- Sêrtli solist Berivan Turhan: “Kürtçe ana dilim, yasaklanmış, bastırılmış bir dil. Bu zengin dilin duyulmasını ve bilinmesini istiyorum.”
- Aranjör-piyanist Baran Şeker, mültecilik ve dayanışmayla yola çıktıklarını belirterek, “Sokak müziğinde kendimi insanların içinde hissettim” dedi.
- Erhan Yılmaz ise amacın kültürü doğru tanıtmak olduğunu belirtti ve ekledi: “Sokakta kendi tarzımız ve farkımızla var olmaya çalışıyoruz.”
FİLİZ ZEYREK/ BRÜKSEL
Belçika’daki Kürt mülteci müzisyenlerin bir araya gelmesiyle kurulan Jorda grubu, Avrupa sokaklarında ve kültürel etkinliklerde gerçekleştirdikleri dinletilerle dikkat çekiyor. Kürtçe başta olmak üzere Mezopotamya'nın pek çok dilinde şarkılar seslendiren grup üyeleri grubun kuruluşunu ve amacını gazetemize anlattı.
Sêrt sokaklarından Belçika akademilerine
Sêrtli olan ve çocuk yaşta ailesiyle birlikte Belçika'ya göç eden Jorda'nın solisti Berivan Turhan müzik yolculuğunun temellerini çok erken yaşlarda attı. Sêrt sokaklarında arkadaşlarıyla çocuklara verdikleri küçük konserlerin ve ev yapımı mikrofonların müzik hayatının ilk adımları olduğunu belirten Turhan, aradan geçen yılların ardından yetişkin bir birey olarak yeniden müzik yapma fırsatı bulduğunu aktardı. Belçika'da müzik eğitimi aldığını ve bir yıldır şan derslerini sürdürdüğünü ifade eden Turhan, almak istediği daha pek çok eğitim olduğunu dile getirdi.
Çok dilli müzikal kimlik
İcra ettikleri tarzı "etno otantik" olarak tanımlayan Berivan Turhan, Kürtçenin Kirmanckî, Soranî ve Kurmancî lehçelerinin yanı sıra, Ermenice, Türkçe ve Farsça gibi birçok dilde kilamlar söylediklerini hatırlatarak, Kürtçeyi tercih etmesindeki motivasyonu şöyle açıkladı: "Öncelikle Kürtçe benim ana dilim, dolayısıyla bende büyük bir önem taşıyor. Yıllarca yasaklanmış, kısıtlanmış ve bastırılmış bir dil. Birçok insanın duymadığı ve ne yazık ki bilmediği bu zengin dilin artık duyulmasını ve bilinmesini istiyorum."
Mültecilik ve dayanışma
Grubun aranjörü ve piyanisti Baran Şeker ise Jorda'nın temellerinin mültecilik ve dayanışma ruhunun getirdiği bir arayışla atıldığına işaret etti. İlk başta dört kişiyle yola çıktıklarını ifade eden Şeker, yabancısı olduğu bir ülkede sokak müziğini ilk kez deneyimlemenin kendisinde bıraktığı etkiyi şöyle anlattı: "Burada sokak müziğini deneyimlediğimde, gerçek anlamda kendimi insanların içerisinde hissettim. Müziğimizin çeşitli bakış açılarıyla insanlara nasıl ulaştığını, onlarda ve bende ne hissettirdiğini anlamaya çalıştım. Bu deneyim, hem müzikal hem mülteci hayatımı başlangıçta şekillendirmeye başladı."
Düğünlerle başlayan müzisyenlik
8-9 yaşlarındayken babasının yanında orgla tanıştığını belirten Baran Şeker, düğünlere ve programlara katılarak küçük yaşlardan itibaren müziğin içinde piştiğini, lise çağlarında ise Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ile tanıştığını ifade etti. Jorda bünyesinde etno otantik müzik icra ettiğini, bireysel olarak ise elektronik müzikle ilgilenip bunu bir sentez olarak harmanladığını aktaran Şeker, dengbêjlerden ve geleneksel Kürt müziğinden beslendiğini kaydetti.
Müzikle meydan okumak
Sokakta müzik yaparken insanların "Bu hangi dil, nerelisiniz?" gibi sorularıyla sıkça karşılaştıklarını, özellikle insanların Kürtçe ve Kürdistan kelimeleri duyduğunda ilgilerinin daha da arttığına dikkat çeken Şeker, çok dilli müzik yapmanın farklı milletlerden insanları mutlu ettiğini ifade etti. Bu sanatı icra ederken ulaşmak istediği temel amacın, diller ve kültürler ne kadar farklı olursa olsun insanları bir araya getiren ve paylaşmanın önemini gösteren bağlar kurmak olduğunu belirten Şeker, Kürt sanatını uluslararası alanda duyurmak isteyen müzisyenlere şu öneride bulundu: "Belirli kalıplarla sınırlı kalmayıp kendi özlerinden taa globale dokunarak, bir ağacın gövdesinden çıkan dalların köke nasıl ineceğini keşfetmelerini ve bunu insanlarla paylaşarak yapmalarını öneririm.”
‘Farkımızla var olmaya çalışıyoruz'
2022’den beri Belçika'da siyasi mülteci olarak yaşayan Erhan Yılmaz da Jorda grubuyla olan müzik yolculuğunun, diasporada kendi müziğini birlikte icra etme ihtiyacından doğduğunu ifade etti. Hiçbir ses ekipmanı olmadığı ilk günlerde sokak müziğine tamamen akustik bir şekilde, sadece enstrümanlarını alarak başladıklarını belirten Yılmaz, grubun amacını şu sözlerle ifade etti: "Asıl amacımız, Avrupalılara veya genel anlamda bizi yanlış tanıtanlara karşı kültürümüzü iyi bir müzikal ve kültürel yaklaşımla doğru tanıtma prensibini esas almak. Mekanlarda müşteriye göre hareket eden bir anlayışı pek tercih etmiyoruz. Grup olarak sokaklarda kendi tarzımızla ve farkımızla var olmaya çalışıyoruz."