Skandal davanın filmi Şikago Yedilisi

Kültür/Sanat Haberleri —

31 Ocak 2021 Pazar - 20:00

  • Hepsi de Şikago’daki 1968 Ulusal Demokratik Kongre protestosunda meydana gelen isyanları kışkırtarak devlete komplo kurmakla suçlanan politik figürlerdi ve lider konumundaydılar. Ancak baktığınızda politik olarak birbirlerinden son derece de zıt düşen noktadaydılar. Bu hiçbir şey ifade etmedi ve hepsi bir torbaya konuldu.

ZABEL MİRKAN


1968 yılında otobüslerle Şikago’ya gelen insanlar, 35. Ulusal Demokratik Kongre’yi protesto etmek istiyorlardı. Şikago’da yaklaşık on bin gösterici toplandı ve polisle neredeyse bir hafta süren şiddetli çatışmalar yaşandı ve nihayetinde tarihe “68 Şikago Olayları” olarak geçti.

ABD’nin yeni Adalet Bakanı John Mitchell’ın uydurduğu ve iddianame hazırlanması için hayli çaba gösterdiği davada yargılanması için yedi (aslen sekiz) isim belirlendi: Savaşa Karşı Ulusal Seferberlik başkanı David Dellinger, Demokratik Toplum için Öğrenciler’in liderleri Tom Hayden ve Rennie Davis, Abbie Hoffman ve Jerry Rubin, Uluslararası Gençlik Partisi John Froines ve Lee Weiner ve Kara Panter Partisi kurucularından Bobby Seale. Bu sekiz kişiyi tüm dünya izledi.

Hepsi de Şikago’daki 1968 Ulusal Demokratik Kongre protestosunda meydana gelen isyanları kışkırtarak devlete komplo kurmakla suçlanan politik figürlerdi ve lider konumundaydılar. Ancak baktığınızda politik olarak birbirlerinden son derece de zıt düşen noktadaydılar. Bu hiçbir şey ifade etmedi ve hepsi bir torbaya konuldu.

 

Beş ay süren duruşmalar

Savcılık, beş ay süren duruşmalar boyunca sanıkların kışkırtıcı söylemlerde bulunduklarını ve art niyetli olduklarını vurguladı. Davada, ABD’nin politik atmosferinden ne denli rahatsız olduğunu anlatmaları için kendilerine tanık olarak ifade verdirilen sanatçıların yanı sıra Kara Panter Partisi kurucularından Bobby Seale de yargılanıyordu. Üstelik avukatsız bir şekilde. Üstelik protestolar esnasında orada bile değilken ve o gün boyunca Şikago’da sadece 4 saat kalmışken. Yargılamalar bir müddet devam etti; ancak Seale’in dosyası bir şekilde diğerlerinden ayrıldı. Seale’in ardından yedi kişiyle devam eden dava Şubat 1970’de sonuçlandı ve yedi kişiden beşi suçlu bulundu, ancak bir temyiz mahkemesi 1972’de mahkumiyetleri bozdu.

‘The Social Network’, ‘Moneyball’ ve ‘Steve Jobs’ gibi senaryolarıyla tanıdığımız Aaron Sorkin’in yazıp yönettiği “The Trial of the Chicago 7” (Şikago Yedilisi'nin Yargılanması) filmi eleştirmenlerce 2020’nin en iyi filmleri arasında değerlendiriliyor. 25 Eylül’den sonra başta ABD olmak üzere 10 ülkede gösterime giren film, 16 Ekim’den itibaren de Netflix’te gösterilmeye başlandı. Film, Oscar ödüllerinin önde gelen adaylarından biri.

 

Kara Panterler selamı

İki saati aşkın süresiyle ekrandan bir an bile kopmamanızı sağlayacak bir tempoya sahip filmin oyuncu kadrosu son derece güçlü. Sacha Baron Cohen, Eddie Redmayne ve Yahya Abdul-Mateen II filmde boy gösteren oyunculardan sadece üçü.

Filmde Sorkin’in aktarmak istediği ABD hukuk sisteminin nasıl kurmaca bir davaya imza attığı ve 68 hareketinin politik figürlerinin birbirlerinden nasıl da farklı olduğu, aslında bu hareketin tek bir kişinin tekelinde olmadığı ve onu farklı kılanın bu çeşitlilik olduğu. Film boyunca gördüğümüz isimlerden biri de avukatı olmadan yargılandığı için arkasında oturarak Bobby Seale’e yardımcı olmaya çalışan bir diğer Panter Fred Hampton. Filmin birkaç sahnesinde gösterilen Hampton, yargılanmanın sürdüğü esnada katlediliyor ve filmde buna da değiniliyor.

Hatırlayalım, Kara Panterlerin liderlerinden Hampton, henüz 21 yaşındayken bir gece baskınıyla evinde uyurken öldürülmüştü. Bobby Seale onca haksızlığın içinde boğulmuşken mahkeme salonunda bir de bununla baş etmeye çalışıyor. Seale’i canlandıran Yahya Abdul-Mateen II’nin muazzam bir iş çıkardığını söylemek gerekiyor. Keza aynı şekilde mahkemeye itaatsizlikten, yargıç tarafından Seale’e verilen sandalyeye bağlanma ve ağzının dahi kapatılması cezasını canlandırması da. Gerçek hayatta Seale’in yoğun bir işkenceye uğradığını ve dört gün boyunca duruşmaya öyle çıkarıldığını unutmayalım.

 

İlginç figür Abbie Hoffman

Filmde parlayan bir başka oyuncu ise Yippie hareketi kurucularından, kendini “kültürel devrimci” olarak tanımlayan Abbie Hoffman’ı canlandıran; Borat karakteriyle tanıdığımız Sacha Baron Cohen. Cohen’in canlandırdığı Abbie Hoffman 1960'larda yaratıcı protestolarıyla tanındı, eylemlerine 1970'lerde de devam etti ve dönemin gençlik hareketinin sembol isimlerinden biri oldu. Filmde, davada yargılanırken yargıcı pek çok konuda çileden çıkartması eğlenceli sahnelerle aktarılıyor. Örneğin Yargıç Julius Hoffman ile soyadı aynı olduğu için Abbie Hoffman ona bir keresinde “Baba” diye hitap ediyor. Hiçbir akrabalık bağlarının olmadığı ise yargıç tarafından ısrarla vurgulanıyor. Bir gün de Hoffman ve Jerry Rubin, yargıç kıyafetiyle mahkemeye geliyorlar. Yargıç derhal bu kostümü çıkarmalarını isteyince çıkarıyorlar ve bu sefer de polis kıyafetiyle salonda oturuyorlar. Gerçek hayatta Abbie Hoffman 1989’da, 150 Fenobarbital tablet yutarak 52 yaşında intihar etti. Cesedinin yanında kendi el yazısıyla yazılmış 200 sayfalık o dönemki ruh halini anlatan sayfalar bulundu.

Filmin sonu eğlenceli ve esasen devrimci 7’linin sadece savaş karşıtı olduğu gibi bir konuya bağlansa da gerçek hayatta bu isimlerden bazılarının ne kadar önemli olduklarını, neler başardıklarını ve kendilerinden sonraki nesillere ne tür güzellikler bıraktıklarını iyi biliyoruz. Politik olarak istediğimizi alamasak da gerek gerçek görüntülerle bezeli anlatımı gerekse oyunculukları ve bu filmin ortaya çıkmasını sağlayan gerçek kişileri anmak açısından güzel bir yapım bizleri bekliyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.