Kimi devirler, klişeyle anılır. Olan bitenin darası, bir kelimeliktir. Modern dünya rasyonele imtina ederken, moderne izleyici olan, klişelerle imtihan olur. Siyaset genel bir ruh hali olarak, klişenin kulağını çınlatsa da, toplumsal realite, klişenin itibarını uygulamayla belirler. Bu açıdan Türkiye siyasetinde, klişe şişkinliği ve siyasetçinin pişkinliği özel bir uygulamaya sahip. Türk siyasal partileri incelendiğinde icraatla, izah arasında uçurumun önemli bir sebebi de "sözdelik" dünyasıdır. İktidarla muhalefet, devletle toplum, özgürlükle talep arasındaki zorunluluk ilkin sözdelik sınavından geçer.

Antidemokrat kaygının, idare kurgusuna bahşettiği sözdelik duygusu, Türk siyasal yaşamının vazgeçilmezidir. Sözde olan, bir egemenlik beğenisi, özde olansa egemen olunanın hastalığı olarak günlük dile çevrilir. Sözdenin makamı devletin düşünsel, askeri, bürokratik, politik, eğitsel koltuğu iken özde olan; başkasının aşağılanan aidiyetleridir. Yönetme erki ve etrafındaki taraftar güçler, iktidarı kullanabildikleri kıvam süresince sözdenin sahibi iken, özde olanın talihsizliği muhalif gerçekler gurubudur. Bu açıdan Atatürkçülüğün özdeliği; farklı dil, din, kimlik ve kültür tarihine uyguladığı sözdelik yaftasıyla başlamıştır. 

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Türklük inşasına bakıldığında özdenin kamuflajı sözdenin yok edilişiyle vuku bulmuştur. Bu zoraki ve şiddetli yapılaşmanın bir parçasından da politikacılar tutmuştur. Sözde kavramının toplumsal mühendisliğini, faşizme endeksleyen bir politikacı kimliğini de üreterek yaparlar. İktidarını korumanın yolu olarak da iş gören bu çevre, her dönem devlet bekası adına tehdide, inkara, ölüme ve hukuksuzluğa bulaşmıştır. Ermeni Katliamı ile başlayan resmi sözdelik tarihinde, cumhuriyet idaresinin hedefi daha da genişlemiştir. "Sözde Kürt" kavramı bir siyaset biçimi olarak halka taşırılırken, asimilasyonun derin kolları sosyal ve tarihi dokunun varlığını hayli zedelemiştir. Devlet Kürt varlığını ve ona benzer tüm yapıları sözde sayarak, faşizmin angajmanlarını güncellemiştir.

Kürt siyasi hareketinin gelişimi ile beraber sözdenin angajmanları delinmiştir. Türk siyasetinin sözdelik fetişizmini ters yüz eden Kürtlerin özgürlük realitesidir. O gün bugündür, devlet sıkıldıkça Kürt, demokrat, aydın ve muhalif simgeler bir saatte "sözde" oluveriyor. Ama 1980’dan beri gelişen sözdelik kronolojisi ise bir siyasetçi müzesi gibidir. Evren, Özal, Demirel, Türkeş, Çiller, Ağar, Güreş, Yılmaz, Ecevit, Erbakan, kendi devirlerini sözdelerle tamamladılar. Sözde Kürt vatandaş, sözde Kürt kültürü, sözde aydınlar, sözde... diye uzayan liste ise olduğu gibi duruyor. Ancak görünen o ki 7 Haziran ve HDP, AKP iktidarına bir sözdelik akıbeti yaşatmış, yaşatacaktır.

Yine sözde günlerindeyiz. Ama dünya eski dünya değil.