Fransa basını ve siyaset arenası, son bir haftasını daha önce ‘terörist’ ilan ettikleri Mandela’nın arkasından sahte gözyaşları dökmekle geçirdi. Bu timsah gözyaşları arasında Mandela’nın yaşamını konu alan sayısız program yapıldı. François Hollande cenaze törenine katılmak üzere G.Afrika’ya gitti. Ardından Güney Afrika’da Fransa’nın askeri operasyonlara devam edeceği açıklandı. Tüm bunların arasında Türkiye’de Salı sabahı yaşanan “yolsuzluk” operasyonu ile depreme eşzamanlı Fransa’da da eski İçişleri Bakanı Claude Gueant 2002-2004 tarihleri arasında yüksek miktarda para aldığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin en yakın adamı olarak bilinen eski İçişleri Bakanı Claude Gueant, Türkiye-Fransa arasında imzalanan Anti-Kürt anlaşmasının da imzacısıydı.
Salı sabahı İçişleri eski Bakanı Gueant, kendi dönemindeki Emniyet Genel Müdürü Michel Gaudin ile birlikte, mali suçlar ve yolsuzluklarla mücadele ekiplerince gözaltına alındı. Eski Bakan ve polis şefi, 2002-2004 yılları arasında usulsüz şekilde, kaynağı belli olmayan nakit para aldıkları iddiasıyla gözaltına alındıkları, soruşturmanın ise geçtiğimiz Haziran ayından beri devam ettiği belirtiliyor. Claude Gueant’ın adı daha önce, Sarkozy’nin seçim kampanyası yolsuzluğundan, devrik Libya lideri Kaddafi’den çantalarla alındığı iddia edilen paralar ve Sarkozy’ye atfedilen pek çok skandalda geçiyordu.
“Saygın işadamı” kılığında boy gösteren yağmacılardan bakan çocuklarına, AKP’li Fatih Belediye Başkanı‘ndan Halk Bankası Genel Müdürü’ne, Kültür Varlıklarını Koruma Komisyonlarında görevli bürokratlara kadar değişik kesimlerden oluşan bir suç şebekesi Türkiye’de alınırken Fransa’da aynı saatlerde yaşanan operasyon aslında özü itibariyle büyük bir ortaklık taşıyor. Türkiye’de ve Fransa’da gözaltına alınan bireyler, neoliberalizmin temsilcileridir. Fransa’da Sarkozy iktidarı dönemi ile Hollande dönemi kapışması gibi gösterilen süreç Türkiye’de Cemaat ve AKP çatışması gibi verilmekte. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’da mevcut neoliberal politikanın yürütücüsüdür. Bu nedenle kapışmadan çok, yaşananları neoliberal krizin iktidar dalaşları olarak görmek daha doğru olacak.
Fransa’da daha önce Libya lideri Kaddafi’den çantalarla para alındığı açığa çıkmıştı. Bunun devamında Sarkozy ekibi birçok skandala imza attı. Şuana kadar bu nedenle yargı önüne kimse çıkarılmadı. Claude Gueant’da 48 saatlik sorgunun ardından cebine indirdikleriyle birlikte tekrar evine dönecek. Sistemin kendisinin çürüdüğü bir yerde, adalet beklemek ise yanıltıcı olur. Adalette onlar için işler, parada, malda...
Skandallar demişken, Salı günü bir başka operasyonda Fransa’nın güneyinde yaşanıyordu. “Saygın” et firmalarının mezbahanelerinde her ay 200 adet farklı ülkelerden sahte veteriner belgeleriyle at eti getirildiği tespit edildi. Bu kapsamda yapılan operasyonda, at etleri inek eti diye Fransa’da marketlerde ve kasaplarda 2011 yılından bu yana satıldığı tespit edilmiş. Atlar ise Balkanlardan! 10 Euroya alınan atların etleri Fransa’da kilosu 25 Eurodan halka satılmış.
Fransa gündemi haftayı “at izinin it izine” karışmasıyla devam etti. Eski İçişleri Bakanı Claude Gueant, Türkiye ile anti-Kürt anlaşmasını imzalarken acaba kaç milyon veya milyar euro almıştır!
Skandallar bitmiyor...
Fransa Gündemi