Kürt Halk Önderi BDP heyetiyle yaptığı görüşmede, “bana şimdiye kadar araçsal yaklaşıldı, ben de savaşı durdurmak ve çözüm zemini yaratmak için buna ses çıkarmadım; artık çözüm zamanıysa stratejik rolüm görülmeli ve öyle yaklaşılmalıdır” demektedir. Bu aynı zamanda bu Önderlikteki çözüm iradesini de ortaya koymaktadır. Çözümde ciddi ve kararlı olduğunun ifadesidir. Devlet ve AKP Hükümeti Kürt sorununda esas irade ve karar sahibinin bu Önderlik olduğunu bilerek her fırsatta yanına gitmektedir. Türkiye’de hemen herkes Kürt sorununda çözüm olacaksa tek muhatap Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dır demektedir. Kürtler içindeki en itibarlı kişinin bu Önderlik olduğu tartışmasızdır. Time dergisi yılın yüz önemli insanından biri olarak da bu Önderliği seçti. Dergi düşünce ve siyasi gücü nedeniyle bu tercihi yapmıştır.

Kürt sorununun çözümünde temel aktör ve Kürtler içinde sözü en fazla dinlenilen kişiyse o zaman bu Önderliğe farklı yaklaşılması gerekir. Bir mahkum gibi yaklaşılamaz. Savaşı durduran, çatışmasızlık sağlayan bu liderliğe eğer çözüm iradesi varsa stratejik yaklaşılması şarttır. Böyle yaklaşılmazsa bu devletin bir çözüm zihniyeti ve iradesi olmadığı anlaşılır. Bir çözüm ve barış ancak bu liderliğin onayı ve özgürlüğüyle olur. Bunun dışında bir çözüm ve barış aramak eşyanın tabiatına aykırıdır. Bir toplum içinde bu kadar etkili bir liderlik var ve o lidere stratejik yaklaşılmazsa kim o topluma ve sorunlarına ciddi yaklaşıldığına inanır?
Bu Önderlik sadece Kuzey Kürdistan’da değil, Güney, Doğu ve Rojava Kürdistan’da da en etkili ve itibarlı liderdir. Hiçbir liderin gücü bu Önderliğe bile yaklaşamaz. Yeminli Apo ve PKK düşmanları ne derse desin, bu Önderliğin Kürt halkı içindeki yeri çok özeldir. Toplum bu lidere çok bağlıdır. Bu nedenle “bê serok jîyan na be” diye haykırmaktadırlar. Önderliksiz yaşam olmaz, diyorlar. “Önderliksiz asla!” diyorlar. Özellikle Kürt kadınları kendilerine kimlik ve irade kazandıranın bu Önderlik olduğunu çok iyi biliyorlar. Siyasi olarak PKK’ye karşı olan kişilerin, grupların eşleri ve kızları bile bu Önderliğe sempati duymaktadırlar. Korucu eşlerinin bu Önderliğe büyük bağlılık gösterdiğini Botan’ı gezen herkes söylemektedir. Bu Önderliğin başta Türkiye olmak üzere bölge kadınları içindeki etkisi ve itibarı giderek artmaktadır. Türk devleti her ne kadar kadın çalışmalarına ağırlık verse de, hiçbir taklit orjinalin yerini alamaz. Öyle ki, bu kadın çalışmaları bile sonunda bu Önderliğin geliştirdiği özgürlük çizgisine hizmet etmekten başka bir sonuç vermeyecektir. Bu Önderliğin her alanda etkisi kırılabilir; örtbas edilebilir, inkarcılık yapılabilir, ama kadında yarattığı değişim ve etkinin kırılması mümkün değildir.
Kürt halkını bu Önderlik güç yapmış ve 40 yıldır her koşulda özgürlüğü için savaşan bir halk haline bu Önderlik getirmiştir.
Kürt gerçeğini bu Önderlik bu noktaya getirmiş, Kürt sorununun çözümünü bu Önderliğin öncülük ettiği mücadele gündeme koymuştur. Bu açıdan bu Önderlik muhatap alınmadan, bu Önderlikle mutabık olunmadan Kürt sorunu çözülemez. Bu Önderliğin Kürtler içindeki konumu stratejiktir. Bu rolü de düşüncesi ve çabasıyla almıştır. Bu Önderlik herkesi güç yapmıştır. Bu Önderliği etkisiz kılmak için devlet birçok kişiye değer vermiş, rol biçmiş, ama sonunda bu kişiler biterken, bu Önderlik daha da büyümüştür. Aşılacak bir Önderlik olmadığı defalarca kanıtlanmıştır. Zaten kendisi “ben mezara girsem de rolümü oynarım” diyerek etkisi ve gücünü ortaya koymaktadır.
Bu Önderliğin Kürtler içindeki gücü yüz defa değil, bin defa kanıtlanmıştır. Bu Önderliğin stratejik Önderlik olduğu tartışmasızdır. Özellikle Kuzey Kürdistan’da bu Önderliksiz hiç kimse bir adım atamaz. Kuzey Kürdistan’da ne yaratılmışsa bu önderlikle yaratılmıştır. Bu önderliğin başlattığı mücadele olmasaydı bugün Kürtlükten bile söz edilemezdi. Sadece Kuzey’de değil, Güney Kürdistan’da bile Kürtlük bitirilirdi. Güney Kürdistan’da yenilginin yaşandığı ve umutsuzluğun kol gezdiği 1970’li yıllar ortamında Apocu hareket tarih sahnesine çıkarak umudun daha da canlanmasına yol açmıştır. En büyük parçada özgürlük mücadelesinin canlanmasıyla tüm parçalardaki özgürlük umudu giderek yükselmiştir. Bugün bu Önderliğin dört parçada etkisi varsa bu havadan gelmemiştir. Kürt toplumsal bilinci bu Önderliğin kendileri için ne anlama geldiğini iyi bilmektedir. Toplumsal hafızalar, bilinçler, bireyler ya da gruplar gibi uzun süre yanılmazlar. Asıl gerçeği onların bilinci ve tutumunda görmek mümkündür.
Başbakan’ın danışmanı, Önderlik bana stratejik yaklaşılmalıdır der demez, her zamanki tekerlemeyi dillendirmiştir. Senin sözünü örgüt ne kadar dinliyor, anlamımız lazım diyor. Bu beyefendiye, hadi oradan, derler. Bu Önderliğin kendisini sana ya da başkasına ispatlama gibi bir derdi yoktur. Bu halk da, örgütü de, militanları da bu Önderliğe ölümüne bağlıdırlar ve bunu defalarca kanıtlamışlardır. Düşmanları bile bu Önderliğin gücünü çok iyi bilmektedirler. Sayın danışman, siz böyle bir Önderliği ciddiye alacak mısınız, almayacak mısınız? Sorulan soru budur, cevabı aranan soru budur. Silahlar bıçak keser gibi sustuysa, dokuz aydır cenazeler gelmiyorsa bundan daha büyük kanıt olabilir mi? Bundan başka kanıt aramak ipe un sermektir. Çatışmasızlığı bu liderlik sağlamış, ölümleri bu liderlik durdurmuştur. Bunu bu Önderlik dışında hiçbir güç ve birey sağlayamazdı. Gerillayı da, halkı da bu Önderlik dışında durduracak bir Allahın kulu yoktur. Şu anda da bu gerçekleşmiştir. O zaman bu Önderliğe stratejik yaklaşılacaktır, çözümde stratejik rol verilecektir. Bu rol verilmezse, bu rolün gereklerini yerine getirecek bir pozisyon ve ilişkiler içinde olamazsa gerillaya, PKK’ye ve halka bundan öte başka bir adım attırmak mümkün değildir. Filistin’e Yaser Arafat dikkate alınmadan, bu lidere stratejik yaklaşılmadan Filistin müzakereleri başlayabilir miydi? Nelson Mandela’ya straetjik yaklaşılmadan Güney Afrika’da bir çözüm süreci gelişebilir miydi? Garry Adams’e stratejik yaklaşılmadan İrlanda sorununun çözülmesi mümkün olabilir miydi? Doğu Timur lideri Kay Rala Xanana Gusmao’ya stratejik yaklaşılmasaydı sorun çözülebilir miydi? Bunun gibi onlarca örnek gösterilebilir. Kürt Halk Önderine de böyle yaklaşılmak zorunludur.
İmralı’da eski hücresine taşınması, BDP’lilerin arada bir İmralı’ya gitmesi, ailenin bazen görüşmesiyle bu Önderlik çözümde rolünü oynayamaz. Çözüm ancak iki taraflı iradeyle gerçekleşebilir. Tek taraflı yaklaşımlarla Kürt sorunu çözülemez. Sadece tek taraflı savaşların ve direnişlerin zemini döşenir. Bazıları Kürtler muhatap alınmadan sorun çözülsün diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Kürtler bir toplum olarak görülmeden ve siyasi iradesi tanınmadan çözüm gerçekleşemez. Çünkü bu da çözümün parçasıdır. Hem de ilk koşuludur. Bunu anlamamak kafayı kuma gömmektir; demokratik zihniyetten ve dünyada sorunların nasıl çözüldüğünden bihaber olmaktır.
Bu Önderliğin sağlık, güvenlik ve özgürlük koşulları temel sorun olarak görülmeli ve bu konuda hiç zaman kaybetmeden adımlar atılmalıdır. Sorun çözülmeden özgürlük olamayacağına göre sorunu köklü çözecek koşulların hazırlanması olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Önderliğe ancak böyle stratejik yaklaşılmış olur. Böyle yaklaşılmazsa zaten bir çözüm zihniyeti ve projenin olmadığı anlaşılır. Bu durumda da bu Önderliğin ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin bir durum muhasebesi yapma ve tutum alma yaklaşımı ortaya çıkar.