İsviçre Gündemi

Strassbourg kentinde 48. gününde olan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinin muhataplarından Avrupa Konseyi Genel Sekreter Thorbjørn Jagland, grevcilerin kendisini “endişelendirdiğini” kaydetti.
“Türkiye ve Strasbourg’daki açlık grevi haftalardan beridir sürüyor. Sağlıklarını ve yaşamlarını tehlikeye atan bu kadın ve erkekler için çok endişeliyim” diyen Genel Sekreter, “hayatlarını tehlikeye atıyorlar ve Avrupa Konseyi’nin yapabilecekleri konusunda ters etki yaratıyor” diye devam ediyor.
“Endişe” ve “Ters etki” söylemin özü. “Endişe” vurgusu olası ölümlerden sorumlu olma kaygısını, “Ters etki” söylemi ise siyasete yönelik kaygılar taşıyor.
Önce Avrupa Konseyi nedir? Avrupa Birliği’nden farklı bir teşkilatlanma olan Avrupa Konseyi, (Council of Europe) 1949 yılından beri toplanan, Avrupa çapında başta hukuk ve insan haklarının korunması, eğitim, kültür alanlarında anlaşmalar kabul eden, hükümetler arası bir kuruluştur. Yani bir anlamda Avrupa Birliğidir. Avrupa Konseyi kısaca; Avrupa’daki insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünden sorumlu bir teşkilattır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Avrupa Konseyi’ne bağlıdır.
Strassbourg Açlık Grevi eylemine Avrupa Konseyi’nin muhatap olması, onların kuruluş ilkeleri gereğidir. Hukuk-İnsan Hakları-Kültürel değerlerin korunması.
 Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından açıklanan yıllık değerlendirme raporunda, 2011’de Avrupa-Türkiye ilişkileri açısında dikkat çekilen konuları hatırlatalım.
2011 raporundaki cümleleri olduğu gibi aktaralım. “Türkiye ile 1 yıl daha kaybedildi. Genel olarak 20 üzerinden 6 verilen AB’nin Türkiye konusundaki performansının  “hukuk, demokrasi ve insan haklarının üstünlüğü konusundaki ilişkileri”ne 20 puan üzerinden 6 ile “çok yetersiz” bulundu. Türkiye ile bölgesel konularda ilişkiler”de AB’nin performansı ise 20 üzerinden 10’a denk gelen “yeterli” olarak tespit edilmiş.
— AB’nin en yüksek puan aldığı konular 20 üzerinden 18’le Balkan ülkelerine vize muafiyeti, terörle mücadele için ABD ile veri paylaşımı ve İran’ın nükleer programı konusunda ABD ile işbirliği oldu.
— AB’nin en düşük notları ise 20 üzerinden 5’le Türkiye ile ilişkiler, Kıbrıs sorununda Türkiye’ye yaklaşım, Çin’de insan hakları ve hukukun üstünlüğü konuları oldu.”
Yani AB, Türkiye performansında insan hakları, demokrasi, hukuk notu düşük. Yani görevlerini yapamamış, bu alanlarda Türkiye’nin adım atması üzerinde etkisini kulanamamış ve yeteri kadar da sorun etmemiş. Ama Türkiye ile bölgesel konularda yüksek not almış. Bölgesel konular ne olabilir, enerji hatları, Arap Baharında Türkiye’nin rolü, ekonomik yatırımlar vs…
Herşey çok açık. Avrupa Konseyi ya da Birliği açıkça Türkiye’deki insan hakları ihlalleri, demokrasi, hukuk sorunlarını bölgesel ve ekonomik çıkarları gereği, görmezden geliyor, çıkar ilişkilerinin önüne geçmesini istemiyor ve dolayısıyla bu alanlarda sınıfta kalıyor.
O halde Genel Sekreter, “ters etki ediyor”da bir itirafı dile getiriyor. Bunun açılımı şu: “Biz bu konuda Türkiye’nin üzerine gidemeyiz. Hele bunu Kürtlerin baskısıyla asla yapamayız. Yoksa Türkiye’nin şimşeklerini üzerimize çekeriz.”
Zaten İnsan hakları, hukuk, demokrasi konularında, kendi raporlarınızdan da anlaşıldığı gibi sınıfta kaldığınız için….
Kürt Halk Önderine tecrit sürüyor,
KCK’liler ve aydınlar tutuklanıyor,
Roboskî’de katiamlarla halka savaş ilan ediliyor,
Taş atan çocuklar, terörist sayılıyor, tecavüz ediliyor..
Uçaklar sınır ötesini bombalıyor..
Kürt sorununda tek adım atılmıyor
ve Kürtler, bu düşük notunuz yüzünden
bedenlerini kalbinizin merkezinde ölüme yatırıyor..
“Endişe”nin de olası ölümlerde pay sahibi olma kaygısından kaynaklandığı anlaşılıyor.
Açlık grevi eylemi vicdanları ayağa kaldırmanın yoludur.
Vicdanınız var mı? bekleyip göreceğiz.