Merkezi Almanya’nın Neuwied bölgesinde bulunan Utamara Kadın Buluşma Merkezi, bu defa Darmstadt bölgesinden gelen kadın ve çocukları ağırladı. 15 kadın ve 15 çocuk olmak üzere 30 kişilik grup, üç günlük kamp gerçekleştirdi. Kamp boyunca çeşitli seminerler, kültürel aktiviteler ve çocuklara dönük oyun ve gezi programları düzenlendi. Çocukların özellikle kültürel ve gezi programlarına ilgi duyması dikkat çekti. Toplumsal cinsiyetçilik ve kadın psikolojisi konulu seminer ve tartışmaların yanısıra, kadınların alternatif örgütlenme modelleri ve kadın meclisleri üzerine tartışmalar yürütüldü. Tartışmalara katılan kadınlara psikolojik sorunların nedenleri hakkında neler düşündüklerini sorduk..

Avrupa’da aile dağılıyor

Kadının psikolojik sorunları hakkında neler düşünüyorsunuz?
Elmas Özgül: Psikolojik sorun denilince önyargılı yaklaşım var. Hastalıkmış gibi görülüyor. Kaldı ki içinde yaşadığımız sistem hergün psikolojik olarak sorun üreten bir sistem. Yine toplumda ‘Erkek eve bakıyor, sana hakaret etmiyor. Aç değilsin. Daha ne istiyorsun’ algısı var. Kadınlar hayatlarıyla ilgili önemli karar veremiyorlar. Yine içinde bulunduğumuz koşullar, kadınlarda ciddi dikkat dağılmasını beraberinde getiriyor. Sürekli bir boğuşma halindeyiz. Eskiden köy meclisleri vardı. Kadınlar bu meclislerde önemli işlevlere sahipti.  Ancak Avrupa’da aile büyük oranda dağılmayla karşı karşıya. Tüm bunlar birçok psikolojik sorunu beraberinde getiriyor.
Hatice Peşmen-Acar: Kadın psikolojik bir sorun yaşadığında eşiyle paylaşamıyor, paylaştığı zaman da eşi tarafından küçümseniyor. Hayatımızla ilgili bütün kararları aile veya erkek alıyor. Karar almaya başladığımızda da ciddi ailevi sorunlara sebep oluyor. Yine kadınlar psikolojik destek istediklerinde de özellikle bizim gibi toplumlarda kadınla dalga geçilebiliyor.

‘Suçlu daima kadındır’
Hatun Eren: Sorun yaşayan kadın içe kapanıyor, kendini ifade etmek istemiyor. Kadınlardaki dikkate alınmama psikolojisi ciddi etkiler yaratıyor. Kendisini de değersiz görmeye başlıyor zamanla.
Yıldız Can: Aileyi koruyan, düzen veren kadının algısı güçlü. Hata yapma şansımız neredeyse yok. Bir hata yaptığımızda herşey kadına bir fatura olarak çıkabiliyor. Kadın hep bir kıskaçla karşı karşıya kalabiliyor.
Fatma Doğan: Çocuk sorun yaşadığında yine suçlu anne olabiliyor. Kadın sürekli bu gibi psikolojik baskılarla karşı karşıya kalıyor.
Şenay Çelik : Kadın sürekli içinde bulunduğu baskı ortamından dolayı özgüvenini yitiriyor. Yine toplum baskısının yarattığı korkular var. Aileler Avrupa sistemi içinde çok ciddi sorunlar yaşıyor. Sistem ‘Benim için çalış’ dayatmasında. Sonra bir bakıyorum ki aynı şeyi çocuklarımda dayatmışım. Koşturma içinde temel manevi ihtiyaçları unutuyoruz. O yüzden kendi alternatiflerimizi yaratmalı, mücadele etmeliyiz. Çünkü sistem karşısında mücadele etmediğin zaman bitiyorsun.

‘Yeter ki biz isteyelim!’
Havva Bilbay: Eskiden köylerde sosyal ilişkiler iyiydi. İnsanlar bir birbirlerini sorardı. Ancak Avrupa’da maalesef bu korunamadı. Ve insanlar hızla yalnızlaşıyor.
Yıldız Can: Kadınlar eskiden başka çocuğu emzirebiliyordu. Bu tarz ilişkiler çok doğaldı. Ancak şehir yaşantısı ve Avrupa’da bu ilişkiler dağıldı. Bu örnek küçük gibi gelebilir, ama insani ilişkiler açısından bence önemli.
Meyrem Karataş: Avrupa’da kendi klütürümzden uzaklaştıkça sadece kadınlar değil, toplum olarak ciddi sorunlar yaşayabiliyoruz. Bence eğitim bunları aşmada önemli bir adım olur. Kadın dernekleri bu konuda elverişli mekanlar. Kuşkusuz 20-30 yıl önceki kadınlar değiliz. Bir gelişmişlik düzeyi var. Kürdistan’da bir kadın devrimi oluyor. Ama daha fazla örgütlenmek durumundayız. Birbirimizi teşvik edersek, özgüven de gelişir. Yeter ki biz isteyelim!...
Müside Oltan: Buradaki yaşamımız büyük bir stres içinde. Misafir geliş gidişleri eskisi gibi değil. Misafirlik bizim toplumda önemli bir sosyal aktivite. Ancak bu paylaşımın bile yavaş yavaş ortadan kalktığını görüyoruz. Hiçbir şeye zaman ayırmayan, sürekli koşturan bir halde buluyorsun kendini. Bu da birçok psikolojik sorun yaratıyor. 

HABER MERKEZİ