
Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Birleşmiş Milletler'e (BM) üye olan Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı davranarak, Kürtler ile muhalif kesimler üzerinde yaptığı baskıları, belediyelere kayyım atanmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıyarak, harekete geçmeleri talebinde bulundu.
MHD adına avukatlar Gülşen Özbek ve Barış Oflas, ÖHD adına ise avukat Ömer Güneş’in yaptığı başvuruda, BM’ye üye olan Türk devletinin 20 Temmuz’da ülke genelinde ilan ettiği OHAL uygulaması kapsamında başta ulusal veya etnik, dinsel veya dinsel azınlıklara mensup olan kişilerin hakları olmak üzere tüm yurttaşların temek hak ve hürriyetlerini ciddi seviyede kısıtlandığına işaret edildi.
Soykırım yapılıyor
Türkiye'de başta Kürtler ve Ermeniler olmak üzere halkların siyasal, sosyal, ekonomik ve kamusal pek çok alanda ayrımcılığa maruz kaldığı vurgulanan başvuruda, "Ayrımcılık politikaları son bir yıldır fiziksel, kültürel ve siyasal kırım uygulamaları şeklinde sürdürülmektedir. Ülke genelinde var olan ayrımcı politikalar yaşamın her alanında ve her türlü kamusal alanda uygulanmaktadır. Belirli bir aşamadan itibaren OHAL ve kararname uygulamaları bir darbe refleksinin ötesine geçerek tüm iktidar muhaliflerini (sol, demokrat, Kürtler vb) hedef alan bir aşamaya evrilmiştir" ifadeleri kullanıldı.
Kürt belediyeler gasp edildi
Kürtler ve muhalifler üzerindeki "topyekün" baskı sürecinin son uygulamasının, seçimle göreve gelen Demokratik Birlik Partisi DBP'ye bağlı 24 belediyeye el konulması olduğunun aktarıldığı başvuruda, "Yerel makam yöneticilerinin Kürt kimliğine sahip olmaları nedeniyle sınırlandırılmış ve yetkilerinin alınmış olması, yetkisizleştirilen yerel makamların Kürt kimliğine sahip halkların seçim iradesi ile seçilmeleri ve atanmış devlet kadrolarının Kürtçe ve Ermenice dillerinde yazılan yazıları söktürmeleri ayrımcılık yasağının açık ifadeleridir“ denildi.
Bu zulüm kabul edilemez
Hukukçu örgütleri, Kürdistan'da yaşanan operasyonlara da dikkat çektikleri başvuruda şu bilgileri paylaştı: "Türk devleti evrensel insan hakları değerlerine aykırı kararlar almakta, ayrımcılık politikası gözeterek Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı kentlere tank ve top atışı yapmakta ve neticede tarifi imkansız dramlar yaşanmakta ve yüzlerce insan hayatını kaybetmiş bulunmaktadır. Bu fiili saldırıların yanında yine Kürt halkının yoğunlukta yaşadığı kentlerde seçim ile görev başına gelen yerel yönetimlerin yetkileri sonlandırılmış, yerlerine devletin kadroları atanmıştır.
Demokratik toplumun temel değerleri olarak kabul edilen halkın yerel yönetimlerin sevk ve idaresine katılma hakkının kısıtlanmış olması ve akabinde yöre halkının dilleri ile yazılı tabela ve levhaların sökülmesi kabul edilebilir bir durum değildir."
Uygulamalar BM şartına aykırı
Başvuruda, Türk devletinin devreye koyduğu bu uygulamaların, BM Genel Kurul'unda kabul edilen, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası Sözleşmesi ile Ulusal veya Etnik, Dinsel veya Dilsel Azınlıklara Mensup Olan Kişilerin Haklarına Dair Bildirisi'ne aykırı olduğunun altı çizildi. Başvuruda, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bildiride belirtilen tüm hakların ihlali sonucu doğuran kararlar almakta ve en sert haliyle uygulamaktadır" denildi.
BM'ye çağrı: Komisyon oluşturun
Başvurunun sonuç bölümünde ise "Bu uygulamaların bir an önce son bulması adına Birleşmiş Milletleri harekete geçmeye ve yerinde tespit yapmak üzere Birleşmiş Milletler nezdinde komisyon oluşturmaya davet ediyoruz" talebinde bulunuldu.
DİHA/AMED
Sarıyıldız'dan BM'ye Cizre eleştirisi: Artık harekete geçin!
Cizre'de insanların diri diri bodrumlarda yakıldığına ve çoluk çocuk demeden katledildiğine dair belgelerin mevcut olduğuna dikkat çeken HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, BM yetkililerine "Harekete geçmek için daha fazla beklemeyin! Yoksa vicdanı sürekli kanayan insanlık, huzur yüzü göremeyecektir" diye seslendi.
Faysal Sarıyıldız, BM'deki konuşmasında "O günlerde Türkiye'ye ciddi manada baskı yapılsaydı 257 insan ölmeyecekti" eleştirisini yöneltti.
Sarıyıldız vahşeti anlattı
HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, BM İnsan Hakları Konseyi’nin pazartesi günkü insan hakları oturumunda Cizre'de yaşanan vahşeti anlattı. Konuşmasına Adorno’nun "Auschwitz’ten sonra şiir yazmak barbarlıktır" sözüyle başlayan Sarıyıldız, Cizre’de 79 gün boyunca süren sokağa çıkma yasağı süresince Türk devletinin 24’ü çocuk olmak üzere 257 insanı öldürdüğünü ve 143 insanı da binaların bodrumlarında diri diri yaktığını hatırlattı.
İnsanlar göz göre yakıldı
Yasak boyunca kentten çıkmayan Sarıyıldız vahşet bodrumlarında yaşananları BM yetkililerine şöyle anlattı: "Mahalleler top atışlarına tutulduğu için aralarında üniversite öğrencisi, sanatçı, siyasetçi ve gazeteci olan 143 insan, üç ayrı bodruma sığındı, yardım çağrısında bulundu. Katledilen gençlerden Derya Koç televizyonlara bağlanıp 'Az önce bodrumda bulunan 20-25 yaralının üzerine benzin dökerek yaktılar. Şimdide birinci ve ikinci katta olan biz 25’e yakın kişiyi yakacaklar' diyerek yardım istedi. Ancak bu yardım çığlığından sadece bir hafta sonra Derya’nın cenazesi de ailesine teslim edildi. Bodruma sığınanların isimlerini ve adreslerini hükümet ve devlet kurumlarıyla paylaşmamıza rağmen, Türk hükümeti, tüm dünyanın gözü önünde bu insanları ateşe verdi.
Üzerimde halen yanık et kokusu var!
Cizre ablukasında bir vekil olarak halkımın yanındaydım. Vahşet bodrumlarında benzin dökülerek yakılan ve cesetleri parçalanan insanların çoğunu tanıyorum. Onlar ve halkım adına buradayım. Ölenlerin yanık et kokusunu üzerimde taşıyorum. Hala parçalandıkları için teşhis edilmeyen cesetler var. Oradaydım ve Türkiye tarihinin en kötü vahşetin tanıklığını yaptım.
İnsanlık katliama seyirci kaldı
Vahşet bodrumlarından sivillerin sağ kurtarılması için tüm dünyaya sesimizi duyurmaya çalıştık ama maalesef insanlık bu katliama seyirci kaldı. Türk devletine diplomatik baskı yapılmış olsaydı şu an o yakılan ve katledilen insanlar aramızda olabilirdi."
İnsanlık suçu işlendi
Cizre’de yaşananların basit çatışmalardan kaynaklanan ölümler olmadığına vurgu yapan Sarıyıldız, "Yaşananlar tam bir insanlık suçudur. Bir halkı toptan yakmanın veya yok etmenin açık bir niyeti ve işaretidir" dedi.
Gerçeği ortaya çıkarmalıyız
Birleşmiş Milletler’in Cizre'ye inceleme heyeti gönderme talebine Türk makamlarının hala yanıt vermediğine dikkat çeken Sarıyıldız şunları söyledi: "Gerçeklerin üzeri kapatılmak isteniyor. Cizre’de yakılan insanlıktı; bunu hatırlatmak isterim sizlere. Gerçeğin er ya da geç, ortaya çıkma gibi bir huyu vardır ancak sizler bu gerçeğin ortaya çıkmasında aktif bir rol oynamalısınız. Bu hepimizin birincil görevi olmalıdır. Yoksa vicdanı sürekli kanayan insanlık, huzur yüzü göremeyecektir."
Vahşetin belgeleri mevcut
HDP Milletveliki, bodrumlarda yakılan 143 insanla günler süren yazılı ve sesli iletişim kayıtlarının, yakılan ve nehirlere inşaat molozlarıyla birlikte dökülen parçalanmış insan cenazelerinin görüntülerinin kendisinde olduğunu ve istendiğinde BM'ye sunabileceğini de sözlerine ekledi.
CENEVRE