Yardım kuruluşu SOBE, DAİŞ saldırılarında kopup Almanya’ya gelen 10 ila 18 yaş grubu arasında bulunan çocuklar için destek programı yürütüyor. Alman gençlik Dairesi (Jugendamt) ile anlaşmalı bir şekilde paralel bir çalışma yürüten ve merkezi Köln’de bulunan SOBE’nin 3 temel çalışma alanı bulunuyor. İlki, çocuğun eğitimine yardım, ikinci alan savaştan kopup gelen çocuk ve gençlere destek, üçüncüsü ise boşanan ailelerde çocukların olumsuz etkilenmemesi için yürüttüğü çalışmalar. 

Kürdistan’dan ve daha çok da DAİŞ’in saldırılarından dolayı Rojava’dan gelen gençlere destek olmaya çalıştıklarını ifade eden SOBE çalışanı Dilan Örs “Savaşta ailelerini kaybetmiş ya da kaçış esnasında ailelerinden kopmuş çocuklar ve gençler var. Büyük bir travma yaşıyorlar. Onlara bu yaşadıkları travmayı atlatmalarında ve güzel bir gelecek için mücadele etmelerinde yardımcı olmaya çalışıyoruz” dedi. O gençlerin ev bulmalarından Almanca kurslarına ve okulara kayıt, öğretmenleri ile ilişkide köprü olma gibi benzeri bir çok işlevi yaptıklarını söyleyen Örs, onların ellerinden tutarak destek olduklarını, onların dilleri, elleri, ayakları olduklarını söyledi.


Kürtçe konuşmamız o çocukları rahatlatıyor

Savaşlardan kaçan çocuk ve gençlere birçok Alman kuruluş ve hümaniter gönüllü kişi ve kurumlarında yardımcı olmaya çalıştığını vurgulayan Dilan Örs, “Biz onlarla Kürtçe konuştuğumuzda şaşırıyor ve “a sen de mi bizdensin?” diyerek yüzlerindeki endişe biraz olsun gidiyor. Ancak ne yaparsak yapalım o çocukların yaşadıkları travmayı tamamen atlatmaları çok zor ve zaman alan bir süreç. Bir oyun parkında patlayan balonların sesiyle çığlık içinde bize koşan çocuğun ruhundaki o derin yaraları rehabilite edebileceğimiz gerçekten çok zor durum” diyor. Yine de kısa sürede çok başarılı olan Kürt gençlerinin de olduğunu söyleyen Örs, buna örnek olarak 12 yaşındaki bir Êzîdî Kürt kızını örnek veriyor. 


Sınırda anne babasını kaybeden Êzîdî kız

Irak’tan anne ve babası ile birlikte kaçan Êzîdî Kürt kızı Türkiye Yunanistan sınırında anne ve babasını kaybediyor. Yolun kalan kısımını yabancı bir ailenin yanında geçirerek Almanya’ya kadar geliyor. Örs, o gencin sürekli ağlamasının ve anne babasını yanında istemesinin kendisini çok derinden etkilendiğini belirtti. Ancak 12 yaşındaki bu kız çocuğunun büyük bir azimle yaşama sarıldığını ve okulda başarılı olduğunu söyledi. 


Çocuklarla iletişimsizlik en temel sorun

SOBE’nin bir diğer çalışma alanı ise boşanan eşlerin çocuklarını birbirlerine göstermemesi ve çocuğun geleceğini olumsuz etkileyecek durumlarda, mahkemelerle irtibat halinde ailelerin arasına girerek çocukların hangi ebeveyn ile daha iyi bir geleceği olabileceği konularında rapor düzenlemek ve ebeveynleri ile düzenli görüşme ve ilişkilerini sağlamak.

Göçmen ailelerin en büyük sorunu çocukları ile aralarındaki iletişimsizlik. Sadece şu an yaşanan savaşlardan dolayı Almanya’ya gelen aileler ve çocukları ile değil uzun yıllardır Almanya’da yaşayan başta Kürdistanlılar olmak üzere göçmen ailelerinde en büyük sorunlarının iletişimsizlik olduğunu çok net olarak gözlemlediklerini söyleyen Örs gözlemlerini şu şekilde aktardı: “Özellikle Kürdistanlı ailelerde, anne ve babaların bir tarafları halen Kürdistan’da. Orada yaşanan toplumsal olaylar, savaş onları çok yakından ilgilendiriyor. Çocukları ise dışarıda, okulda, yaşamda Alman sistemine göre yetişiyorlar. Yani çocukların yetişme tarzı farklı, ailelerin onlardan beklentileri farklı. Aile doğal olarak çocuklarını kendi örf ve adetlerine göre yetişmesini, eğitimde, yaşamda başarılı omasını istiyor. Ancak çocuğun burada yaşadıklarını ve beklentilerini yadırgamasa bile anlayamıyor.”

Arkadaşları ile bir sinemaya ya da bir kafeteryaya gitmede bile özellikle kız çocukları için aile ile çocuğun karşı karşıya geldiğini belirten Dilan Örs, “Mesela hala bir çok aile 9-10 yaşındaki kızı çocuklarını bile okul gezilerine göndermiyorlar. Yüzme dersi Almanya’da zorunludur ama buna bile göndermeyen aileler var. Burada aileler de çekiniyor, korkuyor Aslında bazı şeyleri bilmediklerinden ve en önemlisi de çocuklarının istemlerine cevap veremedikleri için sorunlar yaşanıyor. Bu şekilde çocuğun sınıf arkadaşları ile paylaşacak bir şeyleri olmuyor. Ya da arkadaşlarının yaptıklarını neden kendilerinin yapamadıklarını sorguluyorlar ve bu zaman içerisinde bunlar, çocukta aileye karşı bir öfkeye dönüşüyor. Aile bunları veremediği gibi bir de çocuklarından çok büyük beklentilere giriyor. En iyi okulu bitirsin, en yüksek notları getirsin benzeri gibi. Fakat bir çocuğun çocukluğu güzel geçmiyorsa o çocuğun çok büyük şeyler getirmesi de mucizevidir “ dedi. Örs, ailelerin çocukları ile bu sorunlarını görüp hala düzeltme yoluna gitmemelerinin, onlarla bir arkadaş gibi iletişim kuramalarının bazen sonuçlarının ağır olduğunu ve çocuğun aileden kopuşunu ve dışarıya yönelişini, bunun da her zaman olumlu sonuçlanmadığını söylüyor. 


Çocuğunuzun seviyesine inerek onu dinleyin 

Dilan Örs, Kürdistanlı ailelere, çocukları ile arkadaş olamasalar bile onların seviyelerine inerek onların istemlerine kulak vermelerini istiyor. Bunun çocuğuna en iyi telefonu ya da laptopu alarak olamayacağını, onun eğitiminin, ona verilecek sevginin çok farklı olduğunu söylüyor. Örs, çocukların ihtiyaçlarını gidermenin yanı sıra anne babaların bir masada ya da çocuklarına biraz zaman ayırarak günlerinin nasıl geçtiğini konuşmalarını bunu yapmazlarsa çocuğun ihtiyaç hissettiği paylaşımları dışarıdaki arkadaş ya da insanlarda aramaya başlayacağını bununda aile ile  kopuşu getireceğini tekrar ediyor. Dilan Örs sonuç olarak başta Kürdistanlı aileler olmak bütün ailelere çocuklarına daha fazla zaman ayırmalarını ve onları dinlemelerini en azından bir akşam yemeğinde birlikte oturarak sohbet edip yemek yemeyi zorunluluk yapmalarını, haftanın bir gününü ailece bir şeyler yapmaya ayırmalarının çok önemli olduğunu söylüyor. 

Örs’ün gençlere de çağrısı var:”Gençlerimiz de elbette yaşayacaklar, eğlenecekler, gezecekler. Ama bunları bilinçsiz ve ölçüsüz bir şekilde yapmamalı. Biz ne kadar Avrupa’da yaşasak da, Kurdî yanımızı, kimliğimizi, kültürümüzü unutmasınlar. Zaman çabuk geçiyor onun için okullarına, eğitimlerine sarılsınlar. Ben bugün kendi halkıma biraz olsun yardımda bulunabiliyorsam bu gördüğüm eğitim ve diploma sayesindedir.”

Dilan Örs kendileriyle ilişki kuracak ailelere her zaman yardıma hazır olduklarını belirterek sobe.koeln adresinden kendilerine ulaşabileceklerini belirtiyor.


Dilan Örs Kimdir?

Dilan Örs, 1995 yılında daha çocukken mülteci olarak Almanya’ya gelen bir Kürt genci. Örs, ilk olarak başladığı bilgisayar mühendisliği bölümünü bırakarak sosyal bilimler bölümünü okudu. 

Bu bölümü ve böyle bir mesleği seçmesinde, kendisinin de içinde olduğu özellikle Kürt çocuklarının, kadınlarının ve gençlerinin gerek günlük yaşamda, gerekse okulda yaşadığı zorlukların belirleyici olduğunu söylüyor. 2006 yılında Duisburg Essen Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler üzerine başlayan Örs, 2010 yılında bu bölümden mezun oldu. Daha sonra Almanya’nın Bonn kentinde göçmenlerin sorunları ile ilgili BİM adlı enstitüde diplomasını yazarak orada işe başladı. Bu arada ailelere, gençlere, kadınlara yardım, çocuklar üzerine yardım projelerinde çalıştı. Dilan Örs, 2015 yılında bir aile yardım kuruluşu olan SOBE’yi Türkiyeli doktor Nahide Karabay’dan devralarak çalışmalarını sürdürdü.

Dil bilmemeden kaynaklı sorunlar, aile içi şiddet, uyuşturucu ve okula adapte olamama gibi bir çok sorunda SOBE’nin değişik  uluslardan oluşan kadroları destek olmaya çalışıyor. 



MURAT ALPAVUT/KÖLN