- Bu festivallerin amacı Kürt kültürünü, kimliğini, hafızasını yaşatmak ve yansıtmak değil. Amaç dejenere etmektir. Bunun altını çizmek gerekiyor. Seçilen kişiler de bu eksende seçiliyor. Kürt sanatçılar neden o festivallerde olsun? Orada sahne alan bir Kürt sanatçı direniş ezgilerini seslendirebilecek mi?
Amed’deki Kültür Yolu Festivali’ni değerlendiren KASED yöneticisi Saliha Ayata, festivalin amacının Kürt kültürünü yaşatmak değil dejenere etmek olduğunu söyledi. “Kürt sanatçılar neden o festivallerde olsun?” diye sordu.
Amed’de 10-18 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Kültür Yolu Festivali, Kürt kültürünün ne ölçüde tanındığı tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Kadın Kültür Sanat Edebiyat Derneği (KASED) yöneticisi Saliha Ayata, festivali asimilasyon ve Kürt kimliğini hiçe saymanın bir örneği olarak değerlendirdi.
Kürt müziği ile direniş
Jinnews’ten Pelşin Çetinkaya’ya konuşan Saliha Ayata, Kürtlerin yasaklama ve inkar politikalarına rağmen dilini, kültürünü ve kolektif hafızasını koruduğunu belirtti. Ayata, “Botan’da, Kürdistan’ın birçok yerinde Kürtler dilini konuşuyor. Onca yasaklamaya karşı kolektif hafızayla dilini korudu. Sözlü edebiyatla yeni kuşaklara aktarabildi. Arşiv ve yazılı kaynaklarda istenilen düzeyde olmasak da sözlü edebiyatta iyi bir noktadayız” dedi.
Yüz yıllık inkar politikalarını hatırlatan Ayata, siyasetin ve dilin yasaklandığı dönemlerde Kürtlerin elinde büyük ölçüde müziğin kaldığını belirterek şöyle konuştu: “Kürtler müziği direnişi ifade etme alanına dönüştürdü. 90’ların müziğinin halk nezdindeki etkisini hâlâ dile getiririz çünkü o dönem kendimizi ifade etmenin temel yöntemlerinden biriydi. Duygu ve düşünceler şarkılara döküldü. Annelerin hafızası da bu geleneğe kaynak oldu. Kolektif hafıza müzikle bütünleşti.”
Siyasetçilere eleştiri
Son 10 yıldaki özel savaş politikalarıyla birlikte Kürdistan’da düzenlenen festivallere değinen Ayata, öncelikle bu etkinliklerin amacının anlaşılması gerektiğini vurguladı.
Ayata, Kürt siyasetçilere de eleştiride bulunarak, “Önemli olan, festivallerin Meclis kürsüsünden dillendirilmesi değil anlam ve amacının iyi anlaşılmasıdır. ‘Orada neden Kürt sanatçılar yok?’ sorusundan ziyade, orada neden olmaları gerektiğinin cevabını vermemiz lazım. Soruyu doğru sormak gerekiyor. Milletvekillerimizin düştüğü eksikliklerden biri de budur. Bu festivalin amacı nedir?” diye sordu.
Amaç dejenere etmek
2000’e kadar süren inkârın ardından politikanın form değiştirdiğini kaydeden Ayata, iktidarın “istediği Kürt”ü yaratmaya çalıştığını ifade ederek, “Direnen, özgür bir Kürt mü, yoksa kimliklerinden arınmış bir Kürt mü? Bugün Kürdistan’da kayyum eliyle, özel savaş ekseninde bu tür organizasyonlar yapılıyor. Devlet yıllarca yasakladığı festivalleri şimdi Kürt sanatçıları da dahil ederek düzenlemeye çalışıyor. Amaç kültürü, kimliği, hafızayı yaşatmak değil dejenere etmektir. Seçilen kişiler de bu eksende seçiliyor” diye konuştu.
Kürt sanatçılar neden o festivallerde olsun?
Dijital medyada “Kürt sanatçılar da o festivallerde olmalı” tartışmasına değinen Ayata şöyle devam etti: “Kürt sanatçılar neden o festivallerde olsun? Biz zaten festivallerimizi yapıyoruz. Bakur’da 35 yıldır aralıksız etkinlikler düzenleniyor. Özgür yaşamak isteyen Kürtler için festival yeni bir kültür değil. Popülist kültür mü, yoksa dili, direnişi, kültürü esas alan festival mi ön planda olmalı? Sahneye çıkmakla sorun çözülmez, orada istenen şarkı söylenemeyecektir.”
Halay çekenler bile tutuklandı
Onlarca muhalif Kürt sanatçının cezaevinde olduğunu, Nudem Durak’ın 11 yıldır tutuklu bulunduğunu hatırlatan Ayata sözlerini şöyle tamamladı: “Zindanda bunca sanatçı varken derdimiz festivale neden katılmadıkları olmamalı. Orada sahne alan biri direniş ezgilerini seslendirebilecek mi? İki yıl önce bu topraklarda halay çekildiği için tutuklamalar yapıldı. İfade zemini olmayan yerde sahne alınamaz. Parçalama, asimilasyon ve dejenere etme amacı taşıyan bir yapıya Kürtler ortak olmamalı. bir Kürtçe şarkının seslendirilmesiyle bu çözülmez. Meselenin ve festivalin amacının iyi anlaşılması gerekiyor.” AMED