67 yaşındaki İbrahim Gezer, bir kızı ve bir oğlunu Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde yitirmiş bir baba...Çok sevdiği Kürdistan’ı bırakıp, 2000 yılında İsviçre’ye sığınmış.  ‘Şehirler bana dar geliyor’ deyip yüzünü Alp Dağları’na çevirmiş. Yaz aylarında Alp Dağları’nda arıcılık yapan Gezer, kış aylarında şehire inip Kürt Kızılayı Heyva Sor a Kürdistanê için çalışmalar yürütüyor.
Hayatında 4  şeyin önemli olduğunu belirten Gezer, vazgeçilmezlerini şöyle sıralıyor: Dağlar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, gerilla ve şehitler. Dağlara iki çocuğunu vermiş, gerilla komutanı Ali Gezer (Zerdeş Dersim) ve Elif Gezer...
67 olmasına rağmen Öcalan söz konusu oldu mu, 18 yaşındaki bir genç gibi harekete geçmiş İbrahim Gezer. Öcalan’ın özgürlüğü için Gezer, son bir aydır her gün çıkmadığı şehir meydanı, gitmediği Kürt düğünü, katılmadığı gece ve çalınmadık kapı bırakmamış.
Gezer, İsviçrede yaşayan gençlere taş çıkartırcasına 1000’den fazla imza topladı. Dil bilmemesine rağmen şehir meydanlarında herkese imza metnini uzatan Gezer her gün, gözüne kestirdiği bir alışveriş merkezinin önünde beklemiş ya da bindiği otobüste İsviçreliler ya da bu ülkede yaşayan diğer yabancılardan imza toplamış.

Her imzaya bir ‘danke’


Gezer çalışmasını şu şekilde anlatıyor: “Derdimi anlatamıyorum ama onlara metni uzatıp bekliyorum. Önce beni sözüyorlar sonra ince bir gülümseyişle metni imzalıyorlar. Her atılan imzaya başımla selam verip sadece Almanca ‘danke’ diyorum”
İlerlemiş yaşına rağmen haftada üç veya dört gün imza toplamaya çıktığını belirten Gezer, haftasonları ise Kürdistanlıların düğünlerine gidip imza toplamaya çalışmış. “Keşke yanımda dil bilen bir genç olsa da yabancılara daha çok gitsem” diyerek sitemde bulunan Gezer, başta gençler olmak üzere Kürdistanlıların imza için daha fazla çaba sarfetmesi gerektiğini vurguluyor. Birçok Kürdistanlının kendisine “İmza attıktan sonra Türkiye’ye gidersem başıma bir şey gelir” endişesi taşıdığını belirten Gezer, bu gerekçeyi anlamaktan zorluk çektiğini şu cümlelerle ifade ediyor:
“Kürdistan’da, Türkiye’de her gün Önderimiz için gösteriler yapılıyor. Önderimizle devlet görüşüyor ama Avrupa’daki Kürtler ‘imza atsam birşey olur mu’ diyor. Ben buna ‘geri Kürtlük’ diyorum. Artık bunları aşmak zorundayız ve başımızı birazcık olsun kaldırmalıyız.”


‘O sadece bir birey değildir’


İmza toplama şevkinin nerede kaynaklandığını sorduğumuz Gezer, “Tabii ki bana heyecan veren, güç ve moral veren Başkan’dır. Ben onu bir birey olarak görmüyorum. O benim için bir halkın toplamıdır. Gerillanın ve şehitlerimizin bileşkesidir. Bunca değer yaratan Önderlik için bin imza toplamak bir bedel değildir. Belki bir görevdir. O kadar çok görevimiz var ki keşke layıkıyla yerine getirebilsek” diyor.

Öcalan’ın özgürlüğü için kampanya süresince imza toplamaya devam edeceğini belirten Gezer, Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılara şu çağrıyı yapıyor: “Bir Kürt yurtdışı edilmek istenince kendisi için binlerce imza topluyor. Bir köy vakıfı için yüzlerce kez aynı köylüsünü ikna etmeye çalışıyor. Öcalan’ın özgürlüğü için her Kürt’ün cebinde mutlaka bir imza metni olmalı, iş yerinde, sokakta, gittiği düğünde, kahve içtiği mekanda, komşusunda ve bindiği otobüste iki kişiye metni uzatabilir.”

Özgürlük Mücadelesi’nde iki şehit çocuğunu yitiren İbrahim Gezer, baharın tomurcuklar vermesiyle yüzünü yine 3800 rakımlı Alp Dağları’na çevirecek. Çok sevdiği dağlar ve arılarıyla üç ay geçirecek ve Kürt yönetmen Mano Xalil’in Alp dağlarında kendisi için çektiği ‘Der İmker’ (arıcı) dökümasyon filmini bitirecek.


ALİ ONGAN/BASEL