
Gezi Parkı eylemleri devam ederken
Sosyalist Demokrasi Partisi'ne (SDP) baskın düzenleyen ve onlarca üyesini gözaltına alan İstanbul polisinin dünkü adresi ise Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) oldu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri sabah saat 05.00 sularında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) il ve ilçe binaları, Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) Etkin Haber Ajansı, (ETHA), Atılım gazetesi, Özgür Radyosu'nun binaları ve çalışanların evlerini bastı. 1 Mayıs Mahallesi'nde ev baskınlarına özel hareket timlerinin katıldığı, baskın düzenlenen evlerinin bulunduğu sokağa kimsenin alınmadığı öğrenildi. ESP Sarıgazi, Maltepe, Gazi Mahallesi ve Ataşehir ilçe bürolarında içeride kimse olmadan yapılan aramalarda çok sayıda gazete ve dergiye el konulduğu ve büroların dağıtıldığı öğrenildi.
İstanbul'da 60'ı aşkın gözaltı
Yapılan baskınlarda aralarında ESP MYK üyeleri ve il başkanlarının da bulunduğu 60'dan fazla kişinin gözaltına alındığı bildirilirken, isimleri öğrenilebilenler şöyle: ESP MYK üyesi ve İstanbul İl Başkanı Çiçek Otlu, ESP MYK üyesi ve İstanbul İl yöneticisi Beycan Taşkıran, ESP İstanbul İl yöneticisi Erdal Demirhan, Atılım Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu, HDK Yürütme Kurulu üyesi Alp Altınörs, Özgür Radyo çalışanı Selvi Coşar, Ali Karaçay, İsmet Yurtsever, Sıtkı Güngör, Ali Haydar Akdeniz, Mehmet Güneş, Hasan Tunç, Okan Danacı, Cemil Yıldız, Boran Atıcı, Serkan Gündoğdu, Cemal Çakmak, Hatice Çakmak, Aykan Şimşek, Mustafa Diren Saygılı, Metin Külekçi, Sinan Polat, ESP MYK üyesi, Dinçer Ergün, Maksut Toprak, Mehmet Güneysel, Şahin Yeşilırmak, Hüseyin Şahin, Ümit Akdağ, Çağrı Aydoğan, Ali Sönmezkaya, ESP Zeytinburnu İlçe Başkanı Mehmet Aslıvar, Çetin Mordeniz ve soyadı öğrenilemeyen Vedat ve Emir isimli iki kişi. 1 Mayıs Mahallesi'nden ise İmran Aydın, Ulaş Yıldız, Savaş Başar, Kenan Alıcı, Mehmet Tunç, Sercan Genç, Gökhan Değirmenci. Ankara'da da Yoldaş Aydın ve Umut Bilgen.
Suçlama: MLKP üyeliği
ESP’lilerin avukatı Özlem Gümüştaş, operasyonun “Marksist Leninist Komünist Partisi üyeliği ve örgüt adına faaliyet göstermek” iddiasıyla yapıldığını belirtti. Av. Gümüştaş, soruşturmanın 2012 yılında başlatılmış olduğunu ve son eylem olarak da Gezi Parkı’nın gösterildiğini ifade etti.
Yaralılar da var
Av. Gümüştaş, operasyonlar kapsamında, Gezi Parkı sırasında yaralananların da gözaltına alındığını belirtti. Bu isimlerdern Ümit Akdağ’ın biber gazıyla gözünün parçalandığını ve evinde ameliyat sırası beklediğini, Sıtkı Güngör’ün ayağı kırıldığı için 31 Mayıs’tan beri evinde dinlendiğini, ESP İl Başkanı Çiçek Otlu’nun gaz fişeği nedeniyle bir ayağının alçıda olduğunu, Alp Altınörs’ün başına isabet eden plastik mermiyle yaralandığını ve Beycan Taşkıran’ın da tazyikli suyla yaralanmış olduğunu belirtti. Gözaltına alınan İsmet Yurtsever ise 71 yaşında.
Gazetecilerden destek
Baskın düzenlenen ETHA'nın bürosunun bulunduğu bina polislerce ablukaya alındı. Büroda arama yapılırken ETHA Haber Müdürü Derya Okatan ile editör Arzu Demir de hazır bulundu. Ajans bürosunda saatler süren aramada fiili olarak gözaltında tutulan iki gazeteci, arama sona erdiğinde gözaltına alınmadı. Operasyon sürerken Etkin Haber Ajansı'nın internet sitesine de saldırı gerçekleşti, uzun süre siteye ulaşılamadı.
Polis aramasının sürdüğü ETHA ile dayanışmak amacıyla aralarında Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) yöneticileri, Özgür Gündem gazetesi, Fırat Dağıtım, Kızılbayrak gazetesinin çalışanlarının da bulunduğu gazeteciler ETHA binası önüne geldi.
Ankara'da 26 gözaltı
Ankara’da TEM polisleri tarafından 26 eve eş zamanlı olarak operasyon gerçekleştirildi. Halkevleri, ESP, BDSP ve Odak üyelerinin evlerine gerçekleştirilen operasyonlarda yaklaşık 30 kişi gözaltına alındı. ÇHD avukatlarından Teoman Özkan, dosyada gizlilik kararı olduğunu ve gözaltılara 24 saat boyunca avukatlarıyla görüşme yasağı getirildiğini belirtti. Av Özkan'ın verdiği bilgiye göre gözaltına alınanlardan bazılarının isimleri şöyle: "Ali Yılmaz, Gizem Bayram, Can Deliduman, Hüseyin Arlıer, İbrahim Akyol, Birkan Sabast, İrfan Taban, Can Eroğlu, Şahin İmga, Hakan Keskin, Cevahir Özkan, Gülşah Öztürk, Akın Can, Osman Nuri Orhan, Soner Temel, Yoldaş Aydın, Hikmet Tanıl, Erdal Kozan ve 18 yaşından küçük Umut Bilgen ile Dikmen’de bulunan bir karavandan alınan ve isimleri henüz belirlene- meyen iki kişi.
Bütün sol örgütler sayıldı
TMK 10. madde ile görevli 3 Nolu Hakimlik tarafından verilen arama ve gözaltı kararında, "DHKP-C (Devrimci Halkın Kurtuluş Partisi), MLKP (Marksist Leninist Komünist Partisi), THKPC-Direniş Hareketi (Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi), DEV-YOL (Devrimci Hareket), Troçkistler, MKP (Maoist Komünist Parti), TKP/ML (Türkiye Komünist Partisi/ Marksist Leninist), DSİH (Devrimci Sosyalist İşçi Partisi), TKİP (Türkiye Komünist İşçi Partisi-Leninist) adı altında ve bu yapılara ait açık alan yapılanmalarıyla eyleme katıldıkları ve eylemleri bir kalkışma haline getirdikleri" savunuldu. Gözaltına alınanlar Türk bayraklarını yakmak, kamu kurumlarını işgal, kolluk kuvvetlerine molotoflu saldırı, linç girişimleriyle suçlanıyor. Kararda, gece ve gündüz olmak üzere 72 saat süre içerisinde şüphelilerin ev araması yapılması kararı verilmesi de dikkat çekti.
HABER MERKEZİ
'Mücadele daha yeni başlıyor'
ESP ve SDP Genel Başkanlarının da aralarında bulunduğu kalabalık bir grup İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde baskınları protesto etti.
ESP İstanbul İl Örgütü gözaltıları protesto etmek amacı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Eylemde, "Halka gücünüz yetmez, gözaltılar serbest bırakılsın" ve "İşte buradayız meydanları terk etmiyoruz" pankartları açıldı. ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Bugün yaşadıkları panik ve can havli ile gösterdikleri saldırganlık yenildiklerinin kanıtıdır. Sokakları insan seli ile dolduran halk, hesap sormaya devam edecek. 20 gün önce söylediğimiz sözü yeniden daha güçlü söylemek gerekirse, mücadele bitmedi daha yeni başlıyor" dedi. "Bu halk sizin çirkinliklerinize karşı ezilenlerin kardeşliği ile size bir ders verdi. Ama saldırganlığınızdan anlaşılıyor ki halen akıllanmamışsınız" diyen Yüksekdağ, halkın haklı taleplerini dikkate almayanların, rüzgar ekip fırtına biçtiğini ifade etti. "Kendinizi kandırdınız, zavallısınız. Devrimcilere yöneltilmiş saldırılar size misli ile geri dönecek. Bu öfkeden nasıl kurtulacaksınız, bunun hesabını nasıl vereceksiniz" diye soran Yüksekdağ, umutlarının diri olduğunu ve mücadeleye devam edeceklerini vurguladı. Yüksedağ, "Bedel ödemeye hazırız. AKP'ye soruyorum siz hazır mısınız? Biz ateş çemberinden defalarca geçtik, zulmün en koyusunu gördük" dedi.
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ise, "Hükümet kendi halkı ile bilek güreşi yapmaktan vazgeçmelidir" dedi ve hükümetin neden bu kadar hınçlı olduğunu bildiklerini ifade etti. Turan, "Halk iktidarı yenilgiye uğratmıştır. Bu saldırganlığın nedeni yüzde 50'den yüzde 30'lara düşmüş oy potansiyelidir" diyerek, gözaltındakilerin serbest bırakılmasını istedi.
Ayrıca Adana, Amed, İzmir'de de basın açıklamaları yapılarak gözaltındakilerin serbest bırakılması istendi.
Adana'da 30 kişi
Polis şiddetini protesto için Adana'da önceki akşam eylem yapan kitleye polis saldırdı. Atatürk Parkı'nda bir araya gelen ve yürüyüş yapmak isteyen gruba tazyikli suyla saldıran 12'si çocuk 30 kişiyi gözaltına aldı.
Eskişehir'de 13
Eskişehir'de Gezi Parkı için kurulan çadırın kaldırılmasından sonra başlayan polis saldırısı sürüyor. Önceki gece binlerce kişinin çadırın açıldığı Espark önünde yolu trafiğe kapatması ardından dün sabah saatlerinde polis yeniden eylemcilere saldırdı. 13 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.
35 kişi serbest
Gezi Parkı direnişinde İstanbul'da gözaltına alınan 42 kişiden 35'i savcılık sorgusu ardından ardından serbest bırakılırken 7'si tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. 7 kişi nöbetçi mahkemece gece geç saatlerde serbest bırakıldı. Gözaltındaki 91 kişi ise dün İstanbul Adliye'ye sevk edildi.
Öğretmenlere ‘Gezi’ araştırması
Gezi eylemleriyle ilgili Eğitim Bakanlığı ve YÖK'te kapsamlı inceleme başlatıldı.
Erdoğan geçtiğimiz günlerde, "Çocuklarımızı, yavrularımızı emanet ettiğimiz okul müdürlerini araştırıyoruz. Biz onlara yavrularımızı emanet ettik, ilim öğrensinler diye. Birilerinin gösterilerine gönderin diye değil. Aynı şey üniversiteler için de geçerli. İmtihan günü gelmeyin, Gezi’ye gidin diyorlar. Tencere tava çalanlar, hava mı görmek istiyorsunuz. Buyurun size hava” açıklamasında bulunmuştu. Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatından bir inceleme yapılmazken il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde eyleme katılanların tespiti için inceleme başlattı. Eyleme katılan öğretmenler, öğrencileri eyleme gönderen öğretmenler, öğrencileri ile eyleme katılan öğretmenler ve okul yöneticileri inceleme kapsamında. Bazı özel okullarda “siyah giyme” eylemleri yapıldığı, bu eylemlerin de inceleme kapsamında olduğu öğrenildi. Sendika çağrısı ile iş bırakmak suç kapsamına girmese de il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin greve katılan öğretmenlerin listesini de istediği bildirildi.
Öte yandan YÖK’ün de özel bir talimat olmamasına karşın üniversitelerde eyleme katılan akademisyenlere inceleme yaptığı belirtildi. Sınavları erteleyip eyleme katılmayı teşvik eden akademisyenler ile eyleme destek açıklamaları yapan akademisyenlerin de tespit edilmeye çalışıldığı kaydedildi.
Devlet şiddetini kınıyoruz
Hacettepe Üniversitesi'nden 346 öğretim elemanı Gezi Parkı sürecinde iktidarın kullandığı şiddet yöntemi yazılı açıklama ile protesto etti. Açıklamada, "Biz, aşağıda imzası olan Hacettepe Üniversitesi öğretim elemanları, en temel demokratik hak ve özgürlükleri şiddet kullanarak engellemeye yönelik iktidar anlayışının ülkemizde yaygınlaştırılmasına kararlılıkla karşı çıkıyoruz. Bu şiddete dayalı anlayış ve uygulamalar karşısında, ülkemizin her yanında, başta gençler ve kadınlar olmak üzere, temel insan haklarına sahip çıkan halkımızın ayağa kalkmasını destekliyoruz. Yaşananların sorumluluğunun mevcut iktidarda olduğu gerçeğinden hareketle, direnişin, Taksim Dayanışması tarafından açıklanan haklı ve meşru taleplerinin kabul edilmesinin demokrasi ve hukuk devleti anlayışının asgari bir gereği olduğuna inanıyoruz. Temel haklarını, yaşam biçimlerini, çevrelerini ve ülkelerini, insan olmanın gereği olarak, onurlu bir biçimde savunanlara tüm ülkemizde uygulanan devlet şiddetini kınıyor, bütün sorumlularının hesap vermeleri gerektiğini kamuoyuna bildirmeyi bir görev biliyoruz" denildi.
7 bin 822 yaralı
Gezi direnişinde 7 bin 822 kişinin yaralandığını, 4 kişinin yaşamını yitirdiğini açıklayan TTB, ağır yaralı 59 kişiden altısının hayati tehlikesinin sürdüğünü, 11 kişinin de gözünü kaybettiğini ifade etti.
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan her konuşmasında polis şiddeti sonucu yaşamını yitiren ve yaralananları yok saysa da Türk Tabipler Birliği, 17 Haziran 18.00 itibariyle tespit ettikleri tüm yaralanmaların polis şiddeti sonucu olduğunu ifade etti. Yazılı açıklamaya göre, “Kamu hastanelerine, özel hastane ve tıp merkezlerine ve çatışmaların yaşandığı alanlarda kurulan revirlere toplam 7 bin 822 kişi yaralı olarak başvurdu.”
Yaralanmaların içeriğini biber gazına bağlı yüzeysel yangı ve solunum sıkıntıları, astım krizi, epilepsi atakları, yakından atılan biber gazı kapsülleri, plastik mermiler ve darpa bağlı kas-iskelet sistemi yaralanmaları/kırıklar, kafa travmaları, plastik mermilerden kaynaklı görme kayıplarına varan göz problemleri ve karın içi organ yaralanmaları oluşturuyor.
Açıklamaya göre, dört kişi hayatını kaybetti: Mehmet Ayvalıtaş (İstanbul), Abdullah Cömert (Antakya), Mustafa Sarı (polis memuru, Adana), Ethem Sarısülük (Ankara).
Toplam 59 kişi ağır yaralı. İstanbul’da dört, Ankara’da bir, Eskişehir’de bir kişi olmak üzere altı ağır yaralının hayati tehlikesi var. 100 kişi kafa travmasına uğradı, 11 kişi gözünü kaybetti, bir kişinin dalağı alındı.
TTB, eylemcilerin sağlık durumlarını il il şöyle sıraladı:
İstanbul: 21’i ağır 4 bin 477 yaralı. Bir ölüm, dört kişinin hayati tehlikesi sürüyor. Altı kişi kırıklı kafa travmasına uğradı, altı kişi gözünü kaybetti.
Ankara: 21’i ağır 1350 yaralı. Bir ölüm. Yedi kırıklı kafa travması, dört görme kaybı.
İzmir: İkisi ağır 800 yaralı.
Antakya: Bir ölüm. Üçü ağır 161 yaralı.
Adana: Bir ölüm. Altısı ağır 162 yaralı. Beş kafa travması.
Eskişehir: İkisi yoğun bakımda, üç kişinin hayati tehlikesi devam ediyor. Toplam 300 yaralı.
Muğla: Biri ağır 50 yaralı.
Mersin: Biri ağır 17 yaralı.
Bursa: Biri kafa travması iki yaralı.
Balıkesir: 155 yaralı.
Kocaeli: 10 yaralı.
Antalya: Biri ağır 150 yaralı.
Rize: Sekiz yaralı.
17 gün sonra açıklandı
Ankara'da Gezi Parkı direnişine destek eyleminde Ethem Sarısülük'ü kafasından silahla vurarak öldüren polisin kimliği 17 gün sonra belirlendi. Savcılığa verilen ismin 1986 doğumlu Çevik Kuvvet polisi Ahmet Şahbaz olduğu öğrenildi.
Gezi Parkı eylemlerine destek amacıyla Ankara'da 1 Haziran günü yapılan eylemde 26 yaşındaki işçi Ethem Sarısülük, kafasına isabet eden polis kurşunuyla hayatını kaybetmişti. Otopside Sarısülük'ün kafasından 9 milimetrelik mermi çekirdeği çıkarılmıştı. Ankara Emniyeti, Sarısülük'ü vuran polisin bilgileri ve olayla ilgili bir adet silahı iki haftayı aşkın süre sonra savcılığa teslim etti. Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar, ölümün silahla olduğunun kesinleşmesi ve raporların incelenmesinin ardından savcılığın emniyetten, polisin ismi ve silahını istediğini belirtti. Emniyetin, polisin bilgilerini ve silahını savcılığa ilettiğini kaydeden Bayraktar, savcılığın haftasonuna kadar Şahbaz'ın ifadesine de başvuracağını belirtti. Sarısülük'ü öldüren silah ise incelenmek için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Avukat Bayraktar, "Bu isim doğru mudur, silah doğru mudur, soruşturma sırasında belli olacak... Bugüne kadar polislerin yargılandığı davalarda delil karartma, polisi koruma geleneksel hale geldiği için temkinli davranıyoruz" dedi.
Öte yandan olay yerinde yapılan inceleme ardındah hazırlanan ve savcılığa ulaştırılan bilirkişi raporunda, "Sarısülük'ün yere düşme anında polisin durduğu yer ile polis tarafından tabancanın ele alındığı ilk yer arasının 4.8 metre olduğu tespit edildi" denildi.
Ağabeyi oturma eyleminde
Ethem Sarısülük'ün vurulduğu yer Kızılay Güvenpark'ta ise ağabeyi Mustafa Sarısülük dün oturma eylemine başladı. Ethem'in vurulduğu yere "Hepimiz Ethem'iz" dövizi ve karanfiller bırakıldı. Ayrıca Gezi Parkı protestoları boyunca yaşamını yitiren Abdullah Can Cömert, Mehmet Ayvalıtaş ve Ethem Sarısülük'ün aynı pankartta yer alan posteri de dikkat çekti.