Soma'da iktidarın desteğiyle halka, emeğe karşı pervasızlaşan kapitalist sistemin en büyük katliamına tanık olduk. Katliam ardından taşeron sistemi, denetimsizlik ile birlikte iş güvencesi ve sendikalaşmanın olmaması dile getirilse de asıl nedeni iktidarın politikaları oluşturuyor. İktidara geldiği günden itibaren şiddet, katliam, yolsuzluk, gasp, iş cinayetleri, hukuksuzlukla acıyı tüm topluma yayan AKP hükümeti, siciline en büyük işçi katliamını da eklemiş bulunuyor. Soma, AKP'nin bugüne kadar emekçiler, yoksullar aleyhine işleyen politikalarının da sonucu ve bileşkesi.

AKP hükümeti Soma ardından sergilediği tutumuyla da bu katliamın faili ve sorumlusu olduğunu ortaya koyuyor.  AKP'nin Soma'daki gerçeği karartması, içine girdiği pervasızlık faşizan karakterini gözler önüne seriyor. En baştan bilinmesi gereken ''madende kaç işçinin çalıştığı' gerçeği ısrarla saklandı, sayı örtbas edilebildiği kadar alt sınırda tutuldu. Facianın meydana geldiği günden itibaren sayının gizlendiği dile getirilse de AKP bildiğini okudu ve sonunda katliamın 300 civarındaki ölümle sınırlanmasında karar kaldı!
Bu karartmanın bir parçası olarak Soma da ablukada. Ölüleri gibi, Soma halkının öfkesi de gizlenmek istiyor. Suçluluk telaşıyla AKP hükümeti giderek saldırganlaşıyor. Faili olduğu Roboskî Katliamı'nı üstlenmeyen, Gezi Direnişi'nde can alan polisi kutlayan, 15 yaşındaki Berkin'i terörize eden Erdoğan, Soma'da da acının, matemin ardından bir kez daha hakaretleri, tehditleriyle sahneye çıkıyor. Soma'da bunları fiili olarak sergilemekten de çekinmiyor. Başbakan tehdit ediyor, yumrukluyor, müşaviri tekmeliyor, polisi gaz sıkıyor, gözaltına alıyor, bakanı tüm bunları savunuyor, haklı gösteriyor… Soma'yı adım adım hazırlayan AKP, çok defa sınanmış, artık şaşıramadığımız faşizan zihniyetiyle yine 'ben burdayım' diyor. Vicdanların, insanlığın sınandığı Soma'da AKP adı 'ak' gerçeği kapkara yüzünü aleni biçimde gösteriyor.
Bir slogan attığı için onlarca yıl ceza kesilen Türkiye'de, günlerce 300 kişinin can verdiği katliam nedeniyle adı telafuz edilen, gözaltına alınan kimse olmadı. Halktan çalınarak odalarda biriktirlen milyon dolarlar gibi, iktidar ve patronlar yoksul halktan çaldıkları yüzlerce canı da meşru gösterdi. Katliamdan günler sonra bazılarının gözaltına alındığı belirtilse de Roboskî'deki olduğu gibi suçlu bulunmaması, ölenlerin, ailelerin suçlanması Erdoğan'ın savunduğu gibi 'fıtratında' gösterilmesi muhtemel. AKP Hükümeti'nin en büyük pervasızlığı ise tüm bu çirkinlikleri ile kendini ''beni tüm kirliliğimle, böyle de kabul etmek zorundasınız'' tarzıyla halka dayatması. Tüm bunlara dur demek ve en önemlisi hesap sormak için AKP'nin zarar verdiği, canına okuduğu, canını aldığı her kesimden karşıt seslerin yükselmesi önemli. Bu ses büyüdükçe AKP'nin halka meydan okuyan sesi, şiddeti, katliamları azalacak.
Soma'nın hesabını sorma, ortak mücadeleyle Soma'nın karartılan gerçeklerini aydınlatma, Soma'nın yüreklere inen yası, karasında buluşarak, Soma'yı unutmamak, unutturmamaktan geçiyor. Soma kara kalmamalı.