Fransa’da her yılbaşında olduğu gibi polisiye önlemlerle yeni yıla hazırlandı. Onbinlerce polis ve jandarma gece boyunca sokakları doldurdu. Bütün bu polisiye şova rağmen sokak taşlarına gençlerin kanı aktı. Paris Tracodero Meydanı’nda gece yarısı bir genç bıçaklanarak öldürülürken, 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece sayısız kriminel vakka yaşandı. 1 Ocak’ta çıkan Fransız gazetelerine gece boyunca yaşanan bıçaklama, hırsızlık, araba yakma vb olaylarının yanı sıra geçtiğimiz hafta Formula 1 yıldızı Alman pilot Michael Schumacher, Fransa’da kayak yaparken düşüp ağır yaralanmasına dair haberler manşetlere taşındı. Fransız basını son bir hafta boyunca Schumacher ile ilgili haberlere kilitlendi. Hatta öyle bir kilitlenme ki insanın kanını donduracak bir düzey... Schumacher’in yattığı yoğun bakım ünitesine gizlice din adamı kılığına girip resim çekecek bir basın “ahlakıyla” hareket eden Fransız basını burjuva medya anlayışını birkez daha ortaya koydu. Ve nihayet Fransız basını Hollande’ın Türkiye ziyaretinden bahsetmeye başladı.
1 Ocak tarihinde gazete haberleri arasında Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın 27 Ocak’ta Türkiye’ye yapacağı ziyarette yer alıyordu. İlk defa Fransa Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyaretinin içeriği basına yansımaya başladı. 21 yıl sonra Türkiye’ye gidecek ilk Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande olacak. Hollande’in Türkiye ile 30 milyar Dolarlık bir anlaşma için gittiği belirtiliyor. Türkiye ve Fransa arasında Kömür Santrali ve Sinop Nükleer santrali yapımı konusunda yatırımlar Hollande ziyaretinin asıl gündemini oluşturuyor. Fransa geçtiğimiz yıl 11 Ocak tarihinde Mersin Nükleer santrali için Türkiye ile anlaşma sağlamıştı. Yılda bir tazelenen yatırım anlaşmalarının bedeli son 5 yıldır gözaltı, tutuklama ve ölüm olarak Kürtlere ödetildi. Her diplomatik ziyaret öncesi yaşanan operasyonlar ve tutuklamalar ise hala belleklerde. Acaba kez Kürtlere nasıl bir fatura çıkarılacak sorusu ortada duruyor.
Hollande’ın bu ziyaretinin içeriği basına ekonomik işbirliği temelinde yansıtılsa da Suriye konusu bu görüşmenin en önemli başlıkları arasında duruyor. Suriye konusunda Türkiye ile stratejik bir ortaklığı şuana kadar yürüten Fransa’nın Türkiye siyasetinde yaşanan çalkantılardan sonra nasıl hareket edeceği ise merak konusu! Fransa hangi devletle masaya oturacak; Paralel devletle mi yoksa AKP ile mi! Fransa’nın kendisi de ziyaret ettiği ülkeden farklı bir durumda değil. Yaşadığı krizi atlatmak amacıyla, Afrika seferlerini sürdürse de Fransa kronik krizine çözüm üretemiyor. Suriye konusunda beklentileri ve hesapları tutmadı. Stratejik ortağı Türkiye neoliberal dalaş içerisinde kıvranıyor. Türkiye ile ikili girilen Suriye girdabında battıkça batıyor. 21 yıl sonra çıkılan Türkiye seferinde Fransa’nın tüm bu yaşananlardan nasıl bir ganimetle çıkmayı planladığı ise merak konusu!
Kürtler için, Hollande’ın ziyareti ne getirir önemli değil, onlar Paris’te katledilen her üç Kürt kadından bayrağı devralmış binler olarak Paris’ten yoldaşlarının katillerini sormak için gelecek. Paris’in sokakları yine Kürt kesilecek. Zılgıtlara, sloganlar karışacak. Çıkılan bu yolda Kürtler; karanlık masalarda ya da ganimet seferlerinde onlara ne tür bir diyet biçildiğini hiç hesaplamadı. Kürtler, bu hesapsızlıkla çıkılan yollarda kurşunlandı ama yürüyüşünü durdurmadı!
İşte bir kez daha Paris Sakine’nin, Fidan’ın ve Leyla’nın konuklarını ağırlamaya hazırlanıyor. Her Kürdistanlı‘nın işyerlerinin duvarlarına 11 Ocak yürüyüşünün afişi asılı. Şuana kadar 11 Ocak yürüyüşüne çağrı için sayısız gösteri gerçekleşti. Bütün bunları Fransız medyası görmezden gelmeye devam ediyor. Devlet, medya, adalet üçlüsü susmayı tercih ediyor. Kürtler ise hesap sormaktan vazgeçmeyeceğini bir kez daha yineleyecek.
Stratejik ortakların Ocak buluşması...
Fransa Gündemi