
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında konuştu. Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan'ın ölüm orucunun devam ettiğini hatırlatan Kışanak, "Günlerdir mayınlı arazide kendi yaşamını ortaya koydu ve insanlığı kazanmaya çalışıyor. Bir insanın yaşamını ortaya koymasının gerekçesi ise sınıra duvar örülmesidir. Siz hangi hakla ve vicdanla sınıra duvar örüyorsunuz. Berlin duvarının yıkılışı bir milat olmuştur. İsrail'in ördüğü duvar utanç duvarıdır. Peki Türkiye'nin ördüğü nedir? Duvara duvar diyeceksin. Buna da utanç duvarı diyeceksin başka bir tanımı yoktur" dedi. Kışanak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Güvenlik gerekçesi diyorlar. Şu anda Kürtlerin denetiminde olan yerlerden Türkiye'ye yönelik tehditkar davranış söz konusu değildir. Türkiye, Rojava Kürdistan'ı ile komşu halindedir. Türkiye'ye yönelik bir tehdit olmamıştır. Sınır değil köprüler kurulmasını arzuluyoruz. Ticaret köprüsü, insanlık köprüsü kuralım. Oradaki insanlarda bunu söylüyorlar. Kapılar ticari, sosyal, sportif ilişkilere açılsın diyen bir ses var bunun karşısında ise duvar ören bir ses var. Kürtlerin siyaseti ile AKP siyaseti arasında bu kadar büyük bir fark var."
Kışanak, herkesin kimin çözümden yana kimin ise bunu zora soktuğunu gördüğünü belirtti. Kışanak, uluslararası hukuka göre Türkiye'nin suç işlediğini vurgulayarak, "Türkiye oradaki mayınları korumakla değil temizlemekle sorumludur. Octovia Sözleşmesine imza attılar. 2014 yılına kadar toprak altındaki mayınları çıkarıp imha etmesi gerekiyor. AKP hükümetinin imzası var bu anlaşmada. O gün bugündür 1 mayın temizlenmedi. Tam 10 yıl geçti. Türkiye-Suriye sınırında 1 milyon mayın var. Bu Kürdistan'da yaşayan 7 kişiye bir mayın demektir. Aile başına bir mayın düşüyor. Kürtler bunu kabul etmeyeceklerdir" dedi.
Kürtlerle barışacaksınız
Kışanak, hükümetin Kürtlerle stratejik bir barışa halen hazır olmadığını kaydederek, "Kürtler açıkça stratejik bir barış istediklerini söylüyor. Bu kadim topraklarda yaşayan kim varsa hakkı ve hukuku ile özgürlüğü yaşayacaktır. Ortadoğu'nun barışını ve istikrarını temin edecek tek yaklaşım budur. Bunu mayınlar veya duvarlar ile yapamazsınız. Hiçbir şeyle kazanamayacağınız bir şeyi size teklif ediyoruz. Sizin kastettiğiniz barış insanların her şeyinden vazgeçmesidir. Eğer güvenlik diyorsanız bunu sağlayacak tek şey barıştır. Kürtlerle barışacaksınız. Rojava Kürdistan'ının özerkliğini kabul edeceksiniz o zaman güvenlik diye bir sorun kalmaz" şeklinde konuştu. Kışanak, Türkiye'nin Suriye sınırında bulunan mayınlı bölgenin 900 kilometre olduğunu söyledi.
Sınırlar artık anlamsız
Kışanak, sakat kalma pahasına mayınları anlamsızlaştıran halkın duvarı da anlamsızlaştıracağını belirtti. Kışanak, "Sınırdaki evlerde kolunu, ayağını ve gözünü kaybetmiş insanlar görürsünüz. Çünkü insanların köyünü ortadan bölmüşsünüz. Bu tutmamıştır. Hayatın normal akışının önünde kim durursa devrilmeye mahkumdur. Saddam ve Esad gibi. Olsa olsa zamanı uzatıp acıyı büyütürsünüz. Hayatın normal akışına karşı duramazsınız. Hayatın normal akışı artık sınırları anlamsız hale getirmiştir" dedi.
Kürt halkına süt bile gitmedi
Kışanak, Kürtlere karşı ayrımcı anlayışın hayatın her alanında devam ettiğini vurgulayarak, "Türkiye sürekli Suriye'ye yaptığı yardımları söylüyor. Bu yardımlardan Kürt halkına bir tek kutu süt bile gitmemiştir. Bizim vergilerimizle alınıyor o yardımlar. Tamamı Türkiye'nin desteklediği gruplara gidiyor. Kürt halkı kendi topladığı yardımları götürüyor. El Nusra'ya, El Kaide'ye yakın gruplara trilyonlarca yardım yolluyorsunuz neden Kürtlerin olduğu yere yardım yollamıyorsunuz? Kürtler buna minnet etmiyor ama bu ayrımcılığı ortaya koyuyor" şeklinde konuştu. Kışanak, 3 aydır Nusaybin'de 2 ambulans ve değirmenlerin bekletildiğini hatırlattı.
DİHA/ANKARA