Sınıra yığdırılan mültecilerin durumunu yerinde inceleyen İHD heyetinden Nuray Şimşek, büyük çoğunluğunun Türkiye’deki ırkçılıktan ve sömürüden kaçtığını vurguladı.

Sınır kapısına yığdırılan mültecilere Yunanistan güvenlik güçleri izin vermezken, müdahale sonucu önceki gün bir mülteci boğazından vurularak yaşamını yitirdi. Bunun yanı sıra sınırı geçemeyen ve geri dönmek isteyen mülteciler ise engelleniyor. Her iki tarafın da kurduğu bariyerli bölgede mülteciler sıkışmış durumda.

Hani muhacir kardeşleriydi?

Türkiye’nin mülteci politikasına tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, sınır hattında insani felaket yaşandığını belirterek, “Suriye’den gelen dört milyona yakın düzensiz göçmen için şu ana kadar ‘muhacir kardeşlerimiz’ ifadesini kullanıyorlardı. Şimdi de iktidar, göçmenleri toplama merkezlerinde ücretsiz otobüslerle doldurup sınıra götürüyor. Cezaevlerinden çıkartıp sınıra yığıyor. On binlerce kişi sınıra yığılmış durumda. Bu sığınmacı yığdırılması sonucunda Batı ülkeleri ile insan üzerinden bir pazarlık yapılıyor” dedi.

‘Salarım ha’ ile susturuyordu

 İktidarın mülteci politikasının içeride ırkçılığı körüklediğini ifade eden Gergerlioğlu, mültecilerin istenmeyen kişiler konumuna düştüğünü söyledi. Gergerlioğlu, “İktidar ve Erdoğan mültecileri bir koz olarak kullanıyor. İdlib’deki son hadiseden sonra önceden sürekli dile getirdiği tehditlerini gerçekleştirdi. ‘Bunları salarım ha’ tehdidi vardı. Avrupa ülkeleri de bu tehdide karşı susuyordu. Çünkü Avrupa ülkeleri de bu düzensiz sığınmacıları büyük bir tehdit olarak görüyordu. Erdoğan da her seferinde tehditlerini yeniden gündeme getirerek onları susturuyordu” diye konuştu. Türkiye’nin mülteci politikasının ne olduğu ortaya çıktığını söyleyen Gergerlioğlu, şunları ekledi: “Ne haliniz varsa gidin, deniliyor. Bununla birlikte Batı üzerinde bir tazyik oluşturarak, kendileri ile birlikte hareket etmesini istiyor. İdlib’de çok büyük bir sıkışmışlık var. Türkiye başkasının toprağında resmen bir savaş veriyor.”

Mülteciler umurunda değil

 Cumartesi günü üç kişilik bir heyet olarak sınıra gidip gözlemlerde bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nden Nuray Şimşek, inceleme sonuçlarını anlattı. Sınıra vardıklarında insani dramla karşılaştıklarını dile getiren Şimşek, binlerce insanın sınıra yığdırıldığını, aç ve susuz bırakıldığını aktardı. Günlerdir aç ve susuz bir şekilde sınırda bekletilen mültecilerin, Türkiye’nin her yerinden getirildiğini kaydeden Şimşek, ”Türkiye’de istenmediklerini, yaşama şanslarının olmadığını, sömürüldüklerini söylediler. Gerekirse ölümü göze alıp gideceğiz, diyorlardı. Savaştan ve şiddetten kaçmalarına rağmen ırkçılığa uğradıkları için gitmek istiyorlardı.”

Giriş var ama çıkış yok

 Şimşek, ziyaretleri sırasında yaklaşık 3 bin civarı sığınmacının olduğunu, ancak Pazar günü giden heyetin aktarımına göre bu sayının 10 bin civarına yükseldiğini belirtti. Gidişlerin sürdüğünü kaydeden Şimşek, şöyle devam etti: “Türkiye sınır kapısı ile Yunanistan sınır kapısı arasında oluşturulmuş bir bölge var. Gittiğimiz sırada hiçbir güvenlik önlemi yoktu. Ama son olarak giden heyetin ifadelerine göre bölgenin belli bir bölümünü bariyerlerle kapatılmış. Orada olduğumuzda geçiş noktası olan Bosna köyünden bir geçiş imkanı olduğunu söylediler. Oradayken silah sesleri geliyordu. Tabi ne taraftan geldiğini kestirmek zor oldu. Birkaç mülteci ise Yunan sınırına gitmeye çalıştıklarını, ancak Yunanistan tarafından gaz atıldığını söyledi. Bu sefer geri kaçtıklarında ise Türkiye sınırlarına doğru yaklaştıklarında, gazların Türkiye tarafından da atıldığını ve havaya ateş edildiğini söyledi. Mülteciler bir araya sıkıştırılmış durumda. Ne ileri gidebiliyorlar ne de geri gelebiliyorlar.”