Almanya Gündemi
Geçtiğimiz Pazar günü Almanya'nın üç eyaletinde (Saksonya-Anhalt, Rheinland-Pfalz ve Baden-Württemberg) yapılan seçimlerde, mülteci sorununun bir krize dönüşmesi ile beraber, siyaset arenasına yansıyan hareketli dalgalanmanın sonuçları ortaya çıktı. Aslında gerek anketler, gerekse değişik isimler altında örgütlenen aşırı sağcı oluşumların hiç olmadığı kadar sağ eğilimli potansiyel üzerinde yarattığı etki, sonucu beklenmedik bir hal olma durumundan çıkarıyor. Zira sadece Almanya'nın değil, Avrupa'nın da içine girdiği başta mülteci krizi olmak üzere konuyla paralel gelişen kriz halleri, hatırı sayılır sağ eğilimli seçmeni, tek hedef üzerine kurulu,ülke refahı için yüzeysel ve uçuk vaadleri olan aşırı sağcı oluşumlara kaydırdı.
Nihayetinde PEGIDA'nın ülke genelinde ne kadar yükseldiğine geçtiğimiz zaman diliminde tanık olduk. Her ne kadar son dönemlerde mitingleri eskisi kadar heyecan yaratmasa da, alttan örgütlü bir kitle oluştuğu son seçimlerde kendini gösterdi. Aşırı sağ eğilimleriyle dikkat çeken Alternative für Deutschland (AfD), Türkçesi ile Almanya için Alternatif Partisi üç eyalette yapılan seçimlerde başarı olarak adlandıracağımız bir sonuç elde etti. Buna göre AfD Saksonya-Anhalt'ta 24.2, Rheinland-Pfalz'da 12.6, Baden-Württemberg'de ise 15.1 oranında oy aldı.(2013 seçimlerinde yüzde 4.7 oranında oy olarak, barajın yüzde 5 olduğu genel parlemento seçimlerinde çok küçük bir oy oranı ile barajın altında kalmıştı, ki yeni kurulan ve sadece krizler üzerinden beslenen bir parti için azımsanacak bir oran değil.)
Nitekim katılımın geçmiş yıllara oranla daha fazla olduğu Pazar günü yapılan seçimlerde, Euro krizi ile çıkış yapan AfD, bu kez de mülteci krizini ve oluşan siyasi dengesizliği kullanarak aşırı sağcıların oyları yanında diğer partilerden de önemli oranda oy çekti. Bunun yanında protesto oyları olarak adlandırılan, şimdiye kadar oy kullanmamış seçmeninde önemli oranda oyunu aldı. (ARD'nin verilerine göre bu seçime yeni katılanlardan AfD'ye giden oy: Saksonya-Anhalt: 104 bin, Rheinland-Pfalz: 80 bin, Baden-Württemberg: 207 bin)
Üç eyaletteki seçimlerde AfD yüksek miktarda oy alırken, Sol Parti ise (die Linke) oy kaybetti. 2011 yılında yapılan seçimlerde 23.7 oranında oy aldığı Saksonya-Anhalt'da 16.3, yüzde 3.0 oy aldığı Rheinland-Pfalz'da 2.8, yüzde 2.8 oy aldığı Baden-Württemberg'te ise 2.9 oranında oy aldı. Yerleşik bir parti olan Sol Parti'nin insani boyutunu ön plana çıkararak, mülteci alımına sıcak bakması, aynı zamanda Almanya'nın silah politikası ve Almanya'nın sert yabancı politikalarına olan eleştirileri, oy kaybetmesine neden olan etkenler arasında. Fakat yeni ve güçlü bir söylem yaratamadıkları gerçeğini de bu etkenler arasına almak gerekiyor.
2017 genel seçimleri için belirleyici bir profil çizen Pazar günü yapılan seçimlerin sonuçları birçok noktada Federal Meclis bünyesinde bulunan partilere önemli bir uyarı niteliğindeydi. Söz konusu eyaletlerde AfD ile herhangi bir koalisyon kurulmayacağı ve koalisyon çalışmalarının dışında tutulacağı söylemleri biraz da aşırı sağcıların dışında kalan seçmenleri rahatlatma amaçlı yapılan açıklamalar. Bu noktada koalisyona girip girmeyecekleri değil, dengeleri nasıl ve hangi yöne doğru değiştirecekleri noktası daha önemli. Merkel'in aşırı sağcı seçmenleri CDU'ya kaydırma hedefi ile bu kitleye toleranslı yaklaşımları, rahat bir şekilde çalışma yürütmeleri olanağını sağladı. Hükümetin mültecileri yerleştirme politikalarındaki yetersizlikler nedeniyle oluşan kaos ortamını kullanan aşırı sağcılar ''sosyal düzenin bozulduğu'', ''refahın elden gittiği'' söylemleri üzerinden propaganda geliştirdi. Bu söylemler çerçevesinde kazandığı güç ile, aşırı sağcıların Federal Parlamento'ya girme olasılığı artık daha da güçlü.
Merkel, faşist eğilimlere karşı toleransını yükselttiği müddetçe (Mülteci krizine kesin çözüm bulmak amacıyla Türkiye ile girdiği engin toleranslı ilişkiler de dahil) 2017 seçimlerinde önemli oranda oy kaybetme riski de o kadar artacaktır. Pazar seçimlerinin verdiği net mesaj: Bundan sonraki süreçte parlamento bünyesinde bulunan partiler için kaygılı bir dönem başlıyor.