Konsolos'a ulaşılmıyor
Avcı'nın Kürt olduğu, Türkiye'deki insan hakları ihlallerini eleştirdiği ve geçtiğimiz yıl Ermeni soykırımının kabul edildiği oylamada 'evet' oyu verdiği için konferansa katılmasının Türkiye Başkonsolosluğu'nun girişimi sonucu engellendiğini açıklaması, İsveç'in demokrasi ve ifade özgürlüğü anlayışının sorgulanmasına yol açtı. İsveç'in en büyük haber ajansı TT'nin gazetelere geçtiği haber, birçok gazetede yer aldı. Dışişleri Bakanı Basın Şefi Ander Jörle, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin konferansa davet edilenler hakkında bir bilgisi olmadığını söylüyor. TT'nin 'İstanbul Başkonsolosu mu hata yaptı' sorusunu "Eğer böyle bir şey söylenmişse bu geçerli talimatlara uyulmadığını gösterir" diyerek, topu İstanbul Başkonsolosluğu'na atıyor. Gazeteciler ise İstanbul Başkonsolosu'na ulaşmayı bir türlü başaramıyor. Gulan Avcı, Jörle'nin açıklamalarının inandırıcı olmadığını, Dışişleri'nin onayı olmadan Başkonsolos'un kendi inisiyatifiyle böyle bir şey yapamayacağını söylüyor.
Demokrasinin geliştirilmesi için verilen yardımlar, anti-demokratikleşmeye hizmet ediyor.
İsveç Dış Yardım Bakanlığı, Türkiye'ye demokrasinin geliştirilmesi ve azınlık haklarının korunması amacıyla yılda 87 milyon Kron yardım veriyor. Stockholm'de yapılan kadın hakları semineri de bu paralarla organize edildi. Demokratikleşmeye katkıda bulunmak savıyla yapılan konferansa Avcı'nın katılmasının engellenmesi ve gazetecilerin etkinlikleri izlemelerine izin verilmemesi İsveç'in Türkiye'nin demokratikleşmesine değil, Türkiye'nin İsveç'in anti-demokratikleşmesine katkıda bulunduğunu gösteriyor. Demokrasi, insan haklarının şampiyonluğuna soyunan ve açıklık politikası ile övünen İsveç, en yüksek organı parlamentoda Kürt politikacılara sansür uyguluyor. Parlamentoda kimin konuşma yapıp yapmayacağına İsveçli yetkililer değil, Türkiye'nin Stockholm Büyükelçiliği karar veriyor.