Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), 2. Olağanüstü Büyük Kongresi'ni dün Ankara’da Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda gerçekleştirdi. Kongrede, birlik ve mücadele mesajı verildi, önümüzdeki dönemin hem fırsat hem de zorluklarına işaret edildi. Demirtaş, Kürtlerin taleplerini bir kez daha net bir formülasyonla izah etti ve Türk Hükümeti'ni adım atmaya çağırdı.
Kongre için değişik kentlerden gelen partililer salonu doldururken izdiham nedeniyle çok sayıda partili salonun dışında kaldı. Kongre salonuna giremeyen binlerce yurttaş ise dışarıda kurulan dev ekrandan kongreyi izledi. Salonda platformun hemen arkasına Türkçe ve Kürtçe olarak kongrenin teması olan “Direnerek Özgürlüğe Yürüyoruz” pankartı asılırken hemen karşısına üzerinde “Öcalan’a özgürlük” yazan Abdullah Öcalan’ın dev posteri ve Roboskî'de bombalanarak katledilen gençlerin fotoğraflarının yer aldığı poster asıldı. Ayrıca salonda devrim önderleri Mahir Çayan, Kemal Pir, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş ve Mazlum Doğan’ın da fotoğraflarına yer verildi. Salonda Türkçe, Kürtçe ve Arapça “Önderlik yaşamdır yaşamımızdan vazgeçemeyiz”, “Askeri ve siyasi operasyonlar son bulsun”, “Demokratik Özerklik statümüzdür reddedilemez”,  “Barışın elçisi İmralı’da”, "Rojava devrimini selamlıyoruz”, “Zindanlarda çözüm için yükselen açlık grevi direnişini selamlıyor ve destekliyoruz”, “Roboskî Katliamı'nı unutmadık unutmayacağız”, “Ulusal ve demokratik birlik için mücadeleyi yükseltiyoruz”, "Kadının özgürlük mücadelesini yükseltelim demokratik özerklik ile taçlandıralım”, “Özerk Kürdistan demokratik Türkiye” pankartları asıldı. Ayrıca sık sık “Her şeyiniz Kürtçe olsun. Kürtçe ekmek yiyin, Kürtçe su için” anonsu yapıldı.
Kongre'de sık sık Öcalan lehine slogan atıldı. Salonda PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın adının anons edilmesi üzerine binler ayağa kalkarak 5 dakika “Bijî Serok Apo” sloganını attı.
Kongrede gösterilen sinevizyonda “KCK” adı altında yapılan operasyonlar ile Roboskî Katliamı'nın görüntülerin gösterilmesi üzerine salonda bulunan binler AKP Hükümeti'ni yuhaladı. Bu sırada ellerinde katledilen yakınlarını fotoğraflarıyla protokolde oturan Roboskîli annelerin gözyaşı döktüğü görüldü.

Kışanak: Teslim olmadık

Kongrede konuşma yapan BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Abdullah Öcalan’a “enstrüman” olarak yaklaşmanın Kürt sorununda savaş isteme anlamına geldiğini belirterek, “Kürt halkı Sayın Öcalan’ı önder olarak görüyor. PKK ise lider olarak görüyor. Öcalan, Türk halkı için ise bir şanstır. Barışın şansıdır. Öcalan Kürt sorununun en büyük realitesidir. Bunu böyle görmek gerekir” dedi. “BDP rolünü oynamıyor” eleştirisine yanıt veren Kışanak, Eylül ayında yaptıkları Kongre'de çözüm önerilerini madde madde açıkladıklarını hatırlattı. Ancak taleplerine savaş, ölüm ve rehine politikasıyla yanıt verildiğine dikkat çeken Kışanak, "BDP olarak Kürt sorununu çözmek, barış içinde birlikte yaşamak konusunda projesi olan varsa gelsin hemen konuşmaya hazırız. Ama bir konuşmaları yoksa tasfiye etmek istiyorlarsa karşılarında BDP’yi bulurlar. BDP’nin rolü direnişi, serhıldanı örgütlemektir. Despot, faşist yönetimleri alaşağı etmektir" dedi. “Roboskî’de 34 Kürdü katlettiler ama bir özür dahi dilemediler” diyen Kışanak, “Bunlar Kürtleri bu kadar rencide etme cesaretini kimden alıyorlar. Halkımıza ve değerlerimize bu kadar hakaret edilirken AKP içindeki Kürtler ağzını açamadı” dedi. Demokratik siyasetin kapısına kilit vurulduğunu kaydeden Kışanak, “Mahkemede Kürtçe savunma hakkını engellediler. Kürtlerin diline kilit vurmak istediler. Ancak görkemli bir direniş ile karşılaştılar. ‘Türkçe konuş çok konuş’ zihniyetine teslim olmadılar ve görkemli bir direniş sergilediler. Özgürlüklerinden vazgeçtiler ama ana dillerinden vazgeçmediler” diye konuştu. Kışanak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için açlık grevi yapan tutsakları selamlayarak, "Onlarla birlikte direnerek özgürlüğü kazanacağız” dedi.
Kışanak ayrıca 4 parçada bulunan Kürtlerin artık birleşme zamanının geldiğini söyledi. Esareti ve rehine olmayı kabul etmediklerini söyleyen Kışanak, “Bizler bedeli ne olursa olsun özgürlüğü ve onuru tercih ettik. Birliği sağlama zamanı. Bu konuda insani değerlerini yitirmeyen herkese görev ve sorumluluk düşüyor” diye konuştu.
Kışanak, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bu siyasi gelenek büyük bir özgürlük yürüyüşüdür. Bizim emeğimiz bu özgürlük deryasında damla olduysa ne mutlu bize. Halkımıza layık olmaya çalışacağız. Halkımızın yoldaşı olarak mezara kadar yürüyeceğiz. An Azadi An Azadi."

Direnenleri unutmayacağız

Eşbaşkan Selahattin Demirtaş da konuşmasına çok zorlu bir coğrafyada yaşadıklarını, sadece bu coğrafyada doğmuş olmakla hayata borçlu başladıklarını söyledi. Kürt sorununun çözümünün şifrelerinin tarihte gizli olduğunu belirten Demirtaş, bütün Kürt direniş liderleri ile teslim olmayan alim ve aydınlarını sılayarak, bu tarihi mirasın ve günümüzdeki sürdürücülerinin iyi anlaşılması gerektiğini söyledi.Demirtaş. “Onları her daim hatırlayarak çözüm arayacağız. Bizim bütün bu değerlerimizi kavrayamayanlar Kürt sorununu çözemez” dedi.

Davutoğlu görüşsün

Suriye'de yaşananlara değinen Demirtaş, çetecilikle özgürlük mücadelesini karıştıran, Suriye'deki bütün halkların özgürlüğünü sahiplenmeyen grupların desteklenmemesi gerektiğini ifade etti.
Suriye'de kansız ve savaşsız bir ülke isteyen halka destek vermek gerekirken onu ezmeye çalışmanın Suriye'deki istikrarsızlığı derinleştireceğini kaydeden Demirtaş, Suriye'deki her halkın kendi iradesini ortaya koymak durumunda olduğunu kaydetti. Çözüm modelinin her yere örnek olacağını dile getiren Demirtaş, “Parlamentoda Suriye ile ilgili savaş tezkeresi çıkarılacağına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu , Kürt Yüksek Konseyi'ni Türkiye'ye davet etmeli ve onlarla siyasi ilişki geliştirilmelidir” dedi.

Eşitlik, adalet ve barış sorunu

Kürt sorununun Türkiye'nin en önemli ve can yakan sorun olduğuna dikkati çeken Demirtaş, bunun da kendi içinde eşitlik, adalet ve barış olarak sınıflandığını söyledi ve ekledi: "Eşitlik önemlidir. Çünkü Kürt sorununun nedenidir. Kürtler dil hakkından yoksundur. Kendi topraklarında kendini yönetme hakkı gasp edilmiştir. Zorla asilime edilmeye çalışılmıştır. Hiç kimse Kürtlerin eşit olduğunu iddia edemez. Bu eşitlik olmadığı için Kürt halkı üzerinde baskılar oluştu. Bu da ikinci başlığı doğurdu. Kürt halkı sürgünlere, işkencelere , zindanlara ve uzun tutukluluklara maruz kaldı. Bütün bunların yarattığı adalet sorunu olmuştur. Bu iki başlığın yarattığı sonuçlardan barış maddesi ortaya çıkmıştır."
Demirtaş, çözüm sürecine BDP'nin katkı sağlayabileceğini, ancak sorunun tümden çözümü için Abdullah Öcalan ve KCK'nin da muhatap alınması gerektiğini söyledi. “Öcalan, çözüm sürecinin en önemli aktörüdür” diyen Demirtaş, müzakerelerin eşitlik, adalet ve barış başlıkları altında yürütülmesi halinde, Kürt sorununun çözüm yoluna gireceğine inandıklarını dile getirdi.

Beton çukurda tutamazsınız

Demirtaş, “Böylesine önemli bir aktörü siz 13 yıl boyunca dışarı ile ilişkisini kurmayı engelleyecek şekilde beton çukurda tutamazsınız. Devletin militarizmi bir kenara bırakarak akıl ile düşünmesini tavsiye ediyorum. Bizim önerimiz makuldür. Biz Öcalan’a özgürlük derken böyle bir çözümün parçası olarak katkısının olacağı bir ortamın yaratılmasını istiyoruz. Barışı önce vicdanlarımızda inşa edeceksek birbirimizi anlama ve dinlemek zorundayız” dedi.

Özerklik istiyoruz

Kürt sorununda çözüm arayışının siyasi bir cesaret gerektirdiğini belirten Demirtaş, hükümetin de bu bilinçle hareket etmesinin zorunluluğuna işaret etti.
Demirtaş konuşmasında Türkiye için önerdikleri özerk yönetim formülünü de tekrarladı: "Biz 15-20 bölgeden oluşmuş özerk yönetim bölgeleri istiyoruz. Türkiye coğrafyası büyük bir ülkedir. Tek bir merkezden tek bir parlamentodan, tek bir siyasi lider tarafından yönetilmesi demokrasinin ruhuna aykırıdır. Kürtler olmasa bile Türk halkına hakarettir. Biz, 15-20 bölgeden oluşmuş özerk yönetim bölgeleri, öneriyoruz. Bu etnik temelli bir bölge değil. Sosyo- ekonomik, kültürel durumuna göre 15-20 bölge olabilir. Bunun içinde özerk Kürdistan bölgesi veya bölgeleri de olabilir. Bütün partilere açık bir seçimle, demokratik şekilde gündeme gelecek parlamentolar tarafından yönetilsin, diyoruz.”
Demirtaş, bugün Türkiye’de en yüksek oyu almış bir hükümetin iktidarda olduğu ancak oyunun yüzde 50 olmasına karşın Türkiye’nin yüzde 100’ünü yönettiğini; bu sakıncayı ortadan kaldıracak bir yönetim önerdiklerini vurguladı.
Demirtaş, bu bölgelerde resmi dilin yanı sıra ikinci bir resmi dil kullanılabileceğini söyledi. “Ankara parlamentosunun çıkaracağı Anayasaya bağlı olarak bölgeler her türlü demokratik ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilirler” dedi.
Böyle bir yönetim uygulamaya geçtiğinde birkaç bölgede yönetimi alabildiklerinde azami demokrasiyi kurumsallaştırmak için uğraşacaklarını, ekonomik kalkınma için çalışacaklarını söyledi. Bundan daha demokratik bir temsil düşünülemeyeceğini ifade eden Demirtaş, 15-20 bölgelik bu özerklik kabul görmez ise sadece Kürt halkına yönelik özerklik taleplerinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi. “Bu saatten sonra BDP kabul etse bile Kürt halkı başka bir formülü kabul etmeyecektir” dedi.

Anadilden vazgeçmeyiz

Demirtaş, “(Tek dilden tek milletten vazgeçmem) derseniz Kürt halkının artık bunlara karını tok” dedi. Kendisini Müslüman kabul edenlerin tek dil, tek millet dayatmasında bulunamayacağını söyleyen Demirtaş, Kur'an-ı Kerim'in Maide suresinde yer alan “Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı” ayetini okudu. Tek dil tek millet kavramının hiçbir uluslararası sözleşmede yer almadığını, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde uygulanmadığını anımsatan Demirtaş, bu kavramın sadece faşizmde kendisine yer bulabildiğini ifade etti. Demirtaş, anadillerinden asla vazgeçmeyeceklerini sözlerine ekledi.
Kongrede tutuklu milletvekillerinin yolladığı Kürtçe metinde okundu. Metinde, "Demokratik Özerklik çerçevesinde özgürlük mücadelesini yükseltmemiz gerekiyor” denildi.
Kongrde, hem Kürt temsilciler hem de diğer siyasi parti temsilcileri de birer koşunma yaptı.
Konuşma ve mesajların ardından faaliyet raporu okundu va kabul edildi ardında da seçime gidildi. BDP Eşbaşkanlığına beklendiği gibi Gültan Kışanak ile Selahattin Demirtaş yeniden seçildi.

Yoğun katılım

Kongreye BDP ve Blok milletvekillerinin tamamı, BDP’nin belediye başkanlarının tamamı, BDP Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş, Roboskî Katliamı'nda yaşamını yitirenlerin aileleri, DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül ile birlikte çok sayıda STK temsilcisi, uluslararası kurum temsilcileri ve siyasi parti genel başkanları ile temsilcileri katıldı. Bunun yanı sıra Güney Kürdistan ile Batı Kürdistan'dan da yoğun katılım gerçekleştirildi. Kongreye katılan Kürt kurum temsilcileri ve siyasetçilerin isimleri ise şöyle: Kemal Kerküki (Kürdistan Parlamentosu Başkanı), Mele Bahtiyar (YNK Polit büro Sorumlusu), Bahros Galali (YNK Ankara Temsilcisi), Ahmet Kani (KDP Dış İlişkiler Sorumlusu), Hemin Hawrami (KDP Dış İlişkilerden Sorumlu), Abulhalik (KDP Temsilcisi), Salar Abdülkerim (KDP Ankara Temsilcisi), Bayan Evar İbrahim (Goran Dış İlişkiler ve Sekreterya Sorumlusu), Kuistan Muhammed (Goran’dan Kürdistan Milletvekili), Hawal Kuistani (Goran’dan Irak Parlamnetosu’nda Milletvekili), Diyar Xerib (Partiya Çareseriye Demokrati Kurdistan Eş Başkanı), Azad Mahmud Kadir (PÇDK Temsilcisi), Helil Fereç (PÇDK Temsilcisi), Çinur Xarib (PÇDK Temsilcisi), Abdullah İsmail Abdullah (PÇDK Temsilcisi), Ahmet Süleyman Abdullah (Komaleyen İslamiye Kurdistan Gen. Bşk. Yardımcısı), Balan Abdullah (Zahmetkeşan Partisi Genel Başkanı), Hiva Seyit Selim (MYK Üyesi ve Dış İlişkiler Temsilcisi), Xalid Ezizi (KDP-I Polit Büro Sorumlusu), Endren Acdulsamet (KDP), Ibrahim (KDP-I Hewler Temsilcisi), Sait Ali Ebo (Yekgirtu İslamiye Kurdistan Genel Başkan Yardımcısı), Ebubekir Ali Mihemmed Emin (Yekgirtu İslamiye Kurdistan MYK Üyesi), Mohemed Shexani (Kürdistan Komünist Partisi Polit Büro Üyesi), Helo Hesen Seid (Yekitiya Niştimani Demokrati Kurdistan), Garip Huso (Rojava Destaya Bilind Temsilcisi), İsa Huso (Rojava Destaya Blind Temsilcisi), Adnan Enwer Beg (Seroka Federasyoni Rexirawane Hukmiyekani Kurdistan), Çimen Heme Tekyeddin (Endama Serokatiye FRHK), Berzan Heme Tekyeddin (Endama Serokatiye FRHK), Dana Cemal Ahmed (Endama Serokatiye FRHK), Soran Celal Xereni (Endama Serokatiye FRHK), Ahmed İsmail Muhammed (Endama Serokatiye FRHK).

Avrupa'dan da
Kongreye ayrıca 25’in üzerinden büyükelçilik temsilcisi katıldı. Kongreye büyükelçilerin yanı sıra Avrupa’dan milletvekilleri, siyasetçiler ve kurum temsilcileri de katıldı. Kongreye Avrupa’dan katılan isimleri ise şöyle: Andrej Hunko (Alman Sol Parti Milletvekili ve AKPM Üyesi), Bertil Kinnunen ( İsveç Sosyal Demokrat Parti Temsilcisi), Evin Çetin (İsveç Sosyal Demokrat Parti Temsilcisi ve Ombudsman), Jacob Johnson (İsveç Sol Parti Milletvekili), Konstantin Samofalov (Sırbistan Demokrat Partisi Milletvekili), Jon Inarritu (Basklı Avrupa Parlamenteri), Juan Sorin (Jon Inarritu’nun tercümanı), Ahmet Barçın (Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi Üyesi), Murat Kanatlı (Yeni Kıbrıs Partisi Yürütme Kurulu Sekreteri), İzzet İzcan (Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Başkanı), Abdullah Korkmazhan (Birleşik Kıbrıs Partisi Örgüt Sekreteri), Kadriye Karcı (Rosa Luxemburg Vakfı Türkiye Direktörü), Evin İncir (İsveç Sosyal Demokratik Gençlik Başkanı, IUSY Başkan Yardımcısı).


 ANKARA