Cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar tarafından yapılan yazılı açıklamada, cezaevindeki siyasi ve Kürt tutsaklara intikamcı yaklaşıldığı kaydedilerek, “Söz konusu PKK’li tutsaklar olunca düşman hukukuyla yaklaşılmakta ve insanlık dışı vahşi uygulamalara tabi tutulmaktadır. Bu da devletin Kürt halkına ve Kürt sorununa bakış açısından kaynaklanmaktadır. AKP Hükümeti’nin cezaevleri politikası bu zemin üzerine oturtulmakta ve yürümektedir” dedi. AKP Hükümeti’nin inkar ve imha siyasetinin sonucu olarak yüzlerce hasta tutsağın hala cezaevlerinde tutulduğuna değinen tutsaklar, hasta tutsakların tedavilerinin yapılmadığını vurguladı. Tedavileri yapılmayan tutsak arkadaşlarından her gün birinin hayatını kaybettiğini belirten tutsaklar, “AKP hükümeti her gün ‘Analar ağlamasın’ edebiyatı yapmakta ve çözüm sürecinden bahsetmektedir. Ancak, her gün Kürt gençleri sokaklarda infaz edilmekte, tutuklanarak cezaevine atılmaktadır. Her halükarda Kürtlere ölüm reva görülmektedir. Bu imha politikalarıyla, çözüm sürecini provoke eden ve anaların ağlamasına yol açan AKP hükümetidir” diyerek tepkilerini gösterdi.

Zamanında hastaneye götürülmedi

Hasta tutsakların tedavi etmeyen ve serbest bırakmayan AKP Hükümeti’nin idam cezası uyguladığını belirten tutsaklar, “1999 yılında gelen Barış Grubu üyesi Lütfü Taş arkadaşımız geçirdiği kalp krizi nedeni ile saatlerce cezaevinde bekletilmek suretiyle, hastaneye götürülmeyerek katledilmiştir” dedi. Tutsaklar yayınladıkları mesajda, PKK’li Lütfü Taş’ın ölümüne ilişkin önemli detaylara da yer verdi. Taş’ın önceki sabah saat 05.20 sularında rahatsızlandığını ve cezaevi acil ünitesine kaldırıldığını ancak “Bir şeyi yok” diyerek geri gönderilmek istendiğini belirten tutsaklar, “Sadece EKG’si çekilerek odasına gönderilmek istenmiştir. Ancak arkadaş göğsündeki ağrıların devam ettiğini belirtmesi üzerine ağrı kesici iğne yapılarak odasına gönderilmiştir” dedi. Hayatını kaybeden Taş’ın odasına geldiği sırada kapıda kriz geçirdiğini ve olduğu yerde düştüğünü kaydeden tutsaklar, “Bunun üzerine tekrar acil sağlık ekibi talep edilmiş, ancak acil sağlık ekibi yaklaşık 40 -45 dakika gelmemiştir. Acil sağlık ekibinin geç gelmesi konusunda cezaevi idaresi ile askeriye birbirini suçlayarak sorumluluktan kaçmaktadır” diyerek Taş’ın ölümünde acil sağlık ekipleri, askeri personel ve cezaevi idaresinin sorumlu olduğunu vurguladı.  Taş’ın kalp krizi geçirdiğini ve yaklaşık bir buçuk saat cezaevinde bekletildiğini kaydeden tutsaklar, arkadaşlarının hastaneye zamanında götürülmemek suretiyle katledildiğinin altını çizdi.

Olay tutanağı da doğruluyor

Olay tutanağı da tutsakların açıklamasını destekliyor. Tutanakta Taş’ın 31 Aralık sabahı saat 05.23’te cezaevine gelen 112 acil servis ambulansında tedavi edildiği, Doktor Murat Adalar’ın, “şiddetli göğüs ağrısı” teşhisi koyduğu ancak buna rağmen acil bir durumunun olmadığı, yakın zamanda Kardiyoloji polikliniğine sevk edilmesi gerektiğine yer veriliyor. Muayenenin ardından 112 acil servis ambulansının cezaevinden ayrıldığı belirtiliyor. Ambulansın cezaevinden ayrılmasının ardından saat 06.17’de aynı şikayetle cezaevine ambulans çağrıldığı, Taş’ın Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülürken yolda yaşamını yitirdiği belirtildi. Selahhattin Eyyübi Devlet Hastanesi’nde yapılan ön otopsi raporunda, Taş’ın ölüm nedeninin “hızlı göğüs çarpmasından kaynaklı oluşan ekimoz ve kalp kapakçıklarının kırılması” olduğu belirtildi.




Hasta tutsak listesindeydi

Başsağlığı mesajı yayımlayan DBP Genel Merkezi, Lütfü Taş’ın hasta tutsaklar listesi içinde yer aldığına dikkat çekti. Açıklamada, “Cezaevlerinde haksız bir şekilde tutulan binlerce yoldaşımızdan biri olan Lütfü Taş arkadaşımız daha öncesinden hasta tutsaklar listesinde acil tahliye edilmesi gerekenler arasında yer almasına rağmen tahliye edilmemişti. Lütfü arkadaşın anısına bağlılığımızı bir kez daha yineleyerek, ailesine, yakınlarına ve Kürt halkına başsağlığı diliyoruz” denildi.
HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş tarafından yayımlanan başsağlığı mesajında Taş’ın her türlü baskıya ve hukuksuzluğa karşı onurlu bir biçimde direndiği kaydedildi. HDP, “Arkadaşımızın ani bir şekilde hayatını kaybetmiş olması son derece üzücü olduğu kadar, mücadelemiz açısından da büyük bir kayıptır” dedi.