REWŞAN DENİZ/HABER MERKEZİ


Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın Türk kökenli seçmenlere “CDU, SPD ve Yeşiller’e oy vermeyin” çağrısı, Sol Parti (Die Linke) milletvekillerinin tepkisini çekiyor. 

Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak federal genel seçimlerine 48 siyasi parti hazırlanıyor. 2013 yılında ise bu rakam 34’tü. Yaklaşık 4 bin 828 milletvekilinin aday olarak katıldığı seçimde hükümet parti CDU/CSU’nun iktidardan düşmesi de zor gibi duruyor. Son yapılan anketlere göre CDU/CSU yüzde 40 civarı oy alıyor, SPD ise yüzde 25’i geçmiyor. 

Dolayısıyla Angela Merkel’in tekrar başbakan olacağı görünüyor. Merkel, Kasım 2005’ten bu yana başbakanlık koltuğunda oturuyor. 

Son zamanda Merkel, Türkiye’ye karşı siyasetlerinin daha da sertleştireceği mesajını verirken, Erdoğan’da bundan geri kalmayarak, Almanya’daki Türklere boykot çağrısında bulundu. Geçtiğimiz hafta “CDU, SPD ve Yeşiller’e oy vermeyin” diyen Erdoğan’ın ne kadar etkili olacağı merak ediliyor. 

Erdoğan ve AKP yakınlığı ile bilinen BIG (Yenilik ve Adalet için Birlik Partisi) ve ADD (Alman Demokratlar Birliği) partilerin de cinsiyetçi ve hoşgörüsüz tavrı, AKP zihniyetine hizmet ediyor.  Erdoğan’ın çağrısı üzerine seçimlere girmekten vazgeçen BIG, Türklere yapılan boykot çağrısını yineledi. Bu partiler adeta AKP’nin Almanya’daki ayağı durumunda. 


Erdoğan Türk lobisini hakekete geçiriyor 

“Erdoğan Türkiye lobisini, Almanya’da siyasi partileri tehdit etmek için harekete geçirmeye çalışıyor” diyen Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke “Almanya’da yaşayan Türkiyelilerin çoğunun Erdoğan’dan etkinlenmeyeceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 

Gazetemize konuşan Jelpke devamla “Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gereksiz ve terbiyesizce çağrısından ötürü, bence Almanya’da yaşayan Türkiyeli seçmenler, devlet partilerin bugüne kadar neler getirdiğine bir baksın. Almanya’da on yıllardır yaşayan hatta burada doğan Türkler ve Kürtlerin halen ikinci sınıf muamelesi gördüğü bir gerçeklik var. Fakat bu, AKP kolu olan ADD veya BIG gibi hoşgörüsüz partilere oy verilmesi anlamına da gelmemeli.”

Erdoğan’ın neden özellikle SPD, CDU ve Yeşiller için boykot çağrısı yaptığına ilişkin konuşan Jelpke, şöyle dedi: “Özellikle bu partilerin seçilmesi beni şaşırtmıyor. Sol Parti’nin seçmenler arasında özellikle Kürtler, Aleviler ve Türk sosyalistleri Erdoğan’ın propogandasına gelmezler. AfD’de zaten Türkler ve genel göçmenler için bir alternatif değil.”


SPD barışa PKK ile başlayabilir

Erdoğan’ın Almanya iç siyasetine karışmasının yüzsüzlük olarak nitelendiren Jelpke, Almanya’nın tavrını eleştirdi:”Sanki Türkiye’nin ilk ahlaksızca olayıymış gibi davranmaları sahtekarca. Alman hükümeti de sürekli başka devletlerin iç siyasetine karışıyor. Daha geçtiğimiz hafta Venezuela’daki Alman Büyükelçisi, ortadaki Dışişleri Bakanlığı tarafından Alman hükümetinin Venezuela’nın iç çatışmalarına karışıp Devlet Başkanı Maduro’ya karşı sağcı muhalefetin tarafında durduğu için çağrılmıştı. Bu muhalefet, şu anda sosyalist hükümete karşı şiddet uyguluyor. Alman hükümeti, cam evde oturup başka evlere taş atmamalı.”

Jelpke, son olarak SPD’nin barışçıl ve demokratik Türkiye için mücadele ettiği iddialarına ilişkin de şunu söyledi: “Martin Schulz gerçekten barışçıl ve demokratik Türkiye için mücadele edenlerin tarafındaysa SPD, PKK yasağına karşı mücadele eder.” 


Almanya ikiyüzlü 

Sol Parti Milletvekili Alexander Neu, Erdoğan’ın Almanya’nın iç meselelerine karıştığını, aynı şekilde Alman hükümetin de bundan farkı olmadığı kaydetti ve devam etti: “Almanya daha önce daha ciddi tedbirler alarak başka devletin iç meselelerine karışmış bir ülke olarak Türkiye’yi egemenlik ihlalleri ile suçlaması ikiyüzlülük sayılır. Örneğin Yugoslovya krizinde; (Slovenya, Hırvatistan, Bosna ve Kosova’nın uluslararası hukuka aykırı bir şekilde tanınması veya şu anda Suriye’deki Esad rejimini devirmek gibi örnekler). “

Almanya’da yaşayan Türklerin Erdoğan’ın yapmış olduğu çağrıya farklı tepki vereceğini düşünen Neu, “Bir kısmı söylenen partileri boykot edeceklerini, başka bir kısmı da bu partilere oy vereceklerini ifade etti” dedi.  


Erdoğan’ın etkisi olmaz

Yeşiller Partisi’nden (Grünen/Bündnis 90) Franziska Brantner ise “Biz Yeşiller olarak genel seçimlere yönelik her oy için mücadele ediyoruz. Erdoğan’ın karışmasını yok saymalıyız ve Almanya’da yaşayan Türklerin kendi fikirlerini kendileri oluşturacaklarına da inanmalıyız” diye konuştu. 

Sol Parti Milletvekili Christine Buchholz, “Erdoğan, provokasyon yaparak kendi iç siyasetinde ‘güçlü adamı‘ oynamaya çalışıyor” dedi. Buchholz, Almanya’daki Türkiyeli seçmenin Erdoğan’dan etkilenmeyeceği görüşünde. 

Daha önce PKK bayrağını bir eylemde gösterdiği gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırılan Sol Parti Milletvekili Nicole Gohlke ise “Almanya’daki Türklerin Erdoğan’ın bu söylediklerine tenezzül edeceklerine inanmıyorum” dedi ve Erdoğan’ın yapmış olduğu provokasyonun çok da etkili olmayacağını şu örnekle özetledi: “Almanya’da referandum için 3,5 milyon Türkiyeli seçmenden sadece 450 bin kişi oy kullandı. Yani yaklaşık yüzde 13 gibi bir rakam. Dolayısıyla Almanya’daki Türklerin daha çok kendi çıkarıları doğrultusunda oy vereceklerine inanıyorum.” 

Sol Parti olarak Anti Müslümanlığa karşı mücadelenin  önemine değinen Gohlke, “Erdoğan taraftaları sırf bu nedenden dolayı çok kez kriminalize edilmişlerdir. Örneğin günlük hayatta, ev ararken veya iş ararken vb yerlerde. Fakat onların onurunu Erdoğan geri veremez. Barışçıl ve sosyal bir Almanya için ortak mücadele olmalıdır” diye konuştu.  


Almanya da farklı değil

Sol Parti Milletvekili Martina Renner de Erdoğan taraftarlarının Almanya’daki gerçeklik konusunda kendi fikrini oluşturmak için yeterince imkana sahip olduklarına dikkat çekerek ve ekledi: “Herkes ‘güçlü adamın’ fikrine karşı durabilir.”  

Gazetemize verdiği demeçte Renner devamla şöyle konuştu: “Özellikle sizin gazeteniz ve çalışanlarınız sayesinde tüm dünya Türkiye’de yaşananları devlet propogandası dışında tüm gerçekliğiyle öğreniyor. Gerçekleri yansıtmak için kendinizi adamanız çok önemlidir.”

Erdoğan’ın yanı sıra Alman Hükümeti’ni de eleştiren Renner, “Alman siyasetçiler de örneğin Fransa’daki Cumhurbaşkanlık seçimlerinde ‘seçimin nasıl olması gerektiği’ konusunda açıklamalarda bulundu. Basına açıklama yapmaları, Erdoğan’a şiddetli bir tepki göstermeleri sahtekarca. Siz basın çalışanlarına da tüm bu olanları takip etmek için güç ve dayanma gücü diliyorum.”