- Mehtap Çınar: Bizi en çok zorlayan yayla kiraları. Özel mülk sahipleri yüksek ücret talep ediyor. Peynir ve diğer ürünlerimizi düşük fiyata satıyoruz. Şanpaşa bölgesinde madenler resmen yaylayı bitirmiş durumda.
- Havacan Erdoğan ise çocukluğundan beri hayvancılıkla uğraşıyor: “Üretici olarak gerçekten emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Peynir para ediyor ama üreticiden aldığı zaman bu peynir para etmiyor. Bizim sesimizi duymaları lazım.”
- Hayvancılıkla 50 yıldan fazla süredir uğraşan 75 yaşındaki Elif Çelebi: “Yaklaşık 500 baştan fazla hayvanım var. Bazı yıllar 6 ton peynir üretiyorum. Yağ yapıp satıyorum. Bu işi yapmak çok iyi ama çok fazla emek veriyorum.”
Dêrsim’in Pilemûriye (Pülümür) ilçesine bağlı Karagöz Yaylası ve Ferhat Çayı çevresinde hayvancılıkla uğraşan kadınlar, yaz aylarını yaylalarda geçiriyor. Hayvancılık faaliyetlerinin ekonomik açıdan en zorlayıcı kısmı artan maliyetler ve yayla kiralarındaki artış oluyor. Kadınlar üretimin zorluklarının yanı sıra doğayla iç içe yaşamanın avantajlarına da dikkat çekiyorlar.
Geçimini hayvancılıkla sağlayan Mehtap Çınar, “Ailemle hayvancılık yapıyordum. Evlendikten sonra da temelli bu işe girdim. Başladığımda yaylacılık daha zordu. İnsanlar göç ederek geliyordu. Daha sonra ulaşımın arabalarla sağlanmasıyla şartlar biraz daha kolaylaştı. Çadırlar ve yaylalardaki yaşam da zamanla teknolojiye uygun hale geldi” dedi.
Yayla kiraları zorluyor
Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Mehtap Çınar, “Bizi en çok zorlayan konulardan biri yayla kiraları. Özel mülk sahipleri yüksek ücret talep ediyor. Peynir ve diğer ürünlerimizi düşük fiyata satıyoruz ancak tüccarlar bunları çok daha yüksek fiyatlara satıyor. Üretici desteklense bizim için daha iyi olur. Yaylacılığı seviyorum. Yaylaya geldiğimde kendimi iyi hissediyorum. Çocuğum açısından da burası çok güzel. Suyumuz ve havamız doğal, yeşilliklerin içerisindeyiz. Kimyasallardan uzak bir yaşam sürüyoruz” diye belirtti.
Madenler yaylacılığı bitirdi
Maden faaliyetlerinin bölgedeki yaşamı ve üretimi olumsuz etkilediğine dikkati çeken Mehtap Çınar şöyle konuştu: “Şanpaşa bölgesinde madenler resmen yaylayı bitirmiş durumda. Bu madenlerin durdurulması gerekiyor. Çoğu maden sağlığımızı da tehdit ediyor. Çünkü hep kimyasal.”
Yaylada yaşanan iletişim eksikliğine değinen Çınar, bazı durumlarda telefon şebekesinin bulunmamasının ciddi sorunlara yol açtığını belirtti. Mehtap Çınar, “Burada biri hasta olunca ambulans geç geliyor. Belli bölgelerde telefon çekiyor. En azından yaz aylarında buraya geçici bir verici kurulsa bizim için çok iyi olur. Sadece sağlık ve iletişim konusunda telefona ihtiyaç duyuyoruz” diye konuştu.
Ama erkek oturup bekliyor
Yaylacılıkta kadınların iş yükünün daha fazla olduğunu kaydeden Mehtap Çınar, kadınların hayvancılık faaliyetlerinin yanı sıra ev işlerini de yürüttüğünü söyledi ve ekledi: “Erkek oturup koyun sağdığında kadın da birlikte sağıyor. Kadın kalkıyor sonra yemeğe koşuyor, bulaşığa koşuyor, çocuğa koşuyor ama erkek oturup yemeğin gelmesini bekliyor. Kadın hem erkekle iş yapıyor hem de ev işine koşuyor.”
Emeğimizin karşılığını alamıyoruz
Havacan Erdoğan ise çocukluğundan beri hayvancılıkla uğraştığını dile getirerek, “Hayvancılığın zorluğu kadar kolay yönü de var ama yayla şartları zor. Sürekli git gel, taşımacılık var, hayvanı getir götürmek var. Üretici olarak gerçekten emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Üretim yapmayı seviyoruz. Kendi işimiz. Sadece bize destek olmalarını istiyoruz. Peynirimizin, sütümüzün, tereyağımızın her şeyine nasıl yüzde 100 zam ekleniyorsa peynirimize de zam eklenmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Yaylada yaklaşık dört ay kaldıklarını söyleyen Havacan Erdoğan, doğayla iç içe yaşamaktan mutlu olduğunu belirtti. Havacan Erdoğan, “Alıştığımız için belki bize güzel. Kimi için daha çok zor olabilir ama ben seviyorum. Mesleği severek de yapıyorum. Şehir hayatını hiç sevmiyorum” dedi.
Üretici düşük fiyattan rahatsız
Üreticinin ürününü düşük fiyata satmak zorunda kaldığını kaydeden Havacan Erdoğan, mandıraların ürünü üreticiden aldıktan sonra daha yüksek fiyata sattığını söyledi. Havacan Erdoğan şöyle devam etti: “Mayıs ayında taze peynir yapıyoruz. Bunu mandıraya veriyoruz. Üç ay boyunca mandıra alıyor. Sonra peyniri mandıradan kesiyoruz. Ondan sonra onu kendimize tulum yapıyoruz, salamura yapıyoruz, tereyağımızı çıkarıyoruz ve sezonu kapatıyoruz. Mandıra taze peyniri benden alıyor. Farklı bir fiyat ekleyip markette kendisi satıyor. Peynir para ediyor ama üreticiden aldığı zaman bu peynir para etmiyor. Bizim sesimizi duymaları lazım. Eğer burada bu kadar eziyeti, zorluğu çekiyorsak peynirin para etmesi lazım, taze peynirin para etmesi lazım, tereyağının para etmesi lazım. Ürünlerimizde hiçbir katkı maddesi yok. Doğal kendi tereyağımız ve tulum peynirimiz. Bu emeği bence göz ardı etmemeleri lazım.”
50 yıldır hayvancılıkla uğraşıyor
Hayvancılıkla 50 yıldan fazla süredir uğraşan 75 yaşındaki Elif Çelebi de, bu işi çocukluğundan beri yaptığını ve elde ettiği gelirle çocuklarını büyüttüğünü söyledi. Elif Çelebi, “Senede 4-5 çoban tutuyorum. Yaklaşık 500 baştan fazla hayvanım var. Bazı yıllar 6 ton peynir üretiyorum. Yağ yapıp satıyorum. Bu işi yapmak çok iyi ama çok fazla emek veriyorum, çok fazla eziyet görüyorum. Tek başıma yapıyorum bu işi. Sağıyorum, peynir, yağ ve diğer ürünleri yapıyorum. Ben yapıyorum eşim satıyor. Tüm gelirimiz bu işten” diye belirtti. DÊRSİM