Efrain Rios Montt ne yaptı? 1982 yazında “topu topu” 1700 kadar sivil Guatemala yerlisinin öldürüldüğü “temizlik operasyonlarının” emrini verdi.
Montt’un eski diktatörlük kariyerinde 1700 sivilin ölümü pek de sözü edilecek bir olay değildi. 18 aylık iktidarı boyunca her ay ortalama 3 bini aşkın kişi ya öldürülmüş ya da kaybedilmişti.
Geçtiğimiz gün Montt, Guatemala yerlilerine karşı giriştiği ve 1700 kişinin öldürüldüğü katliam nedeniyle soykırım suçundan mahkûm oldu.
Yanlış yazılmadı ya da yanlış okumadınız 1700 kişinin ölümü nedeniyle eski bir diktatörün soykırım suçu işlediğine karar verildi.
Karar tabii ki büyük tartışma yarattı. En radikal Montt karşıtlarından bazıları bu mahkûmiyeti biraz “ağır” bulduklarını açıkladı. Batılı yayın organlarındaki tüm yorumlarda da Montt’u soykırım suçundan aklayacak argümanlar işlendi.
Soykırımdan bahsedince aklınıza milyonlarca kişinin ölmesi geliyor değil mi? Ya da bir etnik, dini grubun tüm fertlerinin katledilmesi. İnsanlık soykırım suçunun tanımlanmasında büyük yol alıyor. Ölü sayısı hesabı yapan, öldürülmeyenlerin çetelesini tutup soykırım suçlarını aklamaya çalışan siyasilerin, tarihçilerin tüm çabalarına rağmen hem de.
Bir gün –ki bu 30’lu yaşlarını yaşayanların yaşam süreleri içinde olacak- herhangi bir etnik, dini gruba karşı sadece kimlikleri nedeniyle işlenen suçların tümü soykırım suçu olarak tanınacak.
 “Bunu da soykırım kabul edersek dünyada soykırım suçu işlememiş ülke kalmaz” diyenlere kalmayacak ve özellikle 20. yüzyılı insanlığın en karanlık yüzyıllarından biri olarak kayda geçirenler tarih karşısında mahkum olacak.
Afro-Amerikalılara karşı ABD’de işlenen suçlar da soykırım suçu olarak tarihe geçecek, Sovyetler Birliği’nin ülke içindeki onlarca etnik gruba karşı giriştiği katliamlar da. Ve Aborjinlere, Laoslulara, Darfurlulara, Filistinlilere, Mançuryalılara, Tibetlilere, Cezayirlilere, Haitililere, Kenyalılara ve daha sayısız halka karşı yapılanlar…
***
İnanın ya da inanmayın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kürtlere karşı izlenen asimilasyon, katliam ve sindirme politikaları da gelecekte aynı çerçevede ele alınacak. 80 yıldan bu yana yaşananlar Kürt halkına yönelik Kemalist rejimin Kürtlere karşı başarısız bir soykırım girişimden başka bir şey değildir.
Katliamları bir kenara bırakırsak –ki bırakılacak bir şey değildir- her bir Kürt ferdi devletin Türkleştirme operasyonun mağduru konumundadır.
Delil mi istiyorsunuz?
Kendi dilini bilmeyen, kendi kültürüne yabancı milyonlarca Kürt’ten daha iyi delil mi olur? Ailelerinden koparılarak evlatlık verilen ve kendi köklerinden bihaber bir ömür yaşayan yüzlerce insan hala hayatta.
***
Montt’un soykırım suçundan mahkûm olması dünyadaki diğer soykırım mağduru halklar için ciddi bir emsal oluşturuyor. En çok da soykırımın tanınması yönünde çaba sarf eden kesimlere sırtını dönen, bu çabaları boşa görenler için.