Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için Fransa’nın Strasbourg kentinde sürdürülen süresiz nöbet eylemi 35. haftayı geride bıraktı. Avrupa’daki Özgür Basın emekçileri olarak eylemi 36. haftasında devraldık. 24 Şubat’tan bu yana 7 basın emekçisi olarak nöbet eylemini sürdürüyoruz. 3 Mart’ta nöbet eylemine gelecek olan başka bir gruba devredeceğiz. Kürtler, Özgürlük Mücadelesi’nde farklı farklı eylem ve etkinlikler yaptı ve yapmaya devam ediyor. Şu an bizim burada sürdürdüğümüz nöbet eylemi de bu eylemlerden biri. Ama bu eylem diğer eylemlerden farklı kılan özelliklere sahip. Neden?

Çünkü bildiğimiz kadarıyla şu ana kadar yürütülen süresiz tek eylemdir.  Kürtler 25 Haziran’dan bu yana Strasbourg’da Avrupa Konseyi (AK) önünde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için özgürlük nöbeti tutuyor.

Yağmur da olsa kar da olsa devam

25 Haziran’dan bu yana 180’den fazla kişi, nöbet eyleminde yer almış. Bu nöbet eylemi, Öcalan özgür olana dek sürecek. Bu eylemi farklı kılan da zaten bu yönü. Soğuk da olsa sıcak da olsa, yağmur ve kar da olsa eylem devam edecek.
Biz de bu eylemin nöbetçileri olarak AK önünde, son derece zorlu koşullarda büyük bir barış mücadelesi veren Öcalan’ın koşullarına dikkat çekiyoruz. Eylem çerçevesinde Öcalan ve onun felsefesini anlatan broşür, bildiriler dağıtıyor ve özgürlüğü için imza topluyoruz.
Strasbourg kenti sakinlerinin yanısıra, Avrupa Konseyi çalışanlarından ve aynı zamandan bu kurumları ziyaret eden turistlerden imza talep ediyoruz.

Halk diplomasisi

İmza toplarken ve bilgilendirme yaparken şu ana kadar farklı halk ve ülkelerden insanlarla karşılaştık. Fransızların dışında Almanya, Çin, Kongo, Kanada, İspanya, Hindistan, Cezayir, Polonya, Pakistan, Japonya, Romanya, Kore ve Arjantin gibi ülkelerden gelenlerle konuştuk.
Öcalan ve Kürtleri tanıtarak bir nevi birebir halk diplomasisi yürütüyoruz. Konuştuğumuz bu farklı halk ve ülkelerden gelen insanlardan Öcalan’ı tanıyan da oluyor, Kürt halkını ilk defa duyanlar da...


Turistlerden şaşkınlık
Elbette ki tüm konuştuklarımız imza vermedi ama diyebiliriz ki Öcalan’ın ve Kürtlerin yaşam koşullarını anlatığımızda şaşırıp kalanlar da oluyor. Bilgilendirdiğimiz kişilerin bazıları, Öcalan’ın yaşam koşulları ve şu an ki durumunu öğrendikleri zaman oldukça etkilenenler ve bizlere başarılar dileyenler oluyor.
Nöbet eylemi standında -5 derece soğuk havadaki kararlılığımız ve aramızdaki sıcaklık ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Eylem yerinden geçen insanlardan bazıları biz bilgilendirme yapmadan, onlar gelip eylemin amaç ve nedenlerini soruyorlar. Durumumuzu ve eylemimizin amacını sorup anlayanlar bizim deli değil de çok büyük bir iradeye sahip olduğumuz sonucuna varıyorlar.

Ters bakanlar da yok değil

Yanımızdan geçenlerin bazıları da havanın soğukluğundan dolayı tepkilerini dile getiriyorlar. Hatta bazıları soğuk havanın geçip güneşli günlerin gelmesi ve eylemin amacına ulaşması için bize dua ettiklerini iletiyor. Elbette ki bize ters ters bakanlar da yok değil.
Eylemin ikinci gününde içlerinden biri çekik gözlü olduğundan dolayı Japon olduğunu düşündüğümüz grup, bize ters ters bakıyordu. Yanaşmaya çalışınca da işaret diliyle reddediliyoruz.
Sonra biraz uzaklaşınca ters ters bakış nedenlerini anladık. Sizin de tahmin edeceğiniz gibi grubun aralarındaki konuşmadan Türk olduklarını öğrendik.
Tabii eylemin üçüncü gününde ilginç kişi ve olaylarla karşılaştık. Eylem yerinden geçen 3 kişilik bir grup biraz sempatikçe uzaktan bize bakıyordu.  Gruba gidip imza almaya niyetlendik fakat o grup da “Biz zaten dönüşte sizin yanınıza geleceğiz” şeklinde el işareti yaptı.
Öyle de yaptılar. Resim çekerek standımıza yaklaştılar. Tam yaklaştıklarında grubun Türkiye’deki bir bakanlıktan çalışma ziyaretine geldiklerini öğrendik. Ancak Öcalan’a Özgürlük İmza Kampanyası‘ndan ve süresiz nöbet eyleminden haberleri yoktu. Onları da nöbet eylemi  ve yürütülen imza kampanyası hakkında bilgilendirdik. İmzalarını attıp başarı dileklerinde bulundu.

Hedef daha fazla insana ulaşmak

Avrupa Konseyi’nin tatilde olmasına rağmen nöbet eyleminde ilginin en yoğun olduğu gün dördüncü gündü. Önceki günler saat 10:00’a kadar hiç imza toplayamazken, dördüncü gün sabah saat 08:00’de ilk imzalarımızı toplamaya başladık.
Bu iyiye işaretti ve öyle de oldu zaten. Dördüncü günde neredeyse ilk üç günün toplamı kadar imza topladık ve daha fazla insana Öcalan ve Kürt halkını anlattık. Aynı gün kalabalık Andoralı bir grup ile konuştuk. İlk kez bir anda toplu imza alabildik. İmza atacakların sıraya geçtiğini görünce özellikle Zana Azadi arkadaşımızın coşkusu görülmeye değerdi.
Andora grubunda polisten tutun bankacıya kadar farklı mesleklerden insanlar vardı. İçlerinden polis olan, “Meslek yerine polis mi yazayım” deyince, bankacı olan gülüp “Tabii ki polis yazacaksın, bankacı yazacak halin yok ya, bankacılık için artık çok geç” şeklinde bir espiri yapınca bütün grup gülmeye başladı.
Ardından başarılar dileğiyle İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) binasına doğru ilerlediler. Dördüncü günde Arap ve Amerikalı turistlerden de imza alabildik. Bazen dil sorunu yaşadığımız da oldu. Ama beden ve işaret dilini kulanıp turistleri ikna edebildik. Eğer kalan günlerimiz dördüncü gün gibi geçerse, sadece birebir konuştuğumuz ve Öcalan’ı anlattığımız insanlar açısından değil, toplanan imzalar yönüyle de rekor kıran grup olabileceğiz.


Eylemin pratik sözcüsü Rojîn

Eylem grubumuzdaki en genç arkadaşımız Rojîn Baturşah… Gruptaki arkadaşların en enerjik olanı. Fransa’da büyümenin ve Fransızca bilmenin avantajını nöbet eyleminin hizmetine sunmuş.  Şu ana kadar topladığımız imzalarda Rojîn’in payı çok büyük. Eylem yerinden geçen ve Fransızca bilenlerin çoğuna Öcalan, Kürt halkı ve eylemin amacı üzerine aktarım yapıyor. Rojîn bu çalışma ve çabaları ile pratik olarak grubumuzun sözcüsü durumuna geldi.


ERDEM İNAL/MEMED DREWŞ / STRASBOURG