Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Prof. Dr. Ahmet Özer, Prof. Dr. Fatmagül Berktay, Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Doç. Dr. Nuray Mert, Av. Bahri Bayram Belen ve Avukat Fethiye Çetin gibi isimlerin aralarında bulunduğu akademisyen ve hukukçular "Hukukun üstünlüğü ilkesi askıda" başlıklı ortak bir açıklama yayınladı.

17 Aralık yolsuzluk operasyonu ardından yaşananlara dikkat çekilen açıklamada, hukuk devleti ilkesinin askıya alınması ve üstelik kanunlara da dayanmayan bir “istisnailik durumunun” ilan edilmesinin, yasama ve yargı kuvvetlerinin yürütme tarafından yutulduğu bir kuvvetler birliğine doğru hızlı bir gidişin tehlikesini barındırdığı belirtildi. 


'Olağanüstü hal'e kılıf
Binlerce kamu görevlisiyle ilgili olarak yapılan işlemler ile yargıya ilişkin planlanan girişimlerin, hukuk güvenliği ilkesine saygıyı, hukuk ile meşruiyet arasındaki bağları tahrip eden bir sonuca yol açabileceği belirtilen açıklamada, "Başbakan, 'Türkiye bir istiklal mücadelesi içindedir' diye tanımladığı 'olağanüstülük hali' nedeniyle hukuka bağlılık ilkesinin askıya alınmasına gerekçe bulmaktadır" denildi.

Hukuk dışı uygulamalar

17 Aralık yolsuzluk soruşturması sonrasında, hükümet tarafından, adalet ve emniyet teşkilatları bünyesinde soruşturmaları yürüten ve sayısı binleri bulan görevlinin görev yerlerinin "görülen lüzum üzerine" değiştirilmeye başlandığı kaydedilen açıklamada, bu gibi soruşturmaları sürdüren bazı savcıların talimatlarını, mahkeme kararlarını, ilgili kolluk görevlilerinin yerine getirmediği, soruşturmaya bir şekilde başlayan adli yetkililerin de idari talimatla bundan alıkonuldukları hatırlatıldı.

Hükümet kaçamaz

Bir ay zarfında binlerce kamu görevlisiyle ilgili olarak yapılan işlemler ile yargıya ilişkin planlanan kaygı verici girişimlerin, hukuk güvenliği ilkesine gösterilecek saygıyı tahrip eden ve hukuk ile meşruiyet arasındaki bağları koparan bir sonuca yol açabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "İktidar, siyaset bilimi ve hukukta hiçbir karşılığı olmayan bir 'paralel devlet' kavramı icat ederek ve tüm hukuk dışı uygulamaları kendi iktidarına ortak ettiği Gülen cemaatine yıkarak sorumluluktan kurtulamaz" vurgusu yapıldı.

Ergenekon, Balyoz ve KCK

Son yıllara damgasını vuran Ergenekon, Balyoz ve KCK gibi davalarda özel mahkemeler eliyle sistematik şekilde kanıtların çarpıtıldığı ya da üretildiği defalarca dile getirildiği belirtilen açıklamada, "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların, çeşitli STK üyeleri, Kürt belediye başkanlarının, öğrencilerin, bu yöntemlerle suçlandıkları ve uzun tutukluluklarla fiilen cezalandırıldıkları ortadadır" denildi.

Gizli örgüt aydınlatılmalı

Gizli örgütlenmelerin aydınlatılması istenen açıklamada, "İddia edildiği gibi devlet içinde dini hiyerarşiye bağlı gizli bir örgütlenme varsa, bu ciddi sorun derhal aydınlatılmalı, görev ve yetkilerini kötüye kullananlar hukuk devleti gerekleri içinde hesap vermelidirler. Sebep ve gerekçe gösterilmeksizin binlerce kişinin görev yerlerinin değiştirilmesi, yeni mağdurlar yaratacak bir hukuksuzluk örneğidir" ifadelerine yer verildi.

Üç değil tek kuvvet

Hukukun üstünlüğü ilksenini, demokrasi, hak ve özgürlüklerin, eşitlik ve adaletin en önemli güvencesi olduğuna vurgu yapan akademisyenler ve hukukçular, "Hukuk devleti ilkesinin askıya alınması ve üstelik kanunlara da dayanmayan bir 'istisnailik durumunun' ilan edilmesi, yasama ve yargı kuvvetlerinin yürütme tarafından yutulduğu bir kuvvetler birliğine doğru hızlı bir gidişin tehlikesini barındırmaktadır" uyarısında bulundu.

ANF/İSTANBUL