2012 yılında Rusya tarafından Türkiye’ye teslim edilen Mecit Gümüş’e 2013 yılında 22,5 hapis cezası verilmişti. Gümüş, geçtiğimiz Nisan ayında adli tıp kurumunun cezaevinde kalamaz raporu vermesi üzerine tahliye edilmişti. Bir süredir Süleymaniye'de tedavi gören Mecit Gümüş, dün sabah yaşamını yitirdi.


Özgürlüğün emektarına veda!

PKK Yürütme Komitesi yaptığı açıklamada, "Kırk yıldır mücadele eden Mahmut yoldaşımız direniş çizgisinden hiç taviz vermemiş, son nefesini de Kürdistan dağlarında yoldaşları arasında verme onurunu yaşamak istemiştir. Sağlık nedenleriyle cezaevinden bırakılınca hemen PKK ile ilişki kurmuş, son aylarını dağlarda yoldaşlarının arasında geçirme önerisi yapmıştır. Bu önerisi kabul edilince büyük sevinçle Kürdistan dağlarına ulaşmıştır. Özgürlük dağlarıyla kucaklaştıktan 20 gün kadar sonra kaldığı hastanede şehit düşmüştür" dedi.


Kuruluşunda katıldı 

PKK açıklamasında şehit Gümüş’le ilgili şu bilgiler paylaşıldı: "Mahmut arkadaşımız partinin ilk kurulduğu yıllarda Özgürlük Hareketi'ne katılmıştır. Yıllarca gerillacılık yapmıştır. Bakurê Kurdîstan’da çalışmalar yürütürken iki defa yakalanmış, Amed zindanı başta olmak üzere 20 yıla yakın çeşitli cezaevlerinde kalmıştır. İkinci yakalanışından sonra da çıkar çıkmaz yine Kürdistan dağlarıyla, örgütüyle ve yoldaşlarıyla buluşmuştur.

Özgürlük mücadelesi içinde birçok görev almıştır. 2013 yılında Rusya’ya hem tedavi olması, hem de siyasal faaliyet yapması için gönderilmiş; ancak Rusya Türkiye ile ilişkilerini geliştirme ve karşılığında bazı tavizler almak için Mahmut yoldaşımızı Türkiye'ye teslim etmiştir. Böylece üçüncü defa soykırımcı Türk devletinin zindanlarına düşmüştür. Üçüncü defa düştüğü zindanda kanser hastası olmuş ve kısa sürede zindanda kalamaz hale gelmiştir. Zindandan bırakılır bırakılmaz yeniden yıllarca omuz omuza mücadele ettiği yoldaşlarının yanında olmak istemiş ve bu arzusu yerine getirilmiştir.

Mahmut yoldaş, Mardin’in yurtseverlik karakteriyle yetişmiş; PKK'nin Mardin ve ilçelerinde gelişmesinde önemli bir emeğe sahip olmuştur. Devrimci yaşamında her zaman inançlı ve coşkulu olmuş, bu mücadelenin kazanacağına dair inancını hep yüksek tutmuştur. Ömrünün sonuna kadar da hep bu mücadelenin bir neferi olmuştur.''


ANF/SÜLEYMANİYE