup biten bu haksızlıklara isyan ederek bir daha camilerine gitmedim” diyor.


‘Anadilinizle size hitap eden camilere gidin’

Merkez Camii’nden ayrıldıktan sonra sık sık Şêx Seîd Camii’ne gittiğini ifade eden Hacı Hulusi Barak devamında: “Şêx Seîd Camii’ne gittiğimde bana hitap eden dinin burada olduğunu gördüm. Bana ait ve benim anadilimle ibadet yapılıyordu. 10 yıllık geçmişimle adeta utanç ve pişmanlık duydum. Bu 10 yılın vebalini ve utancını üzerimden atmak için camii içerisinde ne görev varsa yapmak istiyordum. Zaten son on senedir camiinin yönetim kurulunda yer alıyorum. Başka camiilere giden Kürt kardeşlerime sesleniyorum: Sizin yeriniz burasıdır. Sizi inkar eden ve her duanın sonunda size hakaret ve beddua eden camiilere gitmeyin. Bunların camiileri, Allah’ın evi olmaktan uzaklaşmış. Gerçekten inancınızı yaşamak istiyorsanız anadilinizle size hitap eden camiilere gidin.”

‘Allah mazlumların tek sığınağıdır’

Eski bayramları özlediğini söyleyen Barak, “Eskiden her şeyde bir tat vardı. Ramazan’ın feyzi, bereketi ve maneviyatı daha fazlaydı. Belki yoksul insanlardık ama bir o kadar da mutluyduk. Kanaat sahibi insanlardık. Bence devir değişmedi. Değişen insanların hırsları ve bencilikleri. Eskiden iftarlara mutlaka insanlar çağrılırdı. Bayramlarda yoksullar ve çocukları sevindirirdik. Hastaları ziyaret ederdik. Mutlaka her evi ziyaret eder bir lokmada olsa orda bir şeyler yerdik. Burada da imkan bulduğum sürece eve misafir getiriyorum. Biz büyüklerimizden  böyle öğrendik. Helale haram katmazdık asla. Ama şimdi devir değişti. İnsanlar gayri meşru yollarla kazandıkları paralarla Hacca gidiyorlar” dedi.

‘Fitre ve zekatımızı halkımıza verelim’

‘Son olarak ne söylemek istersin?’ dediğimizde ise Hacı Hulusi Barak, “Ülkedeki yoksulları unutmayalım. Bizler burada varlık içinde yaşarken yıkılan ve harabeye çevrilen ülkemiz Kürdistan’da birçok insan adeta bir lokma ekmeğe muhtaç. Kendimizi bu insanların yerine koyalım bir kere. Bu insanları  bir zaman maddi koşuları oldukça iyiydi. Ama devletin zulmünü kabul etmedikleri için bunca zulme maruz kaldılar. Mutlaka bu insanlara bir şekilde ulaşıp yardım etmemiz gerekiyor. Gerekirse birer aileyi kardeş aile edinebiliriz. Bu insanların merhamet sahibi insanların yardımına ihtiyacı var. Şüphesiz bu yardımlarımız Cenab-ı Allah’ın yanında karşılığını bulacaktır. Bu aynı zamanda yurtsever olmanın da gereğidir. Avrupa’da yaşayan halkımızdan özelikle rica ediyorum. Mazlum ve mağdur olan insanlarımıza elimizi uzatarak onları da sevincimize ortak edelim” şeklinde çağrıda bulundu.