Muhafazakar Parti'nin Liberal Demokratlar ile birlikte 2010 yılında kurduğu koalisyon hükümeti, İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en katı kamu harcamaları azaltma programını yürürlüğe koyan bir koalisyon oldu. 2010’dan bu yana, emeklilik fonlara tanınan vergi muafiyeti geri alındı, çocuk bakımı yardımında kısıtlamalar oldu, bazı kamu kuruluşları ya birleştirildi ya da tamamen kapatıldı, binlerce kamu çalışanı işten çıkartıldı, üniversite harçları yükseldi.

2015 Mayıs’ındaki seçimlerden Muhafazakar Parti'nin tek başına iktidara gelmesinden beri de kemer sıkma politikalarının ülkeyi felaketin eşiğinden kurtardı demagojisini fazlasıyla yapıyor. Ancak bütçe açığını kapatmak adına konut sıkıntısı, yükselen ev fiyatları, artan hayat pahalılığı da neo-liberal siyasetinin bedelini orta ve alt gelir grubunun sırtına yükleniliyor. İngiltere’den bir milyondan fazla çalışan kişinin iş güvencesi yok. İşveren herhangi bir saat garantisi vermeden çalışana ihtiyacı olduğu zaman işe çağırıp saat başına ücret ödüyor. Bu tarz sıfır saatli kontratlarla İngiltere, işsizliği hızla düşürdüğü izlenimi vermekle birlikte gerçek işsizlik oranı saklıyor.

Liberal muhafazakar hükümet kamu ve hizmetlerini kısmasıyla gelir dağılımındaki adaletsizliğin daha da artmasına sebep oluyor. Milli gelirin önemli bir kısmı giderek daha küçük bir azınlığın elinde toplanmaya başlandı.

İngiltere’yi az biraz bilenler özellikle Londra’da barınma meselesinin ne büyük bir dert olduğunu bilirler. Hükümet konutlara dair ‘kalmak için öde’ adlı yeni bir planını açıkladı. Maliye Bakanı George Osbourne’ın sosyal konutlara dair yaptığı açıklama 214 bin kadar aileyi yerinden yurdundan edecek düzeyde bir değişikliğe sebebiyet verecek. Hükümetin yeni planlamasına göre, sosyal konutlar en fakirin hakkı. Londra için yılık 40 bin, Londra dışı için 30 bin kazanan aileleri kapsayacak bir değişiklik. İngiltere pahalı bir ülke. Yıllık 30-40 bin gelir demek o kişinin tam sınırda bir yaşam sürmesi anlamına geliyor. Zira gelir yüksek gibi görünse de kiraların yüksekliğinden dolayı maaşlarının yarısını kiraya vermek zorunda kalacaklar. Oturdukları sosyal konuttan ya çıkmak ya da kalmak için normal kirayı ödemek zorunda kalacaklar. Bu değişiklik, kiracıların oturdukları sosyal konutları satın almaları için bir baskı anlamına geliyor. Hükümetin uzun vadeli planı ise sosyal konutları tamamen kaldırmak. Fazla gelirli olmayan aileleri daha da zor günler bekliyor.

Hükümetinin icra ettiği politikalar, Muhafazakar Parti'nin genel tüzüğünün birer parçası aslında. Mevcut politikaların zayıflayan ekonomiyle alakası yok. Liberalizm gibi piyasa ekonomisini savunan Muhafazakar Parti merkezi bir güç ve otorite sistemi sayesinde istikrarlı bir toplum olabileceğine inanıyor. Devlete ve kanunlara itaat ve riayet ise partinin temel ilkelerinin başında geliyor. Muhafazakar Parti'nin tek başına hükümete gelmesinden sadece 9 ay geçti. Sözde neo-liberal politikalar nezdinde yapılan değişikliklerle zengin olmayanların hepsi cezalandırılacak. Bunlar daha iyi günler.