Kandıra Cezaevi’nde 83 gündür açlık grevinde olan Musa Sertkal, gönderdiği mesajında, açlık grevinde can verirken bile ‘halkına borçlu’ diyen geleneğin takipçileri olduklarını belirterek, son nefeslerine kadar mücadele edeceklerini söyledi.
DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 197. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 159, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 158, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 149. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 142, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 139. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 128. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 184; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 134; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 89 gündür eylemde.
Tahliye olanlar da bırakmadı
Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesinin ardından eylemini Batman’daki evinde 137. gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Amed’de HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra evlerinde sürdürüyor.
Şimdiye kadar 8 şehit
Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta şehit düştü. Zülküf Gezen (33), 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde; Ayten Beçet (24), 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zehra Sağlam (23), 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Medya Çınar (24), 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Yonca Akici, 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde şehadete ulaştı.
Birinci ölüm orucu grubu
PKK ve PAJK’lı tutsaklardan Nesrin Akgül, Şükran Aydın, Zozan Çiçek (Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi), Ardıl Çeşme, Aslı Doğan (Gebze Kadın Kapalı Cezaevi), Ahmet Anığı, Özhan Ceyhan, Vedat Özağar, İhsan Bulut, Erol Cengiz (Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi), Ergin Akhan, Enver Durmaz, Ahmet Topkaya, Abdulhalik Kaplan ve Ferhat Turgay (Diyarbakır D Tipi Cezaevi) tecridin kırılması amacıyla sürdürdükleri açlık grevini bir üst aşamaya çıkararak, 30 Nisan’dan itibaren ölüm orucuna da başladı.
İkinci ölüm orucu grubu
PKK ve PAJK’lı tutsaklar, Türk devletinin tecritteki ısrarına karşı ikinci bir ölüm orucu grubuyla direnişi yükseltti. 30 Nisan’dan beri 15 tutsağın sürdürdüğü ölüm orucu eylemine 10 Mayıs’tan itibaren 15 tutsak daha dahil oldu. Kandıra Cezaevi’nden Yaşar Cinbaş, Muhammed İnal, Diyadin Akdemir, Engin Kahraman; Bolu F Cezaevi’nden İbrahim Doğan, Ahmet Emin Eren, Mustafa Taştan; Patnos Cezaevi’nden Sena Efe, Burhan Şık, Faysal Atak, Şefik Kayhan; Tekirdağ 1 Nolu Cezaevi’nden Reşat Özdil; Tekirdağ 2 Nolu Cezaevi’nden Zeki Bayhan, Yılmaz Yıldız; Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Sait Öztürk eylemlerini ölüm orucuna dönüştürdü.
Dört duvar arasında da olsa
Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 15 yıllık tutsak Musa Sertkal da 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Sertkal, ailesi aracığıyla gönderdiği mesajda, 14 Temmuz 1982’deki tarihi direnişin 12 Eylül işkencilerini yendiği gibi bugünkü direnişin de AKP-MHP faşizmin aynı akıbete uğratacağını ve tecridin kırılacağını söyledi. Sertkal, “Bizler açlık grevinde can verirken bile ‘halkına borçlu’ diyen bir mücadelenin tarihinden gelen tutsaklar olarak son nefesimize kadar mücadelemizi dört duvar arasında da olsa sürdüreceğiz” dedi.
Talebimize kilitlendik
Hilvan 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve 1 Mart’tan beri açlık grevinde olan Ömer Özmen ise taleplerine kilitlendiklerini ve bedelini düşünmediklerini vurgulayarak, şunları iletti: “Her gün, her dakika, her saniye bedenlerimiz eriyor, bizleri asıl eriten ise buna sessiz kalınmasıdır. Bizler, büyük bir amaç uğruna bu eylemi başlattık. Her ne yaparlarsa yapsınlar, bizler asla mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz, direnişimize sonuna kadar devam edeceğiz. Bu direnişin sonu muhteşem olacak”
Ağabeyi ile birlikte eylemde
Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve 83 gündür açlık grevinde olan Hasret Er ise mektup gönderdi. Mersin Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisiyken, üniversite içerisindeki eylemlere katıldığı gerekçesiyle hakkında “örgüt propagandası” suçlamasıyla 10’dan fazla dava açılan Hasret Er, 2018’de tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Sonrasında Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Er, 21 yıldır tutuklu bulunan Hilvan Kapalı Cezaevi’ndeki ağabeyi Rıdvan Er ile birlikte 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde.
Hasret Er, üniversite arkadaşlarına gönderdiği mektupta, ölüm orucundaki arkadaşlarının durumlarına vurgu yaparak,”Serhildan (Şükran Aydın) çok zayıftı, Hevî (Nesrin Akgül) zaten eyleminin 105. günündeydi ölüm orucuna başladığında. Ya Avaşî’nin tansiyonu… Koğuşumuzda sabah onları konuşarak başlıyoruz güne. Ölüm oruçları başladığından beri onları konuşurken fazlasıyla -di’li geçmiş zaman kullanmaya başladığımızı farkettim. Ölüme gün sayılır mı?” diye sordu.
Er, açlık grevi eylemine dahil olmanın anlamını ve derinliğini ise şu sözlerle ifade etti: “Büyük ve tarihi bir süreci yaşıyoruz. Topraklarımda katledilen yoldaşlarımın fotoğrafları gözlerimin önünden gitmiyor. Nusaybin’de ağaçlara asılmış cenazeler geliyor arkasından. Bu coğrafyayı ruhumun en derin noktasında yaşıyor ve hissediyorum. Yaşam orucu diyoruz, ölümle anılmamalı. Kimse buradan tabutla çıkmamalı.”
Anneler yalnız kalmasın
Amed D Tipi Cezaevi’nde 1 Mart’tan itibaren eyleme dahil olan Şadin Aktuz, DBP Dicle İlçe Eşbaşkanlığı yaptığı sırada gizli tanık ifadeleriyle tutuklanan bir siyasetçi. Görüşe giden ağebey Zeynel Aktuz, kardeşi ve beraberinde kalanların moral ve kararlılıklarının yüksek olduğunu kaydetti. Zeynel Aktuz, kardeşinin ve diğer eylemcilerin, “Annelerin direnişine sahip çıkın” çağrısında bulunduğunu aktardı.