• Dengbêj Sidîqê Farqînî: Biz Türk âşıklar gibi değiliz, ne programımız ne de sazımız var. Her şey kafamızda. Eğer hikayelerimizi dile getirmeseydik ana dilimiz yok olup gitmişti. Biz sözlü tarihin koruyucularıyız.
  • Dengbêj Hecî Ömer: Dengbêjlik sadece bir meslek değildir çünkü meslek biter ama dengbêjin sevdası bitmez. Bizler yürekten söylüyoruz. Biz halkın canlı kütüphanesiyiz.

BARAN DESTAN/AMED

Kürt sözlü edebiyatının en önemli taşıyıcıları olan, sesin ve sözün ustaları dengbêjlere Amed’de ev sahipliği yapan Dengbêj Evi 2007 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürüyor. Amed Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kültürel ve sanatsal faaliyetler yürütmek amacıyla açılan Dengbêj Evi’nde dengbêjler, haftanın altı günü ziyaretçilere kilamlar söylüyor, Dengbêj Divanı kuruyor. Dengbêj Evi, yalnızca Amed’den değil birçok kentten ve yurt dışından gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin de ilgi odağı. Dengbêj Evi’ni ziyaret ettiğimde, dengbêj Rukena Kürdî de ziyaretçiler arasındaydı ve diğer dengbêjler ile birlikte kilam söylüyordu. Ziyaret sırasında Dengbêj Evi’nin emektarlarından Hecî Ömer, Mistefâyê Botî ve Sidîqê Farqînî ile sohbet etme fırsatı buldum.

Sidîqê Farqînî(soladn ikinci)

Her şey kafamızda

Dengbêj Sidîqê Farqînî, 15 yaşında dengbêj söylemeye başladığını anlatıyor. Dengbêjliğin zorluklarını, “Biz Türk âşıklar gibi değiliz, ne programımız ne de sazımız var. Her şey kafamızda” sözleriyle ifade ediyor. Dengbêj Evi’ne gelmesinde insanların dengbêjliğe gösterdiği ilginin kendisini motive ettiğini belirten Sidîqê Farqînî, şunları söylüyor: “Kendi imkanlarımla geliyorum çünkü beni bekleyen binlerce insanımız var. Onlar beni cesaretlendiriyor. Tarihi sorumluluğumun da farkındayım. Çocuk yaşta dinlediğim kasetlerin önemi büyüktür bende. Evdalê Zêynikê’nin, Mehmedê Beyro’nun yeri ise benim için başkadır.”

Sözlü tarihin koruyucusuyuz

Ana dilin yaşatılmasında dengbêjliğin de katkısı olduğuna vurgu yapan Farqînî, “Eğer hikayelerimizi, yaşadıklarımızı ve toplumsal olayları dile getirmeseydik ana dilimiz yok olup gitmişti. Her toplum kendi dilinin hikayeleriyle var olur. Bizim sayemizde Kürtlerin hafızası taze kalıyor çünkü yazılı tarihten ziyade sözlü tarihin koruyucusuyuz. Eskiden ne televizyon ne de radyo vardı. Divanlar kurulup gelenek sürdürülürdü. Kürtlerin yaşadıkları her şeyi stranlarla anlatıyoruz” diyor.

Dengbêjlik babasından miras

Mistefâyê Botî ise dengbêjliğin geleceğinden umutlu. “Dengbêjlik hiçbir zaman bitmeyecek. Kuşların ve bülbüllerin bitmeyeceği gibi bu dünyada varlığını sürdürecek” diyor.

Yeni dengbêjler yetiştirmek için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Mistefâyê Botî, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dengbêjlik yürekten gelir. Hafızanın da kuvvetli olması gerekir. Dengbêjlik ailemden miras. Babam da dengbêjdi aynı zamanda imamdı ve kasideler söylerdi. Kız kardeşimle 8-9 yaşlarındayken babamı kaybettim. Akşam yemeğinden sonra annem, ‘Kalk bize bir kaside söyle’ derdi. Bildiğim tüm kilamları ‘Welat Botan e Botan e’ ismiyle kitaplaştırdım. Kendi elimle satıyor, okuyucusuna veriyorum.”

72 yaşında, 7 yaşından beri söylüyor

Hazro dengbêjlerinden Hecî Ömer de dengbêjliğin kendine özgü yanına dikkat çekiyor. Bu geleneği okulda ya da kitaplardan öğrenmediklerini, seslerin ve ağıtların içinde büyüdüklerini belirtiyor. “Çocukluğumda köy divanlarında oturan usta dengbêjlerin dizinin dibinde büyüdüm” diyen Hecî Ömer, şöyle devam ediyor: “Onlar stran okurken biz nefes bile almaz, ağızlarından çıkan her kelimeyi kalbimize kazırdık. Dengbêjliği tek bir kişiden değil Serhat’ın, Amed’in ve Hazro’nun kadim ustalarından, o büyüklerin göğsünden çıkan ahlardan öğrendim. Yedi yaşımdan beri söylüyorum. Şu an 72 yaşındayım. Her cumartesi buraya gelmekten hiç yorulmuyorum.”

Kürtçe bilmeyip ağlayanlar var

Dengbêj Evi’nde kurulan divanın ilk emekçilerinden biri olduğunu belirten Hecî Ömer, yıllardır farklı yerlerden gelen ziyaretçileri ağırladıklarını anlatıyor: “Çok şükür, yıllardır memleketin her yerinden ve Avrupa’dan gelen misafirlerimiz bizi burada dinliyor, fotoğraflar çekiliyor. Hayret edenler bile var. Tek kelime Kürtçe bilmemesine rağmen ağlayanlar var.”

Her coğrafyanın dengbêji farklı

Dengbêjlerin seslendirdiği kilamların makam ve konu bakımından bölgelere göre farklılık gösterdiğini belirten Hecî Ömer, şöyle devam ediyor: “Her coğrafyanın sevdası da dengbêji de başkadır. Serhat ve Amed genellikle büyük aşiret savaşlarının yaşandığı coğrafyalardır. Bu yüzden buraların dengbêjliği daha gür seslidir. Destanları, tarihi olayları ve aşiret kavgalarını anlatır. Heyranok ise gençlerin birbirine duyduğu derin aşkı ve sevdayı anlatır. Onun da dinleyicisi vardır.”

Yeni kuşak dengbêjler yetişmeli

Amed Büyükşehir Belediyesi’nin Dengbêj Evi bünyesinde faaliyet yürüten 24 dengbêje maaş bağlanacağını açıklamasını değerlendiren Hecî Ömer, bunun bir onur ve kadirbilirlik meselesi olduğunu söylüyor. Dengbêjliği karınlarını doyurmak için yapmadıklarını ancak geleneğin sürdürülmesi için desteğin önemli olduğunu vurguluyor. Hecî Ömer, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu yaşıma rağmen evimden kalkıp geliyorum çünkü beni ve arkadaşlarımı dinleyen çok insan var. Masraflarımızı kendimiz karşılıyoruz. Tek dileğimiz, anne babaların kendi ana dillerine sahip çıkması ve çocuklarına Kürtçeyi öğretmesidir.”

Gençlerin Kürtçe bilmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Hecî Ömer, “Eskiden Kürtçe isim vermek yasaktı. Şimdi görüyoruz ki yasak kalktı, isimler de değişti. Ancak ziyaretimize gelen çocuklar ana dillerini bilmiyor. En önemlisi de şudur: Dışarıdaki bir genç, ‘Ben dengbêj olursam aç kalırım, sahipsiz kalırım’ diye düşünmeyecek. Geleneğin belediye ve toplum tarafından korunduğunu görünce cesaretlenecek. Bu destek, yeni kuşak dengbêjlerin yetişmesi için gereklidir” diyor.

Dengbêjlik sadece meslek değil

Dengbêjliğin yaşatılmasının önemine vurgu yapan Hecî Ömer, “Bizler yaşını başını almış insanlarız. Maddi gereksinimler bizim için önemli değil. Dengbêjlik sadece bir meslek değildir çünkü meslek biter ama dengbêjin sevdası bitmez. Bizler yürekten söylüyoruz. Yürekten söyleyenin sevdası geçici olur mu?

Dengbêjlik sadece bir müzik sanatı da değildir çünkü elimizde ne bir saz var ne de bir enstrüman. Biz halkın canlı kütüphanesiyiz, hafızasıyız” diye ekliyor.

‘Dengbêj Evi kale gibi ayakta’

“En büyük yaramız, gençlerin ve çocukların dilini unutmasıdır” diyen Hecî Ömer, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Şimdiki gençler ellerindeki küçük ekranlara bakmaktan, saatlerce süren bir destanı oturup dinleyecek sabrı bulamıyor. Ayrıca gençler ana dillerinden uzaklaşıyor. Bizim en büyük mücadelemiz, gençlerin kendi köklerine ve dillerine yabancılaşmasını önlemektir. Dengbêj Evi işte bu yüzden bir kale gibi ayakta durmak zorundadır.”

***

Dengbêjlere finansal destek

Dengbêj Evi’nde geçtiğimiz ay Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak’ın katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Bucak, dengbêj divanının köylere kadar taşınması ve yeni kuşak dengbêjlerin yetiştirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca Dengbêj Evi’nde faaliyet gösteren 24 dengbêje maaş bağlanacağını açıkladı. Destek kapsamındaki dengbêjler arasında İbrahîmê Pîrîkî, Mehmedê Şêx Mîrî, Alican İpek, Cemal Tanrıverdi, Naîfê Mûnisî, Elî Qerejdaxî, Fesihê Pasurî, Mehmet Sadık Canan, İsmailê Seylime, Mistefâyê Botî, Hecî Ömer ve Sidîqê Farqînî de bulunuyor.