Sokakların isyanı büyük, dağların ise daha büyük
Kadın Haberleri —

Garibe Gezer
- Garibe Gezer, şehit abisi için yazdığı günlüğünde, "Sokakların isyanı büyük. Dağların ise daha büyük" diyor.
MEDYA ÜREN -DERYA REN / JINNEWS
Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde sistematik işkence gören, taciz ve tecavüze uğrayan Garibe Gezer 9 Aralık günü tek başına tutulduğu hücrede şaibeli bir şekilde yaşamını yitirdi. Ön otopsi işlemleri avukatları olmadan yapılan Gezer’in naaşı Mêrdîn’in (Mardin) Kerboran (Dargeçit) ilçesinde topağa verildi.
Garibe Gezer’in 7 Ekim 2014’de katledilen abisi Bilal Gezer için tuttuğu günlüğe ulaşan gazeteci Medya Ürün ve Derya Ren’in günlükten derlediği kısa alıntıları paylaşıyoruz:
“Merhaba Abim,
- O kadar güzel gülüyordun ki. Gülüşünle yaşadığım zamanı durduruyorsun. Hep içinde kalmak ve oradan çıkmak istiyorum. (31.07.2017- Şakran Cezaevi)
- Tutsak olan kadınların hepsi o kadar güzel ki. Anlamıyorum neden insanların bazıları güzel olan şeyleri katletmek ister… (2017)
- Kürt halkı zulüm görmesin. Canlar yakılmasın hiçbir acı Kürt acısı gibi olmasın artık. Yeryüzünde katliam gören bütün ırklar özgür olsun. Sevgi, saygı barış olsun. PKK yaşam felsefemiz olsun… (24.03.2017- Şakran Cezaevi)
- Zaferimizin müjdesini sana vermeye sabırsızlanıyorum. 2018 yılı zafer yılımız olacak. Zafer yılımızın müjdesini; ‘savaş bitti biz kazandık’ vermeyi… (01.01.2018)
Beni tanıyın…
- Beni tanıyın! Dağlara hasret, doğaya hasret, Kürdistan aşkıyla yanıp kül gibi olan kültürüne hasretim… Şehit Bilal’in kardeşiyim.
- Duvarları hissetmiyorum demiştim sana. Bu his diğer hisler gibi değil. Duvarlar kalkmış, kapı gibi açılmış sanki. Dünyadaki her şeyi evreni görüyorum. Dünyadaki harikaları hissediyorum. Eskiden o kadar şeyi hissetmiyordum. Şimdi hem görüyor hem hissedebiliyorum… (05.12.2019-Tarsus Cezaevi)
- Doğup büyüdüğüm topraklardan, yaşadığım şehirden, sokaklardan bile korkuyordum. Ancak bu düzene inat başkaldırdım. Biri beni kısıtlamaya çalıştığında tam tersini yaptım... Sokakların isyanı büyük. Dağların ise daha büyük. Bu ülkede Kürt olmak, kadın olmak… (08.12.2019-Tarsus Cezaevi)
Adaletsizliğe öfkem var!
- Son dönemlerde çok öfkem var. Gazetedeki, televizyondaki haberlere, okuduğum kitaplardaki adaletsizliklere çok öfkeleniyorum. Ortadoğu savaş kazanına dönüşmüş durumda. Ne içinden çıkılıyor ne de çözülüyor. Rojava’daki savaş 8-9 aydır devam ediyor. Türkiye’yi sorsan Selocan ve diğer vekillerimiz içeride. Kanallar ve gazeteler HDP’den söz etmiyor. Cezaevinde ve dışarıda o kadar rahat öldürebiliyorlar ki bizi. Öldürüldüğümüzde bile suçlu biz oluyoruz… (04.01.2020-Tarsus Cezaevi)
- Tanrı peygamberlerin hepsine sadece ‘oku’ demiş. Ama tanrıça biz kadınlara sadece ‘yazın’ demiş. Ve buna rağmen tanrıça ananın tarihi kayıplarda… Neden? (Tarsus Cezaevi)
- Bazı ölüm çeşitleri biz mücadeledeki kadınları fazlasıyla korkutuyor. Ölümden değil de ölüm çeşidimizin eril zihniyet tarafından seçilmesidir mesele. Korkumuz bundandır. Ancak biz korkuya başkaldırıp, isyan ediyoruz. Binlerce yıllık eril zihniyetin kölesi olmak içimizdeki isyanın patlak vermesinin sonucu oluyor… Sosyalizmin inşası kadınların öncülüğünde olacak. (2020-Tarsus Cezaevi)”















