Donald Trump, geçtiğimiz Ocak ayında devraldığı ABD Başkanlığı’ndan bu yana yeni ulusal güvenlik stratejini ilk kez açıkladı. 55 sayfalık yeni ulusal güvenlik stratejinde, Ortadoğu’da Mısır ve Suudi Arabistan müttefik, İran ise terör destekçisi olarak görüldü. Türkiye’den ise tek kelime bile bahsedilmedi.

Hürriyet’in Washington Temsilcisi Cansu Çamlıbel açıklanan yeni güvenlik stratejisi belgesi hakkında şunları yazdı:“Trump,  „Ortadoğu’da ABD çıkarlarına uygun bir güç dengesi peşinde olduğu Trump’ın stratejisine yansıyor. Belgede İran için ‘dünyanın en önde gelen terör destekçisi devleti’ ifadesi kullanıldı. Suudi Arabistan ve Mısır ise müttefik olarak görülüyor. ABD Başkanı Donald Trump, merakla beklenen ilk Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni dün açıkladı. Türkiye’de doğrudan tek kelime atıf olmazken, Trump yönetiminin Ankara ile ilişkilerini etkileme potansiyeli en yüksek unsurlar ise Ortadoğu başlığı altında yer aldı. Belge, Trump’ın halihazırdaki Ortadoğu politikasına yön veren ve daha güçlü bir biçimde yön vermeye devam edecek unsurun, Suriye savaşı sonrasında bölgede artan İran nüfuzunun Suudi Arabistan’ın patronluğunda dengelenmesi olduğunu ortaya koydu. Belgede, ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarına uygun güç dengesinin sağlanması kapsamında Suudi Arabistan ve Mısır’a isim verilerek atıf yapıldı. Yıllardır Ankara’nın çok tepkisini çeken ve önceki Başkan Obama’nın kullanmayı reddettiği ‘Radikal İslamcı terör’ anlayışı Trump ile birlikte Ulusal Güvenlik Belgesi’ne geri döndü. Belgede ‘Cihatçı terör örgütleri ulusumuza yönelik en büyük terör tehdididir’ ifadesi yer alıyor.“ 


Terör ve çetelerin sponsörü Türkiye

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymond (HR) McMaster, Washington’daki düşünce kuruluşu Policy Exchange’te yaptığı konuşmada „Türkiye ve Katar, yeni radikal ideolojilerin yeni sponsörleri“ ifadesini kullanmış, McMaster’ın bu açıklaması Türk Dışişleri Bakanlığı’nın tepkisini çekmişti. 

McMaster o konuşmada, pazartesi günü yeni ulusal güvenlik stratejesi belgesinin ABD yönetimi tarafından açıklanacağını da duyurmuş, siyasi çevreler de Türkiye’nin adının „Yeni radikal ideolojilerin sponsörü“ olarak açıklanacak belgede geçip geçmeyeceğini beklemişti. 

Türkiye’nin adı belgede „Yeni radikal ideolojilerin sponsörü“ olarak geçmedi ancak adının hiç geçmemesi de ABD’nin açık bir tavrı olarak algılanabilir. 

Yeni güvenlik stratejisi belgesinde İran „Önde gelen terör devleti“ olarak nitelendiriliyor. İran’ın ortak ve uzantıları ile Ortadoğu’da nüfuz alanını genişlettiği ve istikrarsızlığı geliştirdiği de belgede yer alıyor. Aynı şekilde, İran’ın batı ile 2015’te yaptığı nükleer anlaşmadan faydalanarak balistik füzeleri daha yetkin bir şekilde geliştirdiği de belirtiliyor. 

El Kaide ve DAİŞ terör ve çete örgütleri de Ortadoğu’da istikrarsızlığı geliştiren diğer unsurlar olarak yeni güvenlik stratejisi belgesinde yer alıyor. 

Türkiye, İran ile merkezinde Kürt düşmanlığının olduğu yeni ortaklıklara girişirken, bir yandan da DAİŞ ve El Kaide kökenli çete örgütleri ile ilişkilerini sürdürüyor. 

Türkiye’nin bu ilişkilerini sürdürmesi durumunda Türk-Amerikan ilişkilerinin çok daha kötü bir seyir izlemesi kaçınılmaz görünüyor. 

Belgede Suriye ve Irak için ise şu ifadeler yer aldı:“Irak ile bağımsız bir devlet olarak uzun süredir devam eden stratejik ortaklığımıza devam edeceğiz. Suriye’deki iç savaşa mültecilerin evlerine dönmesini sağlayacak koşulları yaratacak bir çözüm aramayı sürdüreceğiz. İran rejiminin nükleer silaha ulaşacak yollarını kesmek ve İran’ın bölgedeki habis etkisini engellemek için ortaklarımızla beraber çalışacağız.“


Rusya ve Çin ile rekabet

ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisini ABD Başkanı Donald Trump basın mensuplarına önceki gün açıkladı.  „Önce Amerika“ ilkesinin ön planda olduğu yeni güvenlik stratejisinde, Rusya ve Çin „ABD’nin gücüne meydan okumak isteyen rakipler“ olarak öncelikli hedefler arasına alındı.

Trump şu ifadeleri kullandı: „Bu strateji, sevelim ya da sevmeyelim, yeni bir rekabet çağında yaşadığımızı kabul ediyor. Dünya çapında güçlü askeri, ekonomik ve siyasi yarışların döndüğünü kabul ediyoruz. ABD’yi ve müttefiklerimizi tehdit eden haydut devletlerle karşı karşıyayız. Terör örgütleri, uluslararası suç çeteleri ve dünya çapında şiddet ile kötülük yayan diğerleriyle karşı karşıyayız. Amerikan etkisine, değerlerine ve zenginliğine meydan okuyan rakiplerimizle, ki bunlar Rusya ve Çin, karşı karşıyayız. Onlarla ve diğer ülkelerle büyük ortaklıklar kurmaya çalışacağız ancak ulusal çıkarımızı koruyan bir şekilde.“

Donald Trump ayrıca, hafta sonunda kendisini arayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeden detay verdi. 

Trump, St.Petersburg şehrinde düzenlenmek istenen bir terör saldırısında Amerikan istihbarat örgütü CIA’nin verdiği bilgiler sayesinde binlerce kişinin ölümünün engellendiğini ve Putin’in bundan dolayı kendisine teşekkür ettiğini dile getirdi.


Pakistan ve Kuzey Kore’ye atıf

Trump konuşmasının devamında Pakistan’ı „terörizme karşı kararlı bir adım“ atmaya çağırdı, ABD’nin Kuzey Kore rejimine yönelik baskılarının ülkeye yönelik en ağır yaptırımların getirilmesinin önünü açtığını da söyledi.


İklim değişimine yer verilmedi

Trump’ın son olarak 2015’te Barack Obama tarafından hazırlatılan ulusal güvenlik stratejisinde beklendiği gibi iklimsel değişikliklere vermedi. 

Obama’nın küresel ısınmayı ‘tehdit’ olarak gösterdiği stratejinin aksine Trump, enerjide egemen ülke hedefini öne çıkardı.  


WASHİNGTON