Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın "KCK operasyonları yargının eliyle yapılıyor, bizimle alakalı değil" sözlerini birçok defa kullanmasına rağmen çok inandırıcı olmamıştır. Özellikle 'Açılım'dan sorumlu Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın bu KCK operasyonları "Bilgimiz dahilinde, sistemli, koordineli bir biçimde oluyor ve olmaya devam edecektir" söylemleri AKP’nin Kürtleri nişangahına yerleştirdiğini net olarak gösteriyor. Bu son itirafla "ben, biz yapmadık" dediği her şeyi yaptıkları açığa çıkıyor.
Günümüz Türkiye’si bu yalanın en fazla topluma yutturulmaya çalışıldığı bir Türkiye’dir. Bu yalanın kurgulayıcı unsurlarının öncülüğünü yapan da Erdoğan’dır. 1980 darbe döneminin farklı bir biçimiyle yürütülen bu politika, faşizmdir. Soykırım bir halkı tamamen ortadan kaldırmayı ifade eder. Dolayısıyla devletin geçmişte ve günümüzde yaptığı soykırımları 'olay' ya da 'hoş olmayan şeyler' diye tanımlaması yaptığı katliamları inkar etmek anlamına gelmektedir. Günümüzde bir halkı ortadan kaldırmak, ahlakı var eden temel değerleri (tarihi, dili, kültürü sanatı, siyaseti, ekonomisi) ortadan kaldırarak yapılmaya çalışılmaktadır.
Son dönemlerde başlatılan yeniden soykırım harekatı, Öcalan’ın görüşmelerinin engellenmesi ile devam etmiş ve en son olarak basın-yayına yönelmiştir. Günümüzde yalanın adına demokrasi diyen AKP hükümetinin eliyle gerçekleştirilen bu soykırım saldırılarının geldiği düzey, Türkiye’yi dar bir çıkmaza sürüklemekte ve bir boğuntuya getirmektedir. Türkiye’deki halkların boğazına elini koymuş sistem AKP’dir. Türkiye devleti bu son tutuklamalarla Dünya rekorunu egale etmeye yakın bir etaba girdi. Daha birçok insan hakları ihlali konusunda rekora koşmasını engellemek için, AKP hükümetinin bu ülkenin başına getirilmiş en büyük bela olduğunu bilmek ve ona karşı Demokratik Ulus birliği ile her alanda soykırıma karşı durmak gerekir. Tüm bunları unutmayalım ve özgürlüğümüze sahip çıkalım.
Mardin E Tipi Cezaevi