İLMİK İLMİK ÖRÜLEN ROJAVA DEVRİMI - 3

Rojava (Güney-Batı Kürdistan), kuzeyi Lozan Antlaşmasıyla bölünen ve 877 KM uzunluğundaki Suriye-Türkiye sınırının neredeyse tamamını kaplıyor. Doğuda ise Güney Kürdistan’la sınır komşusu. Rojava bölgesi Qamişlo, Amûdê, Kobanê, Êfrîn, Dêrik, Serêkaniyê ve Hasekê kentleriyle bunlara bağlı kasaba ve köylerdeki nüfusun yaklaşık 3 milyon olduğu tahmin ediliyor. Savaştan dolayı gerçekleşen göçlerle, bölgenin nüfusu iki katına çıkmış durumda. Sanayinin az olduğu bölgede tahil, zeytin ve petrol en önemli geçim kaynakları arasında yer alıyor.  
Ortadoğu’da yaşanan sorunların başında su sorunu gelmektedir. Ancak bu konuda Rojava biraz daha şanslıdır. Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan verimli tarım arazileri Rojava’ya adeta hayat verirken, bölge ayrıca Suriye’nin adeta tahıl ambarı görevini görüyor.
Suriye Baas rejiminin uygulamaları sonucunda Rojava adeta su içinde susuz kalmış bir çöl gibidir. Rejimin özel politikaları sonucu oluşan bu durum Suriye’de iç savaş başladıktan sonra çok daha şiddetli bir şekilde kendisini gösterdi. O yüzden devrimden sonra en fazla kendini gösteren ve Rojava halklarını zor durumda bırakan sorunlardan biri de su sorunu oldu. Devrim ve Suriye iç savaşından önce Suriye genelinde su sorunu olsa da Efrîn, Kobanê ve Cizîrê kantonlarının bir bölümü sahip oldukları su kaynaklarında ötürü su sıkıntısı fazla yaşanmıyordu. Ancak rejimin diğer konularda olduğu gibi bu konuda özel politikalar izlemesi sonucu ciddi hiçbir su şebekesinin yapılmamış olması, olanların da savaş sürecinde tahrip olmasından dolayı uzun süre su sorunu yaşandı.
Rojava Devrim yönetimi ve halkın oluşturduğu kurumlar bu sorunu çözüm bulmak için ilk etapta rejimden kalma kuyulardan eldeki küçük, büyük tankerlerle su taşıyıp halka dağıtmasıyla geçici çözümler geliştirdiler. Ancak su ihtiyacının karşılanması için kalıcı çözüm geliştirilmeye çalışıldı. Kalıcı çözüm olarak ise rejim döneminde yasak olan kuyu kazma çalışmaları başlatıldı. Kent, köy, kasabalarda gece gündüz çalışan sondaj makinalarıyla binlerce kuyu kazıldı. Kazılan kuyuların suyu oluşturulan taşıma şebekeleriyle rejim tarafından yapılmış olan mahalle, köy, kasaba su depolarına pompalandı. Ancak suyun pompalanması için her kuyunun başına bir jeneratörün konulması gerekiyordu, jeneratörler bulundu ve su depolara taşındı. Depolara pompalanan su haftanın belli günlerinde şehir, kasa ve köylerde yaşayan halka verildi. Bu şekilde her üç kanton merkezi ile onlara bağlı köy, kasabaların su sorunu çözüldü. Efrîn Kantonunda en son su sorunu çözülen yer İslahiye sınırında Reco nahiyesine bağlı yedi köyden oluşan Meydana alanı oldu.

Sokakların temizliği ve çöpler
Savaşın gerçek yüzü sokaklara yansır. Sokaklarda oynayan çocukların oyunlarını değiştirir. Yine sokak lambalarının sönük olması, kentlerin karanlıklar içinde kalması biçiminde yüzünü gösterir. Bir diğer şekli ise şehir, köy ve kasa sokaklarında biriken ve toplanmayan çöp yığınlarıyla yüzünü gösterir. Devrim gerçekleştikten sonra kısa bir süreye kadar Rojava kent, köy, mahalle ve kasabalarının sokakları yüzünün bu tarafını gösteriyordu. Çünkü sokak lambaları sönüktü. Çöpleri birikmiş bazı yerlerde çöp birikintisinden geçilemiyordu. Elektrik sorunu ve belediye yeniden örgütlendirilinceye kadar bu sorun sürdü. Ancak belediyeler yeniden örgütlendirilince el atılan diğer sorunlar gibi bu soruna da el atıldı. Temizlik işçilerinin çok az olduğu yerlerde bazen Kent yada köy veya kasaba Halk Meclisinin yönetim ve diğer üyeleri günlerce çıkıp çöp topladı. Bu şekilde sorun kısmen çözülürken asıl çözüm ise sokak sakinleri, köy ve mahalle sakinleri ile yapılan toplantılarda mahalle yada sokaklarının temizliğinden kendilerinin sorumlu olduğu kavratılarak halk yönetime dahil edildiği gibi kent, köy, mahalle ve sokaklarının temizliğinde de rol üstlendi.
Şimdi Rojava’da halk kendi sokaklarını, evleri ve dükkanlarının önünü, köylerini her sabah kalkıp temizliyorlar. Bölgedeki halka, ‘çözümü nasıl bulduklarını’ sorduğumda, Rojavalı insanlar, Kuzey Kürdistan’da yerel yönetimler Kürtler tarafından yönetilmeye başlandıktan sonra, halkın temizlik için bulduğu yöntemi uyguladıklarını aktardılar. Ardından “Evet, şimdi şehirlerimizi, mahalle, sokak, köy ve kasabalarımızı bir yandan temizlerken öte yandan da güzelleştiriyoruz” diye cevap verdiler.

Tarım ve hayvancılığa geri dönüş

Devrimden sonra Rojava genelinde yeniden canlanan bir diğer alan da tarım ve hayvancılık oldu. Devrim öncesi Baas Rejimi tarafından uygulanan politikalardan ötürü (Dêrik’in Koçerat alanı hariç) hemen hemen neredeyse tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelmişti denilebilir. Hayvancılık Cizîrê alanında oda özellikle Güney ve Kuzey Kürdistan sınır bölgelerine yakın alanlarda kısmen yapılmaktaydı. Var olan hayvancılıkta ata, dededen kalma ev ihtiyaçlarını karşılamak içindi. Çünkü rejim ticaret, kesim ve besi hayvancılığı için bütün yatırımları Halep, Şam, Rakka gibi büyük kentlerine yapmıştı. O yüzden özellikle Kürt bölgelerindeki hayvancılık bitme noktasına gelmişti. Yine tarım alanında ise büyük oranda buğday üretimi yapılıyordu. Bu konuda da rejim, Rojava topraklarını adeta bir depo olarak görülmüş ve ona göre politikalar geliştirilmişti. Zira sadece Cizîrê alanında üretilen buğdayın Suriye, Ürdün ve Tunus ülkelerine yetecek kadar olduğu bazı kuruluşlar tarafından yapılan araştırmalarla ortaya çıkarıldı.
Kobanê’de de durum Cizîrê alanından daha farklı değil. Kısmen hayvancılık ve daha çok buğday üretimiyle tarım yapılıyordu. Bunun yanı sıra fıstık üretimi fazla miktarda olmasa da kimi yerlerde üretilen bir üründür. Devletin bu politikası Efrîn’de belki daha etkili olmuştu. Çünkü binlerce hektarlık tarıma elverişli arazi olmasına rağmen sadece zeytin ve buğday üretimi yapılıyordu. Kısmi düzeyde kabak, domates, biber gibi sebzeler ekiliyordu. Zira arazi sahiplerinin büyük bir çoğunluğu topraklarını terk edip ‘devlet memuru ya da bir dükkan, dikiş atölyesi’ açmak için Halep’e göç etmişlerdi. Hayvancılık ise bitme noktasına gelmişti. Öyle ki dağlık alan Şêrava ve Hawar dağı çevresindeki köyler dışında diğer köylerde neredeyse tek bir hayvan kalmamış düzeye gelmişti. Efrîn’in 365 köyünde yaşayan köylülerin büyük bir bölümü yumurta, yoğurt gibi en basit ve sıradan ihtiyaçlarını dahi Efrîn merkezden karşılar duruma gelmişti.
Devrimden sonra bazıları zorunlu bazıları ise kendi öz topraklarında ve özgür bir ortamda yaşamak için Rojava’ya dönünce tarım ve hayvancılıkta da gözle görülebilir düzeyde bir gelişme yaşandı. Bu konuda görüşlerine başvurduğum bölge halkının hemen hepsinin söylediği ortak bir nokta vardı. Oda tarım ve hayvancılığa dönüş aslında öze, doğal topluma ve toplumsal ekonomi ve üretime dönüş olduğuydu. Bazıları ise bununla aslında yeniden her şeylerini keşfetmeye başladıklarını da söylediler. Çünkü devrim öncesi öyle bir düzeye geldiklerini söylüyorlar ki, “komşu komşusuna bir ekmek dahi vermeyecek duruma gelmiştik. Ancak şimdi temel zorunlu ihtiyaç maddelerimiz başta olmak üzere birçok şeyimizi paylaşabiliyoruz. Bununla birbirimize destek olup ayakta durabiliyoruz” diyorlardı.

İhtiyaca göre ekim

Devrimden sonra hayvancılık konusunda eskiden yumurta ve yoğurt gibi basit ihtiyaç maddelerini karşılamak için birçok ev birkaç küçükbaş hayvan ile birkaç tavuk beslemeye başladı.  En fazla gelişmenin kaydedildiği alan ise tarımsal üretim alanındaki gelişme oldu. Cizîrê’de artık buğday dışında sebze üretiminden tutalım patates, soğan, sarımsak gibi ürünlere kadar her şey üretilmeye başlandı. Adeta kendi kendine yetme tarzında bir üreticilik gelişti. Kobanê yoğun ve yaygın saldırılar altında olmasına rağmen, bu konuda kısmi düzeyde de olsa bir gelişme sağlandı. Bu konuda en fazla gelişme Efrîn kantonunda kendini gösterdi.
Efrîn kantonunda şu an on binlerce aile tarımsal üretimde bulunuyor. Sadece Cindires nahiyesindeki 11 bin hektar alanlık tarıma elverişli arazini tamamı üretime açılmış durumda. Bu arazide yaklaşık bin aileye üretimde bulunuyor. Eskiden buğday, kabak, patates ve çok az miktarda sebzecilik yapılan Efrîn kantonunda şimdi yağlık ayçiçeği, tütün, patates, soya fasulyesi gibi ürünlerde ekilmeye başlandı. Bunun yanı sıra buğdaylar kaldırıldıktan sonra birçok yerde ikinci ürün ekme tarzında da araziler kullanılmaya başlandı.

Savaş ve işsizlik

Bütün savaşlarda olduğu gibi Suriye’deki iç savaşta beraberinde işsizler ordusunu getirdi. Hatta belki dünyadaki diğer savaşlardan biraz daha fazla göç ve işsizliği getirdi. Çünkü Suriye’de yaşanan iç savaş devlet ve muhalefetiyle çeteleştiği hiçbir savaş kural ve yasasına uymadıkları bir savaştır. O yüzden bu savaş beraberinde milyonlarca insanın evlerini, yurtlarını bırakıp göç etmesine neden oldu. Bu göçün bir bölümü dış göç olurken, bir bölümü de iç göç şekilde oldu. Savaş ve saldırılardan dolayı göç işsizlik demektir. Bu durumdan en fazla etkilenen yer savaşın başından beri savaşın girmemesi için korunan Rojava kent, köy ve kasabaları oldu. Öyle ki nüfusu savaş öncesi on bin olan ilçeler göç ile birlikte yüz bin civarına çıktı.
Şam, Halep, Hama, Humus, Idlip, Bab, Dear Ül Zor, Rakka gibi kentler başta olmak üzere Suriye’nin diğer kentlerinden yüzbinlerce insan Rojava’nın Dêrik, Qamişlo, Amûdê, Dirbêsiyê, Kobanê ve Efrîn kentlerine göç etti. O yüzden Suriye genelinde en fazla iç göç alan yer Rojava olunca bu durum beraberinde ciddi bir işsizlik sorununu getirdi. Rejim zamanında yapılmış tek bir fabrikanın dahi olmadığı Rojava’da işsizlikle mücadele etmek çok kolay değildi. O yüzden yapılan özel savaş propagandalarının da etkisiyle işsizlik sorunu da çakışınca yüz binlerce insan göç etti. Ancak göç edenlerin büyük bir çoğunluğu gittikleri yerlerde kimisi beş ay, kimisi altı ay, kimisi bir yıl kaldıktan sonra geri döndü.
Rojava’da işsizlik sorunun aşılması için her kantonda olanaklar düzeyinde bazı çözümler arandı. Ancak bulunan çözümlerde sürekli palyatif çözümler olduğu için, işsizlik sorunu aciliyetini sürdürüyor. Bunun temel nedeni ise hala büyük bir belirsizliği yaşayan Suriye’nin genel durumu olurken diğer temel nedeni ise Rojava’ya yönelik çeteler tarafından gerçekleştirilen saldırılar ile uluslararası ve Kürt işbirlikçi güçlerin uyguladıkları ambargolar oldu.

Dikim atölyeleri Efrîn’e taşındı

Rojava’da en fazla göç alan yerlerin başında Halep, Şam, Hama, Humus, Idlip’a yakın olmasından ötürü Efrîn oldu. Bu yüzden savaş ve devrim Efrîn 7 nahiyesi ile 365 köyündeki genel nüfus 500 ila 700 bin arasında iken şimdi nüfusu 2 milyon sınırına dayanmış durumda. Bu yüzden işsizlik sorununa ekonomik alt yapısı ve dinamikleri güçlü olmasından dolayı kanton sınırları içinde çözüm arandı. Bunun nedeni ise Efrîn’in sahip olduğu güçlü ekonomik alt yapı ile Halep ve Antep gibi bölgenin ticaret ve sanayi merkezlerinin ortasında bulunmasaydı. Bu konumundan dolayı sanayileşmeye elverişli bir durumaydı. Bu yüzden Halep’ten göç edenlerin büyük bir bölümü sahip oldukları küçük çaplı işletmelerini de Efrîn’e taşıdı. Çok geçmeden Efrîn kantonunda daha önce Halep’te çalışır durumda olan yaklaşık 300 dikim atölyesi Efrîn’e sahipleri tarafından getirilerek yeniden işlerlik kazandırıldı. Efrîn’deki dikim atölyelerinde şimdi yaklaşık 3 bin ila 5 bin kişi istihdam edilmiş durumda. Bunun yanı sıra Efrîn’deki araba bakım, onarım sanayi sitesine onlarca dükkan eklendi. Onlarca briket yapma işletmesi açıldı. İnşaat sektörü büyük bir hız kazandı.
Rojava yönelik uygulanan resmi ambargodan ötürü kapıların kapalı olmasından ötürü sınır ticareti bağlamında ciddi gelişmeler yaşandı. Sınır ticareti yaygınlaşınca, bu insanlar meclis oluşturularak örgütlendirildi.

Kurumlaşma Rojava sınırını aştı

Rojava Devrimi, halkların özgürlüğü, ortaklığı ve kardeşçe bir arada yaşama felsefesi ve ideolojik çizgisi temelinde Suriye’nin diğer alanlarında da kendisini kurumlaştırma çalışmaları yürüttü. Bu alanların başında ise Halep gelmektedir. Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik çete ve rejim güçlerinin ortak saldırılarından ötürü nüfusunun hemen hemen tamamına yakını ilk etapta göç etse de oradaki savunma ve örgütleme çalışmalarından hiçbir zaman vazgeçilmedi. Halk göç edince mahallelerde sadece savunma amaçlı YPG, YPJ güçleri ile Asayiş güçleri kaldı. Rejim ve çete gruplarının tüm saldırılarına rağmen mahalleler korundu. Bunu gören halkın bir bölümü geri döndü. Halkla birlikte iç savaşın şiddetli bir şekilde yaşandığı Saxur, Haydariyê, Bostanbaşi mahallelerinden Arap halkı da göç ederek YPG, YPJ ve Asayiş güçleri tarafından savunulan bu mahallelere yerleşti. Geçen seneden beri yaşanan savaştan dolayı Halep’in diğer mahalle ve semtlerinden göç ederek Şeyh Maksut’a yerleşti. Yaklaşık 25 bin kişi bu mahalleye göç etti. Bunların 15 bin kadarı Arap. Göç edip gelen bu insanlarla birlikte Arap-Kürt ortak ve kardeşlik meclisi kuruldu.
Meclis çalışmalarını mahallede yaşayan insanların su, elektrik, çöp, ilaçlama gibi hizmet sorunlarını çözmeye çalışıyor. Göç ile yeni gelenlere meclis tarafından ev bulunup yerleştiriliyor.  Çıkan toplumsal sorunları çözmek için Barış Komitesi kurulmuş durumda. Lojistik ihtiyaçlarını karşılamak için Heyva Sora Kurd çalışmalarını sürdürüyor.
Şeyh Maksut yeniden canlanıyor
Bununla birlikte hasta ve yaralıları tedavi etmek, imkanları ölçüsünde ilaçlarını karşılama çalışmaları Heyva Sor tarafından yürütülüyor. Bunun yanı sıra Heyva Sor bünyesinde küçük çaplı bir hastane açılmış. Bu hastanede gönüllü iki doktor ile altı tane de hemşire yirmi dört saat görev yapıyor.
Eskiden dikim atölyelerinin merkezi olan Şeyh Maksut’ta göçten dolayı bir tane bile atölye kalmamıştı. Şimdi halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve geçim kaynağı oluşturmak için mahallede yeniden beş tane giyim dikim atölyesi açılmış durumda. Fırınlar işletiliyor. İşyeri açmak isteyenlere dükkan sağlanıp açtığı işyerine göre hammadde ve çalışma malzemeleri temin ediliyor. Örneğin bir doktor muayenehane açmak isterse malzemeleri, terzi ise dikiş makinası ile kumaş sağlanmaya çalışılıyor. Küçük bir birimle Kültür çalışmaları devam ettiriliyor. SZK bünyesinde dil kursları veriliyor.
Rojava Devrimi belki ömrü iki yıl gibi kısa gelebilir. Ancak Rojava Devrimi iki yaşında değil, çünkü ömrünün on katı kadar kökleri toprağının derinliklerindedir. Kürt Özgürlük Hareketinin yirmi yıllık aralıksız çalışmalarının merkezi olmasından ötürü ömrü oldukça uzun olduğunu görmek gerekiyor. Ama pratik uygulama biçiminde ise son iki yılda gerçekleştirildi Rojava Devrimi. İkinci yılını geride bırakan Rojava Devrimi inşa sürecini devam ettiriyor. Şimdiye kadar başarılan işler ise ömrünün on katı kadar büyük ve toplumsallık, özgürlük, halkların kardeşliği açısından büyük gelişmelerin kaydedildiği devasa gelişmelere imza attığını söyleyebiliriz.  BİTTİ


SEYİT EVRAN